Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Cenab-ı Allah, İslam ümmetine Allah yolunda cihadı ve kıtali farz kılmıştır. Tekrar edelim ki cihat, cihat emiriyle, kıtal ise siyasi irade ile yapılır. Konuyla ilgili bazı Kur’an ayetlerini hatırlamakta ve sorumluluklarımızı idrak etmede fayda vardır.
Bakara 216-218: “Ey inananlar! Gerçi hoşunuza gitmese de, savaş size farz kılındı. Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey, hakkınızda iyi olabilir ve yine hoşlandığınız bir şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz bu gerçekleri. Sana saldırmazlık kanununun geçerli olduğu haram aylarda, yani Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarında savaşmanın hükmünü soruyorlar. De ki: O aylarda savaşmak büyük bir günahtır. Ancak insanları Allah yolundan çevirmek, O’nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a insanların girmelerine engel olmak ve oranın halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük bir günahtır. Çünkü müminleri Allah yolundan çevirmek ve engellemek için yapılan kargaşa, baskı ve kavga yani şirk düzeni; öldürmekten daha kötü ve korkunçtur. Düşmanlarınız güçleri yetse, inancınızdan döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Ama sizden biri imanından döner ve hakkı örtbas ederek kâfir olarak da ölürse, böyle birinin yapıp ettikleri bu dünyada da, öteki dünyada da boşa gidecektir. İşte böyleleri, içinde ebedi kalacakları ateşe atılmış olacaklardır. Şüphe yok ki iman edenler, zulüm ve kötülük yurdundan uzaklaşanlar, Allah yolunda üstün gayret göstererek cihat edenler yok mu? İşte onlar, Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.”
Bakara 246: “Musa’dan sonra İsrailoğulları’nın önde gelenlerinin, kendi peygamberlerine: “Bize hükümdar tayin et ki, Allah yolunda savaşalım!” dediklerini bilmez misin? O: “Bakın ya savaşmanız emredilir de savaşmaktan kaçınırsanız” diye sordu. Onlar da: “Biz ve çocuklarımız yurtlarımızdan sürülmüşken Allah yolunda niçin savaşmayalım?” diye cevap verdiler. Hâlbuki savaş onlara emredilince, pek azı dışında uzak durdular. Ama Allah varlık sebebine aykırı davranan zalimleri çok iyi bilir.”
Bakara 279: “Çünkü böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve elçisi tarafından açılmış bir savaştan haberiniz olsun. Ama eğer tövbe ederseniz, anaparanızı almaya hak kazanırsınız. Böylece ne haksızlık yapmış ve ne de haksızlığa uğramış olursunuz.”
ONLAR VE BİZLER
Ali İmran 111: “Bu bize de kitap verildi diyen Yahudi ve Hıristiyanlar, gelip geçici iftira ve bozgunculuk gibi hafif eziyetler dışında size hiç bir şekilde kökten imha ve galibiyet gibi bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine yardım da edilmez.”
Ali İmran 142: “Allah, kendi yolunda üstün çaba gösterdiğinizi, her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı sabırlı olduğunuzu görmedikçe, cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
Ali İmran 146: “Nice peygamberler vardır ki, onlarla birlikte birçok Allah dostları savaştılar. Onlar Allah yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne de zayıf düştüler, ne de kendilerini düşman önünde küçük düşürdüler. Zira Allah, her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı sabredenleri sever.”
O HALDE
Nisa 74: “O halde bu dünya hayatını ahiret ile takas etmek isteyenler, Allah yolunda savaşsınlar. Allah yolunda savaşan herkese, ister öldürülmüş olsun, ister zafer kazansın zamanı geldiğinde, ona büyük bir mükâfat vereceğiz.”
Nisa 76: “İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler ise, şeytani batıl davalar uğrunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın, şeytanın hile ve tuzakları kesinlikle zayıftır.”
Nisa 84: “O halde sen, Allah yolunda savaş. Çünkü sen kendinden sorumlusun. İnananları da savaşa teşvik et. Umulur ki Allah, gerçekleri örtbas eden kâfirlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha şiddetli, cezalandırması da daha çetindir.”
Maide 33: “Allah’a ve elçisine karşı savaş açanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların, döneklik ve sapıklıkları yüzünden cezası; ancak öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazvari kesilmesi yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. İşte bu onların bu dünyada uğradıkları zillettir. Öteki dünyada da, daha korkunç bir azap bekler onları.”
KINAYANIN KINAMASI
Maide 54: “Ey iman edenler. Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, O onları sever, onlar da O’nu severler. O toplum müminlere karşı alçak gönüllü, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere karşı, onurlu ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihat ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsız olup, her şeyi bilendir.”
Enfal 39: “Yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve insanların Allah’ın dininin egemenliğini kabul etmelerine kadar onlarla savaşın. Eğer inkâr ve fitneden vazgeçer direnmeyi bırakırlarsa bilin ki, Allah onların edip eylediği her şeyi görmektedir.”
Tevbe 29: “Bize de kitap verildi diyenlerden Allah’a da, ahiret gününe de inanmayan Allah’ın ve peygamberinin haram ettiği şeyleri haram tanımayan, gerçek din olan İslam’ı din olarak kabul etmeyen kimselerle Allah’ın dininin egemenliğini kabul edinceye kadar, savaş yoluyla baş eğdirilip kendi elleriyle cizye denilen mal ve canlarını koruma bedeli olan vergiyi ödeyinceye kadar savaşın.”
Tevbe 73: “Ey Peygamber; kâfirlere ve münafıklara karşı cihat et ve onlara sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!”
Furkan 52: “Öyleyse inkârcılara boyun eğme ve onlara karşı Kur'an’la büyük bir cihat ver.” Müslüman “işittik ve itaat ettik” diyebilen kimsedir. Selam hidayete tabi olanlara…