Çocuğum Yemek Yemiyor

Abone Ol

ANNENİN yüzünde endişe vardı. Seminerin bitiminde yanıma

yaklaştı ve çocuğum yemek yemiyor, ne yapacağım diye sordu. Anneye döndüm ve

siz kaç kardeştiniz dedim. Sekiz dedi. Peki, siz kardeşlerinizle benzer bir

sorun yaşamış mıydınız, anneniz elinde tabakla peşinizden koşar mıydı diye

sordum. Hayır, sekiz çocuk aynı tabaktan yerdik, annem sofrayı hazırlar

gerisine karışmazdı, yiyelim diye peşimizden koşan olmazdı dedi. O halde siz

de annenizin yöntemini uygulayarak bu sorunu çözebilirsiniz dedim. Günümüzde

annelerin çocukları ile ilgili bilinen bazı serencamları var. Bunlar, çocuğum

ders çalışmıyor, çocuğum yemek yemiyor, çocuğum kendini ifade edemiyor diye

dillendiriyorlar. Birkaç soru sorduğunuzda çocuğun normal şartlarda beslendiğini

ödevlerini yapıp sınıfını geçtiğini ve kendini ifade etme konusunda bir sorunun

olmadığını görüyorsunuz. Fakat annelerimiz aynı soruları sormaya ve

kendilerince sorun üretmeye devam ediyorlar. Annelerin bu meramlarının

arkasında iki neden var: Birinci neden ailenin küçülmesi ve çocuk sayısının bir

ya da ikiye düşmesidir. Bütün hayallerini tek çocuk üzerine kuran anne kaybetme

endişesini yoğun yaşıyor. İkinci neden ise, annelerin bitmek bilmeyen

ihtiraslarıdır. Anne çocuğunun her konuda en olmasını ve toplumdaki konumunu

yükseltmesini bekliyor. Çocuk sınıfın birincisi olmalı, çocuk çok yemek yemeli

ve yaşıtlarından daha gürbüz olmalı çocuk her zaman ön safa geçmeli ve çocuk

parmakla gösterilmeli. Anne ihtirasları ile başa çıkacağı yerde çocuğu kurban ediyor.Çocuk

normal şartlarda beslenir ve hayatına devam eder. Ama anne hiçbir şekilde ikna

olamaz ve elindeki tabakla çocuğun peşinden koşmaya devam eder. Anne bu tavrı

ile çocuğa sevgisini gösterdiğini düşünürken çocuk yemek saatlerini işkenceye

çeviren anneye gizliden öfke duymaya başlar. Annenin zihninde hep aynı soru

vardır, çocuğum neden yemek yemiyor Çocuk ise annenin bu tavrını bir baskı

olarak algılamakta ve tepki göstermektedir. Çocuk için yemek saatleri çekilmez

olmuştur. Anne sofrayı hazırlarken çocuk işkence saatlerinin yaklaştığını

hissedip bir köşeye kıvrılmakta ve anneye korku dolu gözlerle bakmaktadır. Anne

suçluyu yakalamaya çalışan güvenlik görevlisi gibi koşturmakta tehdit etmekte,

yakınmakta ve kendini yerden yere vurmaktadır. Çocuk ise yemek saatinin

bitmesini dört gözle bekliyor ve anneyle olan savaşını bitirmeye çalışıyor. Ama

olmuyor, günün üç vaktinde bu savaş yeniden başlıyor ve her iki tarafın da

yenilgisiyle sonuçlanıyor.Eskiden annelerimiz sofrayı kurduklarında aile efradı

yemeğe başlar, yemek sohbetle devam eder ve dua ile tamamlanırdı. O yüzden

bizler anne ile çocuk arasında geçen yemek savaşını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Fakat ben yine de annelere, büyüklerimizi örnek almalarını ve çocuğun

tercihlerine saygı göstermelerini tavsiye ederim.