Çocuğun Anne Babası Üzerindeki Hakları

Anne babanın görevi çocuğa iyi, güzel bir isim vermektir. Bu, dinimizin esasıdır. Günümüzde bazı acayip isimler var; bu doğru değildir. Peygamberimiz, babanın ve annenin çocuğa güzel isim koyması gerektiğini söyler. Çirkin isimler olmaz, bu çocuğun hakkıdır.

Abone Ol

Tirmizî, Ebû Râfi' radıyallahu anhtan -ki o Peygamberimiz’in azatlı kölesidir- rivayet ediyor: Kendisi "Ya Resûlallah, bizim üzerimizde çocuklarımızın hakları nedir?" diye sordu. Peygamberimiz, bizim çocuklar üzerimizde haklarımız olduğu gibi, çocukların da bizim üzerimizde hakları olduğunu söyledi ve şunları saydı: “Yazmayı, okumayı, yüzmeyi, atıcılığı öğretmek, helal lokma yedirmek, asla haram lokma yedirmemek. Bunları babanın sağlaması gerekir, aksi halde ahirette çocuğa hesap vermek zorunda kalır.” Çocuğun babası üzerindeki birinci hakkı, ona yazmayı öğretmesidir. Yazmanın faydası, fazileti ve önemi çok büyüktür. Bunun yanında babası çocuğa yüzmeyi öğretecek, atış yapmayı öğretecektir. Atış, kişinin kendini savunması, gerektiğinde vahşi hayvanları veya düşmanı öldürmesi için gereklidir. Ayrıca helal lokma yedirmesi de babanın çocuk üzerindeki hakkıdır. Masum çocuk, haramı helali bilmez, ancak babası ona haram yedirirse, ahirette çocuk babasının yakasına yapışacaktır. Bu sorumluluk daha anne karnında başlar, anneye haram yedirilmemeli, çünkü çocuk ondan beslenir. Doğumdan sonra da anne haram yememeli ki sütü helal olsun. Sütten kesildikten sonra da çocuğa haram lokma yedirilmeyecek, helal kazançtan helal yedirilecek. Ayrıca çocuğa haram kazanmanın yanlışlığı öğretilecek, haram kazançlardan uzak durması sağlanacak.

ÇOCUK DA BABASINA GÜZEL SÖZLER SÖYLEMELİ

İmam Şafii Hazretleri der ki: Çocuk da babasını ters, çirkin laflarla öfkelendirmemeli, babasına güzel sözler söylemelidir. "Koca herif", "moruk" gibi ifadeler asla kullanmayacak. Çocuk bunların anlamını bilmez, masumdur, ancak babası çocuğun bu kötü lafları nereden öğrendiğini fark etmelidir. Arkadaşlarından veya evde yapılan şakalardan duyar. Baba, çocuğa hem başkalarına hem de kendisine kötü laf söylememeyi öğretmeli, yumuşak davranmalıdır. Aksi halde çocuğu kendisinden soğutur ve istediği amaca ulaşamaz. Ayrıca baba çocuğuna, sövmenin ne kadar ağır günah olduğunu anlatmalı, sövmemeyi öğretmelidir.

ÇOCUĞA GÜZEL İSİM KOYMAK DİNİMİZİN EMRİDİR

Çocuğun baba üzerindeki haklarından biri de ona güzel isim koymasıdır. Günümüzde bazı acayip isimler var; bu doğru değildir. Biz kâfirlere hitap etmiyoruz, müminlere hitap ediyoruz, annenin adı Ayşe ama çocuklarının acayip isimleri var. Anne babanın görevi çocuğa iyi, güzel bir isim vermektir. Bu, dinimizin esasıdır. Peygamberimiz, babanın ve annenin çocuğa güzel isim koyması gerektiğini söyler. Çirkin isimler olmaz, bu çocuğun hakkıdır. Maalesef bu konular öğretilmiyor. Bir dönem camilerde "şu haram, bu günah" denildiğinde tahkikat açılıyordu. O devir geçti, şimdi elhamdülillah camiye gidene, namaz kılana kimse bir şey demiyor. Ancak bazı hocalar hâlâ o devirden kalma alışkanlıkla sadece "kardeş olun, temiz olun, birlik olun, birbirinizi sevin" diyor. İyi bunlar güzel de, adam namaz kılmasını, abdest almasını bilmiyor.

KUR’AN’IN AYETLERİNİ İNKÂR EDEN KÂFİR OLUR

Ben dişçiye giderken yolda bikiniyle sokağa çıkmış bir hanım gördüm, yanında da kocası vardı. Anadolu'da böyle adama boynuzlu derler. Müslüman olduğu hâlde karısının açıklığını başkalarına gösteriyor. Ben kardeşlik görevimi yapıyorum, kâfire sözüm yok ona iman et deriz. Ama bu Müslüman adı Muhammed, Ali, Ayşe, Fatma. Bu benim fetvam değil, bu Kur'an'ın emridir. 1936'da Mustafa Kemal zamanında devletin bastırdığı, Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinde açıkça yazıyor: Kadının evlenebileceği erkeklere gösterebileceği yerler yüzü, elleri ve ayaklarıdır. Saçını, boynunu, kulağını, gerdanını gösteremez. Allah, erkeği ve kadını birbirine cazip yaratmıştır ki, nesil devam etsin. Erkek bir kadına baktığında şehveti kabarır, bu zinanın postacısıdır. Allah, kötülüğe giden yolları kapatmak için bunu emretmiştir. Bazı kadınlar "benim kalbim temiz" diyerek Allah'ın “kapanın” emrini inkâr eder. Oysa bir ayeti inkâr eden kâfir olur. Bu da benim fetvam değil, dinin kitaplarının kuralıdır. Ne yazık ki camilerde bunları öğretmiyoruz; sadece "kardeş olun" deniyor. Hâlbuki Müslüman memleketinde Kur'an'a inanıyorsak, Peygamber’e inanıyorsak, emirlerine uymak zorundayız. Evinde kocana nasıl davranırsan davran ama elin adamının içinde öyle gezmek doğru değildir. Bunu inkâr edenin imanı gider.