Muhterem
Müslümanlar!
Ağustos ayı milletimiz için zaferler ayı olmuştur.
Ecdadımız tarih boyu bu ayda yaptıkları cihadlarla destanlar yazmışlar,
Allah ın rızasını, Peygamberimizin dostluğunu kazanmışlar, Müslüman Türk
milleti olarak hepimizin de göğüslerimizi kabartmışlardır. Biz hep ecdadımızla
iftihar ederiz; bizden sonrakiler de ecdadımızla iftihar edeceklerdir.Ecdadımız,
bize kanlarıyla sınırlarını çizdiği bir vatan bıraktı. Bu vatan dedelerimizin
cihadının bizlere ikramı olmuştur. Tarihi bir kuraldır: Kanla alınan kanla
verilir. Ne yazık ki, bugün bu vatan kanla değil arsa arsa veriliyor. Şu günlerde
gazetelerden bir bölümünde Yahudilerin, Rumların ve Ermenilerin ülkemiz
topraklarını arsalaştıranlardan parayla yüzde olarak topraklarımızın önemli bir
miktarını almışlardır. Atamız II. Abdülhamid den Yahudi Teodor Herlz in toprak
isteme cesaretini gösterdiğinde verdiği cevap kulaklarımızda çınlıyor. Küçük
bir arsa büyük bir para karşılığıyla istendiğinde dedemiz II. Abdulhamid
Hân ın: Bu toprakları almaya sizin ne paranız ne de gücünüz yeter. Bu topraklar
kanla alındı, kanla gider. Kanlarınız bu toprakları almaya yetmez sözleri ne
asil sözlerdir. Toprak bedeliyle elden çıkar. Bedel ödeyemeyeceklerin cennet
vatanımızı sahipsiz görmeleri affedilmeyecek bir suç olur.Millet olarak bu
cennet vatan için hepimiz canlarımızı fedaya hazırız. Bunu herkesin bilmesi
lazım.1071 de kazanılan Malazgirt zaferiyle bu toprakları Anadolu yapanlar bu
ülkenin santimini bile mübarek bilmişlerdir.Bundan sonra bu ülkeye düşman
saldırıları hiç eksilmeden devam etmiştir.Haçlı saldırıları yüzyıllarca
sürmüştür. Nihayet dış düşmanların iç düşmanlarla ittifak kurmasıyla Osmanlı
Devleti yüzyıllarca mücadeleden sonra çökmüştür. Birinci Dünya Savaşı nın
akabinde topraklarımız istilâ edilmişti. Müslüman Türk milleti topyekun
birleşerek cihad hareketini başlattı. Tarihe İstiklâl Savaşı olarak geçen bu
mücadele cihad hareketinin neticesidir. Bu mücadelenin hedefi istiklâlin ve
vatanın düşmanlardan korunmasıdır. Müslümanca yaşamanın yolu istiklâl ve
vatanla mümkündür. Onun için vatanımız canımız gibi azizdir.
Muhterem Müslümanlar!
Hürriyet, cihadla kazanılan zaferlerle elde edilir.
Kur ân-ı Kerîm de bunu ifade eden yüzlerce ayet vardır. Bunlardan bir iki
tanesinin mealini arz edeyim. Buyurulur ki:
* Sizinle savaşanlarla Allah yolunda (cihad aşkıyla) siz
de savaşın (Bakara sûresi, âyet: 190)
* Bu aşkla yaptığınız mücadelede (cihad esnasında)
ölenlere ölüler demeyiniz. Onlar ölmedi, diridirler. Lâkin onların diriliğini
çoğu kimse anlamaz (Bakara sûresi, âyet: 154)
* (Cihad ederken) gevşemeyin, hüzünlenmeyin de. Gerçek
iman edenlerdenseniz üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran sûresi, âyet: 139)
Muhterem Müslümanlar!
Çok güç şartlarda İstiklâl Harbi yapılırken cihad eden
mücahidlerin bulundukları ortamı ve ruh hallerini tarihî kaynaklar bir
kumandanın ağzından şöyle naklediyor: Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8
metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmadan kamilen
şehid düşüyor, ikinciler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir
itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz Şehid olanı görüyor, üç dakikaya kadar
şehid olacağını biliyor, en ufak bir tereddüt bile getirmiyor, sarsılmak yok.
Okuma bilenler ellerinde Kur ân-ı Kerîm, cennete gitmeye
hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar. Bu,
Müslüman Türk askerindeki imanı ve ruh kuvvetini gösteren şâyan-ı hayret ve
şâyan-ı tebrik bir misaldir.
Muhterem Müslümanlar!
Müslüman Türk milletinin cihadının neticesi olan zaferler
milletimizin bu ruhu taşıması halinde:
* Asla esarete düşürülemeyeceğini...
* Bayrağımızın indirilemeyeceğini...
* Ezanın dindirilemeyeceğini...
* Kur ân ın susturulamayacağını... cümle âleme beyan
ediyor.
Cihadın bir milleti nasıl kahramanlaştırdığını, din,
vatan ve namus için canı feda etmenin ne büyük bir izzet olduğunu unutmayalım.
Bunun için:
* Allah a hamdedelim...
* Şehidlerimizi rahmetle,
* Gazilerimizi minnetle yadedelim.
* Aynı ruhu taşımanın izzetini yaşayalım...