Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ‘‘Bu coğrafyanın, çevremizde olup bitenlerin, uluslararası politikanın, terörün uluslararası politikada bir enstrüman olarak kullanılmış olmasının getirdiği bir çok sebepten dolayı, terör Türkiye‘nin gündeminde oluyor‘‘ dedi.
Çiçek, HABERTÜRK televizyonunda katıldığı bir programda, gündemdeki çeşitli konulara ilişkin soruları yanıtladı.
‘‘Hafta sonu güvenlik zirvesi yapıldı gerekçesi neydi? Terör örgütünün eylemsizlik kararı ile alakası var mıydı?‘‘ sorusuna Çiçek, ‘‘Onunla alakası yoktu‘‘ karşılığını verdi.
Türkiye‘nin gündeminin çok sık değiştiğini belirten Çiçek, şunları söyledi:
‘‘Yabancılarla yaptığımız görüşmelerde ‘bu kadar yoğun gündemle nasıl baş ediyorsunuz, yorulmuyor musunuz?‘ diyorlar. Hakikaten, bazen bizde bir günde olan olaylar batıda bir yılda olmaz... Dolayısıyla daha sabah konuştuğumuz işin özüne vakıf olmadan bir başka gündeme geçiyoruz. Bunun da getirdiği bir kısım sıkıntıları yaşıyoruz. Türkiye böyle bir ülke ama bir değişmeyen gündem var Türkiye‘de. 40 yılı aşan süredir yarım yüzyıl desek mübalağa olmaz, o da güvenik ve terör konusudur. 40 yılı aşkın bir süredir konuşulsun ya da konuşulmasın en temel konusu budur, bir süre daha bu böyle devam edecektir, gerçekçi olmak gerekir. Bu coğrafyanın, çevremizde olup bitenlerin, uluslararası politikanın, terörün uluslararası politikada bir enstrüman olarak kullanılmış olmasının getirdiği bir çok sebepten dolayı, terör Türkiye‘nin gündeminde oluyor.‘‘
Türkiye‘nin gündeminde terör konusu varsa, ülkeyi yönetenlerin gündeminde de bunun olacağını ifade eden Çiçek, terör konusunu yakından takip ettiklerini bildirdi.
Bilinen, bilinmeyen şekliyle bu tür toplantıları yaptıklarını anlatan Çiçek, güvenlik zirvesinin de yeni komuta kademesinin değişikliğinden sonra yapılan dar kapsamlı bir toplantı olduğunu söyledi.
Toplantının çok özel bir sebebi bulunmadığını ve terör olaylarındaki muhtemel gelişmelerin değerlendirildiğini belirten Çiçek, toplantının ardından MİT Müsteşarının ABD‘ye gittiği yönündeki haberlerin de tamamıyla yanlış olduğunu bildirdi.
Çiçek, ‘‘Sayın Müsteşar önceden kararlaştırılmış bir toplantıya gitti. Ben, gideceğini bir kaç gün önceden biliyordum. Özel bir anlamı yok, bu tür randevular ‘akşam aklımıza düştü, sabah gidip görüşelim‘ cinsinden randevular değildir. Bunun en az bir ay geriden planlaması yapılmıştır‘‘ dedi.
Bakan Çiçek, ‘‘Hakkari‘de aralarında 1,5 yaşındaki çocuğun da bulunduğu 9 kişinin öldürüldüğü saldırı ile ilgili olarak elinizdeki son veriler nedir, kim yaptı?‘‘ sorusunu yanıtlarken, Türkiye‘nin terör konusunu son 1-2 senedir daha değişik boyutları ile görmeye başladığını söyledi.
Geçmiş iktidarlar döneminde yanlış politikalar uygulandığını, bir çok tedbirin geçmişte eksik bırakıldığını ifade eden Çiçek, şöyle devam etti:
‘‘Bizim dönemimizdedir ki terör bütün acımasız gerçeğiyle, bütün çirkin yüzüyle, vahşetiyle, adiliğiyle, bayağılıyla ortaya çıkmaya başladı. Bunu bizim insanımız gördü, görüyor. Neyi görüyor? Şunu görüyor: Bu örgütün ilk koyduğu eylem 15 Ağustos 1984‘tür. O zaman katledilen insanlara bakın, bunun içinde yaşlılar, çocuklar, kadınlar var. Yani bu örgüt işe kan dökerek, çocuk öldürerek, kadınları, yaşlıları kurşuna dizerek başladı. Hem bunları kurşunladı, hayatlarına son verdi, ondan sonra da ‘ben bunları temsil ediyorum‘ diye bir yalana, o bölgenin insanını inandırmaya çalıştı. Son olay, bu yönüyle insanlıktan zerre kadar nasibi olanın yapamayacağı bir iştir. Kim yaparsa yapsın ama bizdeki bulgulara baktığımızda (PKK) adres oraya gidiyor... Bu olay vahşice işlenmiş cinayettir, bunu yapanların insanlıktan nasibi yoktur. Burada kesin noktayı koyalım, ondan sonra bu işin önünde arkasında ne var onu araştıralım. ‘Ama, fakat...‘ diye kimsenin viraj almasına gerek yok.‘‘
Terör örgütünün yekpare bir örgüt olmadığını belirten Çiçek, örgüt içerisinde değişik grupların var olduğunu, kendi içlerinde kavgaları bulunduğunu söyledi.
Çiçek, şöyle konuştu:
‘‘Terörist başının basına yansıyan açıklamaları doğruysa, bugüne kadar söylemediği iki üç tane şeyi söylüyor orada. Basına yansıyan şekliyle, ‘kendi içlerinde kontrolsüz grupların‘ olduğunu söylüyor. Ne demek bu... Halbuki bir örgüt disiplini diye bir şey var. Belli ki bu örgütte disiplin falan kalmadı... Bunlar, kendi içlerinde kan dökerek, bu tür şiddet olaylarına başvurarak, kendi iç problemlerini ikinci plana atmak durumunda. Bir kısım örgüt mensubu var ki bunlar haymatlos, bunlar için terör geçim kaynağı. Buradan rant elde edenler var. Kimse bu ticaretini bırakmak istemiyor. Özellikle Türk kökenli olmayan örgüt mensupları, ‘bu iş bittiğinde ben nereye gideceğim‘ diyor. Artık terörist başının açıklamalarında örgüt içinde kontrolsüz grupların olduğu açık, örgüt hakikaten büyük bir panik içerisinde, yapıştırıcı unsur olarak da şiddeti, kan dökmeyi öne çıkarıyor.‘‘