CHP ve kronikleşen darbe taktiği

Abone Ol

CHP zihniyeti değişmedikçe, Türk demokrasisinin içerisinde bulunduğu kısır döngüden kurtularak gelişmesi sağlanamaz. CHPtandansına sahip çevreler, hâlâ tek parti devrinin hasretini çekiyorlar. Siyasi tekamülümüze ayak bağı oluyorlar. Millete güvenmedikleri için, milletin sevgisini kazanarak iktidara gelme çabalarına iltifat etmiyorlar.

Bu tespit ve teşhisimizin ışığı altında yakın tarihimize bir göz atalım:

1- Bilindiği gibi ülkemizde çok partili sisteme geçmek için bir Serbest Fırka denemesi yaşandı. Fethi Okyar ın başkanlığında yeni bir parti kuruldu. Ama Serbest Fırka nın hızlı gelişmesinden endişe edildiği için bu parti kapatıldı, bu girişim akim kaldı.

2-1940 lı yıllarda, dünya genelinde, demokratikleşme hareketleri hız kazanınca ABD nin baskısı ile çok partili sisteme geçildi. CHP den 4 milletvekili istifa ederek, Demokrat Parti yi kurdular. Ama 1946 senesinde yapılan milletvekilliği seçiminde Demokrat Parti nin iktidara geleceği anlaşılınca, CHPbir seçim hilesi kullandı. Açık rey, gizli tasnif dayatması ile Demokrat Parti nin iktidara gelmesi önlendi. Böylece tek parti saltanatı devam ettirilmiş oldu.

3-Halkın baskısına dayanılamayacağı anlaşıldığı için, 1950 genel seçimlerinde, açık rey, gizli tasnif sistemi uygulandı. Milletimiz 40 senelik tek parti saltanatından kendini kurtarabilmek için vur deyince CHP yi 14 Mayıs 1950 seçiminde öldürdü. 500 sandalyelik TBMM den CHPancak 50 kadar milletvekili çıkarabildi. CHP, bu yenilgiyi asla hazmedemedi.

Demokrat Parti üstelik 1954 ve 1957 seçimlerinde de tek başına iktidara gelince, bu kadarı da fazla dediler, CHPdestekli bir 27 Mayıs darbesi yaptırıldı. Darbeden sonra darbe sayesinde İsmet Paşa birkaç partinin desteğiyle Başbakan olabildi ve böylece iktidar olma arzusunu tatmin etmiş oldu.

Ama huylu huyundan vazgeçer mi Geçmez tabii. Millet 1965 seçimlerinde Adalet Partisi ni, tek başına iktidara getirince, CHPyine rahat durmadı. 12 Mart askeri müdahalesi yapıldı, demokrasi askıya alındı, CHP li Nihad Erim CHP li Ferit Melen ve ilaveten Naim Talu hükümetleri devreye sokuldu.

CHP nin önce darbe yaptırıp sonra iktidara gelme taktiği uygulana uygulana kronikleşen bir rejim tutarsızlığına yakalandık. Demokratik sistemimiz, ikide bir vitesten atan, ya da geri vitesine düşen bir arabadan farksız oldu.

Bekir Sıtkı Erdoğan ın dediği gibi "işte hancı ben her zaman böyleyim, öteyi ne sen sor ne ben söyleyim" diyecek hallere düştük.

12 Eylül ve 28 Şubat post-modern darbeleri de bu kronikliğin birer ürünüdür.

Eğer AKP elini çabuk tutarak, 22 Temmuz 2007 seçimini yapıp can havliyle kendisini, krizli dönemden kurtarmamış olsaydı, 27 Nisane-muhtırası süreci işleyecek, yeni bir buhran başlayacaktı.

Bazı iyimser çevreler, şu içerisinde bulunduğumuz, fırtınadan önceki sükûnet haline bakarak, artık ülkemizde darbeler devri bitmiştir diyorlar. İnşaallah tahminleri doğru çıkar. Fakat ortada hırçınlıkları bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen, mütemadiyen sorun üreten, mütemadiyen ülkeyi, halkı ve münevveri gerdikçe geren bir CHP varken ihtiyatlı olmak gerekir diyoruz.

Nisbi bir iyileşme olsa bile, henüz nekahet devri bitmemiştir. Zira ortada, yasakları ancak TBMM koyabilir diyen Anayasa nın 38 nci maddesini çiğneyerek, yasama alanına girmiş ve başörtüsü yasağı koymuş olan bir CHPzihniyeti vardır.

Şu günlerde kriz çıkarmak ve çıkarılan krizleri darbe hazırlığına döndürmeyi bir marifet sayan, bazı sivil toplum kuruluşları daha şimdiden meydanları kasıp kavurmaya başlamıştır. Başörtüsü ile ilgili kanunu, eğer iktidar elini çabuk tutarak, TBMM ye, yeni Anayasa teklifi ile birlikte indirerek Meclis ten geçirmek suretiyle, tahrikçilere müsait zemin ve zaman vermeseydi, daha isabetli hareket etmiş olurdu.

Hasılı kelâm, CHP, lâiklik elden gidiyor diye, bilerek veya bilmeyerek darbelere ortam hazırlama itiyadından vazgeçmedikçe, demokrasimizin gelişmesinde, Batı standartlarını yakalamamız asla mümkün olmayacaktır.