Yapılan araştırmalar, büyük kentlerde kayıp çocuk sayısının
hızla arttığını gösteriyor. Anne babanın gözünden dahi esirgediği çocuklar,
kendilerini bekleyen tuzaklardan habersiz evden uzaklaşıyor ve bilinmez
kavşaklarda kaybolup gidiyor. İstisnalar vardır ve olacaktır da… Ama bir çocuk
sebepsiz yere mutlu ve huzurlu yuvasını bırakıp, bilinmez dehlizlere doğru
sürüklenmez. Çocukların büyük bir kısmı evdeki olumsuz şartlara bağlı olarak
kaçıyor bir kısmı ise kaçırılıyor…Eğer ailede, sözel fiziksel ya da duygusal
şiddet varsa ve çocuk bu olumsuz şartlar altında baskıya maruz bırakılıyorsa
küçük bir fırsatta evden kaçmayı planlıyor. Yirmi dört saat içinde bulunamayan
çocukların pek çoğu ölümle tanışıyor ve aile ancak çocuğun cesedine
ulaşabiliyor. Kayıp çocuklar arasında, intihar edenler, sokak çetelerine katılanlar,
kazaya kurban gidenler de oluyor. Evden çıkan çocuk sokakta kendisini nelerin
beklediğini bilmeden sürükleniyor. Aile ise, hatalarına kurban ettiği çocuğu
geri getirmek ve yeniden kazanmak için büyük zorluklar yaşıyor ama hataları
telafi etmek kolay olmuyor.
Kayıp çocukları değerlendirirken anne babanın hataları göz
ardı edilmemelidir. Çünkü günümüz anne babalarının büyük çoğunluğu, çocukları
ile kurdukları ilişkilerinde ve sorunlarına getirdikleri çözüm konusunda kendi
dönemlerinin kural ve kaieleri ile hareket ediyorlar. Elbette ki eğitimde hiç
değişmeyecek temel kaide ve kurullar vardır ve bu kurallar çağlar boyu
geçerliliğini korur. Fakat, birey ve toplumların hayat algıları, yaşam tarzları
ve beklentileri değiştikçe sorunlara getirilen çözümlerde buna göre
genişletilmelidir. Mesela bizim çocukluğumuzda baba çocukları ile pek yüz göz
olmaz, sert ve mesafeli durur bir sorun olduğunda direk kendi düşüncesini
dayatırdı. Bu elbette ki eğitimin temel kaideleri ile uyumlu bir davranış değil
ancak o dönem bizler babanın bu tavrını otoritenin bir parçası olarak görür ve
kabullenirdik. Babayı sert ve mesafeli bilirdik. O yüzden yaşadığımız
sıkıntıların çoğunu sorun olarak görmez hayatımıza devam ederdik..Şimdi ise
sesinizi hafif yükseltseniz, çocuk kendisine yapılanı kabullenemeyip, evden
kaçmaya karar verebiliyor, intikam almaya kalkabiliyor, arkadaş etkisiyle
yanlış yollara sapabiliyor. Eskiden çocukların hayatı evle oyun oynadıkları
alan arasında geçerdi. Oysa şimdi internet ve cep telefonları var, bu nedenle
çocuklara yardımcı olmak ve yönlendirmek daha zor fakat bu mümkün.
Ziyan olan çocukların akibetini düşündüğümüzde, yeni çözüm
metotları ve yaklaşım biçimlerine ihtiyaç duyduğumuzu görüyoruz. Bu yaklaşımın
temeli, ahlak ve maneviyata yaslanıyorsa bu çocukları yeniden kazanabiliriz.