Ciddiyete hayran oldum!

Abone Ol

Galatasaray, benim çoktan yazdığım gibi küme düşmüş olan Karabükspor’u, hem de kendi evinde 7-0 gibi büyük farkla yendi. Eh diyeceksiniz, ne var bunda? Ligin lideri ile sonuncu arasında bir maç oynanırsa skoru da böyle olabilir... Haklısınız da, bu maçta en çok dikkat çeken neydi? Baktım ekranlarda bu hiç dile getirilmedi. Yazılarda da öyle...

O zaman biz yazalım... Galatasaray attıkça atıyordu. Ama hiç bir dakika oyun kurgusunun işlemesi konusunda en küçük bir gevşeme göstermiyordu. Rakip mi? Yedikçe yiyordu ama oynama gayretinden hiç sapmıyor, pası almak için koşuyor, pas veriyor ve hatta pozisyonlara bile girebiliyordu.

Açık ve net olarak Galatasaray da, Karabükspor da skor tabelasıyla hiç mi hiç ilgilenmiyorlardı.

Hocalara bir bakalım... Gomis gibi tek başına kalmış bir oyuncu dört gol atmış olmasına rağmen hâlâ sahadaydı. Dediğim gibi Galatasaray›ın başka tek bir uç adamı yoktu şu anda, sağlam ve formda... Değişe değişeDonk, Selçuk yani orta sahanın karşılayıcı timi ile Rodrigues değişiyordu. Sarı kartlar görmüşler bile oyunda idiler... Karşı taraf? Onlar da sanki tonla gol yememiş gibi oynuyordu da, teknik adamları da gidişe göre değişiklikler yapıyor, hatta belki de gelecek maçın kurgusu üzerinde yoğunlaşıyordu.

Evet değerli okurlar bu maçın teknik yapısı üzerinde ince ayrıntılara girmenin bir anlamı yok. Değindiğim gibi müthiş skora rağmen ne önde giden, ne de arkada kalmış takım işi gevşetmeden oynadılar. Hatta bakın neler bekledim daha... Galatasaray’da sarı kart sınırında bulunanlar kart görüp Konyaspor maçını geçerek Fenerbahçe maçına çıkmayı sahaya yansıtabilirler miydi? Yok be, o bile geçmedi kafalardan. Maç devamlı golsüz devam eder gibi oynadılar, öyle de yönetildiler. Farktan değil bu anlayıştan dolayı onları tebrik etmek isterim...