Çirkin teklifin sahipleri örnek alınabilir mi?

Abone Ol

AVRUPA Birliği nin yayınladığı İlerleme Raporu

tartışmaları da beraberinde getirdi. AB Bakanı Beril Dedeoğlu nun Bazı

ifadeler kanımıza dokundu dediği raporun içeriği konusunda raporu

hazırlayanların, Suriyeli sığınmacıların Türkiye de kalmasının sağlanması

karşılığında daha yumuşak bir rapor önerisinde bulunduğu şeklindeki ifadeleri

haklı olarak tepkiye yol açtı. Bu açıklamadan anlaşılan o ki, AB nin ne

Türkiye yi üyeliğe almak ne de Türkiye nin demokratikleşmesi için bir katkıda

bulunma niyeti var. Onların dertleri sadece çıkarlarını korumak, özellikle de

ülkemizdeki 2 milyonu aşkın sığınmacının Türkiye sınırları dışına çıkmaması

önemli. Sığınmacılar niçin Avrupa kapılarına gitmeyecek Bu sorunun tek bir

cevabı var. O da, kendilerinin yol açtığı Suriye den göç dalgısına hiçbir

fatura ödememek, bu faturayı tek başına Türkiye nin karşılaması. Gerekirse

bunun için çirkinleşmeyi bile göze almakta bir sakınca görmüyorlar.

Suriye de yaşananların başına dönecek olursak,

çatışmaların temelini Türkiye atmış değil. Hatta ABD ve AB ülkeleri ile

olayların başlangıcında Türkiye ortak bir tavır sergiledi. Çünkü Suriye de

fitili ateşleyenler Esad ın kısa zamanda iş başından uzaklaştırılacağı havası

estirmişler, Türkiye yi yönetenler de buna inanmışlardı. Öyle olunca onlarla

aynı çizgide olmakta bir beis görülmemişti. Aylar yılları kovalayıp,

milyonlarca insan Suriye yi terk etmek zorunda kaldığında işin rengi değişti.

Ülkemiz sayıları milyonlarla ifade edilen sığınmacı akınına uğradı. Tamamen

insani niyetlerle kapılarımızı sığınmacılara açtık ama sığınmacılar kısa zaman

içinde tüm şehirlere yayılmaya başladı. Gerek devlet, gerek sivil yardım

kuruluşları bu insanların ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun çabanın içine girdiler.

Bu da bizim için bir görevin ifası mahiyetindeydi. Ülkemizdeki sığınmacılar

zaman içinde kendilerine daha iyi hayat şatları sunacağına inandıkları Avrupa

kapılarına doğru harekete geçince bazı ülkeler sert tepkiler vermeye başladı ve

Türkiye nin sığınmacıları kendi içinde tutmasını istediler. Bunu istediler de

yükü paylaşmaya yaştılar mı Hayır. Sıraca işin o boyutuna gelince laf

kalabalığı arasında meseleyi geçiştirmeyi tercih ettiler/ediyorlar. Tüm bunlara

karşılık PKK terörünü de el altından körüklemekten geri kalmadılar. Bir adım

daha atarak PKK nın Suriye kolu PYD ye silah desteği vererek bu silahların bir

bölümünün de PKK ya gitmesini sağlayarak Türkiye yi bir yandan PKK terörü ile

köşeye sıkıştırmaya çalışırken, öbür yandan da PYD nin Suriye de özerk bölge

isteklerini dillendirmesine destek verdiler. Böylece Türkiye terör örgütlerinin

kıskacına alınarak Haçlılar isteklerini kabul ettirmeye yöneldiler. Kısacası,

Naom Chomsky nin geçen ayın son günlerinde bir gazetede yayınlanan röportajında

ifade ettiği, Avrupa ırkçıdır Türk le yürümez. ABD, Türkiye de demokrasi

istemiyor sözlerinin doğruluğu test edilmiş oldu. Çünkü Türkiye AB ye uyum

sağlanması için yeni fasılların açılması gerektiğini her fırsatta dile

getirirken AB nin yayınladığı ilerleme raporlarında Türkiye ye yönelik

eleştirilerin sürdürülüyor olması aslında ikiyüzlülüğün bir ifadesidir. Ne var

ki, Avrupalıların bu ikiyüzlülüğünü görmek istemeyen yöneticiler hâlâ AB ye

girmek için uğraş vermeleri üzüntü vericidir. Özellikle AB İlerleme Raporu ile

ilgili AB Bakanı Beril Dedeoğlu nun yaptığı açıklamanın medyada yer aldığı gün

Başbakan Ahmet Davutoğlu nun AB Komisyon Başkan Yardımcısı Frnas Timmermans ı

kabulünde AB nin yeni fasıllar açmamasına sitem ederek, Özellikle enerji,

adalet, içişleri gibi birçok başlığın açılmamasını anlamak mümkün değil demiş

olması aslında Başbakan ın da AB üyeliğinden ümitsiz olduğunu gösteriyor.

Ülkeyi yönetenler kendilerini AB üyeliğine mecbur ve mahkûm hissediyorlar

olacak ki, yayınlanan aleyhimizdeki raporlara rağmen kapıda beklemekte bir beis

görmüyorlar. Yayınlayacakları raporu törpülemek için sığınmacıları pazarlık

konusu yapmak anlamına gelen çirkin teklifin sahipleri örnek alınabilir mi