Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Erbakan Hoca’mızın tabiriyle; “İslam bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslam’a uymak mecburiyetindedir. Biz İslam’ın hem şekline, hem de ruhuna uymaya mecburuz.” Erbakan Hoca’mız Millî Görüş’ü, hem Hakk’ı üstün tutan bir zihniyet, hem de mükemmel bir çalışma düzeni olarak ortaya koymuştur. Bize düşen en önemli görevlerden birisi de Millî Görüş’ü, zihniyet ve düzen olarak muhafaza etmektir. Yine Erbakan Hoca’mızın tabiriyle, “Bizim hayatımız, iman ve cihattır.” Erbakan Hoca’mız, cihadın edasının şartlarını sayarken ilk olarak “ittifak” maddesi üzerinde durur ve bu maddeyi anlaşılır bir şekilde anlatmadan başka maddelere geçmezdi. Erbakan Hoca’mız, genellikle “ittifak” ile ilgili olarak şunları söylerdi: “İttifak: Bu çalışma tek başına olmaz. Hep beraber toplu olarak olur. Kendi kendine çalışma olmaz. Her türlü tefrika, ayrılık, bu çalışmayı sekteye uğratır. Bundan dolayı men edilmiştir. Hep beraber olacağız. Bir arada olacağız. Allah’ın ipine hep beraber sarılacağız. Böylece bütün insanlığın saadeti için yeryüzünde hak ve adaleti tesis edeceğiz. Buna ittifak denir. Cenab-ı Hak, Ali İmran Suresi, Ayet 103’de şöyle buyuruyor: “Hepiniz Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın (tefrika etmeyin). Allah’ın size olan nimetini hatırlayın…” “Allah’ın ipi”, Kur’an’ı Azimüşşan’dır. “O’na sarılmak”, Kur’an-ı Kerim’i alıp böyle göğsümde tutmak mı? Hayır. O’nun hükmünü yerine getirmek demektir. Kur’an-ı Kerim’in hükmünü tatbik etmek ne demektir. Cihat demektir. Nasıl yapacağız ya Rabbi. Bu emri nasıl yerine getireceğiz. “Cemian”, hep beraber. Kim bu hep beraber? “Ehlisünnet Vel Cemaat” itikadına haiz, temiz itikatlı bütün Müslümanlar hep beraber cihadı yapacaksınız. Cihat farzı kendi kendine yerine getirilemez. Hep beraber getireceğiz. Ümmete dâhil olacağız. Yoksa kuracağız, varsa dâhil olacağız.” Erbakan Hoca’mız bundan sonra cihadın diğer; “İhlas, İttika, İyi Ahlak, İhsan, İstişare, İtaat, İnfak, Nefis Terbiyesi” şartlarını anlatırdı. Bu maddelerin hepsi bizim çalışma düzenimizin esaslarıdır. Liderinden neferine hepimiz bu çalışma düzenine uymakla mükellefiz. Usul reddedilirse, zafer hayal olur. Hepimiz imtihandayız, herkes kendi yapıp ettiğinin hesabını günün birinde Allah’a mutlaka verecektir. İşlediğimiz iyiliklerin karşılığı tatlı olacağı gibi, hatalı davranışlarımızın vebali de verdiği zarara göre ağır olacaktır. Hepimiz bunun şuurunda olmalıyız. Çünkü bizler, ikmali ve tekrarı olmayan bir imtihandan geçiyoruz. Ankebut 6: “Kim cihat ederse ancak kendi için cihat etmiş olur. Çünkü Allah’ın âlemlerden hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.”
İHTİLAF
Bakara, 113: “Hepsi de Kitabı (Tevrat ve İncil’i) okumakta oldukları halde Yahudiler: ‘Hristiyanlar doğru yolda değillerdir’ dediler. Hıristiyanlar da: ‘Yahudiler doğru yolda değillerdir’ dediler. Kitabı bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.” Buradaki ihtilaf; söz ve davranışta birinin tuttuğu yoldan başka bir yol tutmak, demektir. Kur’an’da ve hadislerde ihtilâf kelimesi, mutlak olarak zikredildiğinde olumsuz anlamda kullanılmış, daima birlik olmak, tefrika ve ihtilaftan kaçınmak emredilmiştir. İhtilaf, itikatta, ümmet olmada ve cihatta olduğu zaman azap, fıkıhta olduğu zaman da rahmet sayılır. İtikatta, ümmet olmada ve cihattaki ihtilaflar tefrikayı derinleştirir, fıkıhtaki ihtilaflar ise ittifakı güçlendirir. Toplumu geren, huzursuz eden ihtilafları ortadan kaldırmak, ancak Kur’an’a, sünnete ve salim fıkha tam bir teslimiyetle olur. İslam, bir ittifak ve barış düzenidir.
Bu düzende, ifrat da tefrit de yoktur. İslam düzeni bir ülfet düzenidir. Bu konuda şu ayet önemli bir ölçüdür. Bakara 213: “İnsanlar, aslında tek bir ümmet idi. Sonra Allah müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi. Onlarla birlikte, insanlar arasında ayrılığa düştükleri konularda hükmetmeleri için hak üzere Kitap indirdi. Ancak kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü kendilerine Kitap verilenler, ihtilafa düştüler. Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru yola iletir.” Allah bizlere; “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ihtilâf ederek ayrılığa düşenler gibi olmayın” diye emrediyor ve “İşte bunlar için pek büyük bir azap vardır” diye de ikaz ediyor. Bir de Rabbimiz; “Allah’a ve Resulüne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da rüzgârınız, gücünüz ve devletiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” ayeti ile de öğüt veriyor.
HAKKI SAVUNAN BİR TOPLULUK
İslam; ittifak, birlik ve beraberlik dinidir. İslam, Müslümanların şuurlu bir topluluk olmasını emretmiştir. Peygamberimiz Medine’de bu örnek topluluğu kurmuş ve nasıl olacağını göstermiştir. Böyle bir topluluk müminler için koruyucu bir elbise, kale gibidir. Ümmet olan müminler birbirlerini daha iyi tanırlar, birbirlerini sever sayarlar, destek olurlar, yardımda bulunurlar. Birbirlerinin durumlarından haberleri olur, birbirlerinin eksik taraflarını tamamlarlar. Tıpkı bir vücut gibi birbirlerinin acısıyla kederlenirler. Onların arasında kardeşlik, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, fedakârlık ve saygı vardır. Onların arasında sınıf, soy, kabile, meslek, bölge üstünlüğü gibi şeyler yoktur. Hakk’ı savunan şuurlu bir topluluk olmak, emredilen önemli bir görevdir. Akıl, böyle bir topluluk olmayı gerektirir. Tarih, günümüz dünyasının içinde bulunduğu durum, ekonomi, Müslümanların bugünkü hali, İslam düşmanlarının tavrı, tecrübe, matematik, tek yürek olmayı gerekli kılar. Bu, dünya ve ahiret saadetini isteyen herkes için bir inanç görevidir. Islah için cihat eden Millî Görüşçü birisi olmak, zoru başarmaktır. Selam hidayete tabi olanlara…
Erbakan Hoca’mız Millî Görüş’ü, hem Hakk’ı üstün tutan bir zihniyet, hem de mükemmel bir çalışma düzeni olarak ortaya koymuştur. Bize düşen en önemli görevlerden birisi de Millî Görüş’ü, zihniyet ve düzen olarak muhafaza etmektir. Yine Erbakan Hoca’mızın tabiriyle, “Bizim hayatımız, iman ve cihattır.”