Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım

Abone Ol

Bugün bir 12 Ocak’ın daha heyecanını ve şerefini yaşıyoruz. Evet bugün, Milli Gazete camiası olarak 41’inci yaşımıza giriyoruz. Arkasında ‘40 yıllık muhteşem bir mazi’ bırakan Milli Gazete ailesine böylesine güçlü bir azim, yılmaz bir kararlılık ve samimi bir sadakat bahşeden alemlerin rabbi Cenab-ı Allah’a ne kadar hamd etsek azdır. Hamd, yöneliş, teslimiyet sadece ve sadece Allah (c.c)’adır.

***

Geçen sene 40’ıncı yılımıza girerken biliyoruz çoğunuz şaşırdınız. Manşeti ‘Yahudi Kongresi’ olan Milli Gazete’nin ilk günkü nüshası size ulaşınca zaman içinde yolculuk yaptınız. O gün istedik ki; ilk nüshamızla birlikte çekilen besmeleyi hep beraber hatırlayalım. İstedik ki; biz 40 yaşındayız ama hâlâ o ilk gün çekilen besmeleye sahip çıkıyor olmanın şerefini usanmadan, bıkmadan yine ilan edelim.

İşte bugün yine yüzünüzdeki o güzel şaşkınlığı ve tebessümü görür gibiyiz. Hayır hayır, düşündüğünüz gibi değil. Birinci sayfamıza manşetimizi atmayı, haberlerimizi vermeyi unutmadık. Hani hepimiz diyorduk ya, “Milli Gazete logosuyla basılsa, sadece ve sadece Hak Geldi Batıl Zail Oldu yazıyor olsa bile bu gazeteyi biz yine de alırız”…  İşte bugünün manşeti sizin manşetiniz! Elhamdülillah lekesiz bir maziyle, bembeyaz bir elbiseyle birinci sayfamıza yeniden HAK GELDİ BATIL ZAİL OLDU nişanını kazıyoruz.

Haydi şimdi ellerinizi açın yaradana!.. Haydi şimdi, hayallerinizi nakşedin bu sayfamıza… Her bir hayalimiz kabul olunan dua olsun.. Atın manşeti ‘Yeni Bir Dünya kuruldu’ diye. İşgal, kan, ölüm, gözyaşı, açlık… Unutun bunları! Yerleştirin tek tek haberleri, fotoğrafları sütunlara. İslam coğrafyasının bağımsızlığını, mazlumların ayağa kalkışını yazın. Mescid-i Aksa’nın özgürlüğünü başlığa çekin. Sürmanşete taşıyın Erbakan’ca duruşu.

***

Sadece dostlarımız, sevenlerimiz değil ki, en şedit hasmımız bile bilir ki Milli Gazete her anlamda bembeyaz geçmişiyle yarına uzanıyor. İlkeli bir yolculuk izledik 40 yıl boyunca.. Sapmadık santim, bükülmedik bir milim.. Yolda yürümek için batıla açılan hiçbir pencereden nefes almadık. Hiçbir dönemde hiç kimsenin özel hayatını sütunlarımıza taşımadık. Kişilerin zaaflarıyla değil; fikriyatla, olaylarla alakadar olduk. Yapılanlar veya yapılmayanları sorguladık.  Küçülmedik şahsileşerek.. Kişilerle, şahsiyetlerle nefsi mücadelelerin içerisinde hiç olmadık.

Hiçbir zaman sun’i olarak üretilmiş küresel genel kabullere, reel politiklere kanmadık. Güce hiç tapmadık! Gerçek ve mutlak güç ve kudreti asla bir yaratılmışta aramadık. Hep bir cetvel üzerine yazdık, çizdik.. Zamanın içerisinde zamane akıntılara kapılmadık. Ölçüsüz kalmaktan Allah’a (c.c) sığındık.

Derdimiz millet oldu..

Derdimiz ümmet oldu…

Batıla hizmete amade kurulu düzenlere hep itirazımız oldu. Yoldan yürüdük, yol olmaya çalıştık, yol gösterdik. Sütunlarımızı hiçbir zaman şana, şöhrete açmadık. Anlatmak zordur çoğu zaman mücadeleleri.. Çünkü mücadele konuşulmaz yaşanır. Milli mücadeleyi yaşamış Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, adeta Milli Gazete’ye atıfta bulunuyor işte şu mısralarıyla:  

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…

***

Bugüne kadar bu zor ama güzel yolculuğun içerisinde olmuş; yöneticisinden, çalışanına, okurundan gönüldaşına kadar kervanın bugüne gelmesinde emeğe geçmiş bütün Milli Gazete ailesinden Allah razı olsun. Bu vesileyle Allah (c.c) gazetemizin muhterem kurucusu Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın makamını âli etsin. Mevlam bu millete ve ümmete Milli Gazete’nin yokluğunu, Milli Gazete’ye de sizlerin eksikliğini göstermesin.

41’inci yaşımız camiamıza, milletimize, insanlığa hayır vesilesi olsun..