Çirkin sesli müezzinlerden çektiğimiz

Abone Ol

Ezanı okuyan müezzin mutlaka ses bilgisi, musiki dersleri almalı.

Bazen mahalle camiine gelen misafir bir sesin okuduğu enfes ezan, hemen fark edilir.

Fakat kadrolu müezzin, yoksulu olduğu ses ve musiki bilgisinin kıtlığından ötürü her vakit bir ezan katletmekte.

Ezan can çekiştikçe, mahalleli de mutsuz olmakta.

Aslında ezan, namaz kadar önemli; belki ahali içeri girip namaz kılmıyordur ama kulaklarını da kapayamaz.

Bu sebeple ezanı, sanatkârane bir özenle okumak gerekir.

Mevlana da, Mesnevi’sinde benzer bir durumu anlatır:

“Pek çirkin sesli bir müezzin vardı. Kâfirler memleketinde ezan okurdu.

Her ne kadar; “Bu çirkin sesle ezan okuma; çekişmeler, düşmanlıklar uzar gider”dedilerse de.

O inat etti, söylenenlere aldırış etmedi. Ezan okumaya devam etti.

Halk umumi bir kargaşalıktan, bir fitne çıkmasından korkarken, elinde bir kat elbise ile kâfirin biri çıka geldi.

Eski bir dost gibi o kâfir müezzine elbise ile beraber mum ve helva da hediye getirmişti.

Müezzini soruyor: “Nerede o müezzin ”diyordu. “Onun ezanı ve sesi insanın huzurunu artırıyor.”

“Kendine gel!”dediler, “O çirkin sesten insana huzur mu gelir “Kâfir dedi ki: “Onun sesi kiliseye kadar geldi.

Benim pek güzel, pek meziyetli bir kızım var. Çoktan beri Müslüman olmak istiyordu.

Bunca din kardeşi ona öğüt verdi, fakat Müslüman olma sevdası başından gitmedi.

Gönlüne iman sevgisi öyle bir yerleşmiş, öyle bir artmıştı ki; bu dert sanki bir buhurdandı, ben de buhurdanda öd ağacı misali yanmakta idim.

O, Müslüman olmak için gayret sarf ettikçe, ben dert, azap içinde kalıyor, işkence çekiyordum.

Ne yapacağımı, ne edeceğimi bilemiyordum. Elimde hiç çare yoktu. Nihayet bu müezzin ezan okumaya başlayınca, onun sesi kiliseden duyulunca…

Kızım ; “Bu çirkin ses nedir Ne kötü ses, kulağıma geldi beni mahvetti.

Ömrümde şu manastırda, bu kilisede bu kadar çirkin, bu kadar kötü ses hiç duymadım.”

Kız kardeşi; “Bu ezan sesidir, bu Müslüman âdeti, bu sesle Müslümanları ibadete çağırırlar.”

Kızım hemşiresinin söylediklerine inanmadı. Bir başkasına sordu, o da “Evet, öyledir”deyince;

Gerçeği öğrenince inandı, içindeki iman sarsıldı, üzüldü, beti benzi sarardı. Böylece o Müslümanlıktan soğudu.

O,Müslümanlıktan kurtuldu, ben de işkenceden azaptan kurtuldum. Dün gece korkulu rüya görmeden, rahatça yattım, uyudum.

Onun çirkin sesinden rahata, huzura kavuşmamın sebebi bu. Hediye getirdim, teşekkür etmek isterim, o müezzin nerede ”

Müezzini görünce; “Lütfen şu hediyeyi kabul et. Beni dertten elemden, üzüntüden kurtardın, benim elimi tuttun.

Bana öyle bir ihsanda, öyle bir lütufta bulundun ki, ölünceye kadar, beni kendine kul, köle ettin.

Mal mülk sahibi olsaydım, çok zengin servet sahibi bulunsaydım, ezan sesi çıkan ağzını altınla doldururdum”dedi.”

Sadece gayrimüslimler değil, ismi Müslüman ama dinle ilgisi kalmamış insanlara bir de kötü sesli müezzin desteği, durumu daha da vahimleştirmekte.

Çirkin sesli müezzinden sadece Mevlana çekmemiş. Şeyh Sadi’de Gülistan’ında bu konuya değinmiş: “Sancariye Mescidi’nde çirkin sesli bir müezzin vardı. Şehrin emiri adamın gönlünü kırmak istemiyordu. Kendisini çağırıp; “Bu mescidde müezzinlere beşer dinar veriyorlar, ben sana on dinar vereyim, başka bir yere git.”diyor. Müezzin kabul ediyor, oradan gidiyor, fakat bir müddet sonra gelip emire; “Sen benim hakkımı yedin, gittiğim mescidden başka bir yere gitmem için bana yirmi dinar veriyorlar”diyor. Emir gülüyor; “Yirmi dinarı kabul etme, onlar sana elli dinar da verirler”diyor.

Gerçi bizim halkımız bu konuda fazla sızlanmaz, kötü sesli müezzinleri de sineye çeker.

Zira uzun yıllar yasaklanıp da, ezan sesine hasret kaldıklarından ötürü o iyi niyetli halk, her okuyanın ezanını öpüp başına bırakır.

MİNE ALPAY GÜN