CHP milletin malını devlete böyle sattı!

Abone Ol

Tek parti dönemi...

Siyasette ve devlet yönetiminde 1945 yılında yapılan o meşhur açık oy, gizli tasnif illüzyonunun yaşandığı yıllar...

Şimdi size sözünü edeceğim ve belgesini de yayınlayacağım satış karşısında diliniz tutulacak, boğazınız kuruyacak, hayretler içinde kalacaksınız.

"Maliye Bakanlığına (Teftiş Kurulu Başkanlığı)

16/9/1950 tarihli 11 sayılı yazı karşılığıdır.

Çankayada Cumhurbaşkanlığı Köşkü ile müştemilatının kâin bulunduğu arazinin, bu arazi üzerindeki binaların ve Köşkün emniyet sahasını teşkil ettiği kabul olunan mıntıkanın, yani ceman 440.733 metrekare arazi ile üç parça binanın 1.772.260.50 lira bedelle 1949 senesinde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Hazineye satılmasına ait muamelât tetkik edilmiştir. Tetkikat neticeleri satılan gayri menkullerin müfredatı, Halk Partisi tarafından Maliye Bakanlığına yapılmış olan müracaatlar, satın alma muamelesinin sureti cereyanı, müfettişlikçe yolsuz ve şayanı dikkat görülen hususat başlıkları altında aşağıya kayıt olunmuştur:

Satılan gayri menkullerin müfredatı.

1.772.260.50 lira bedelle satılmış olan gayri menkuller şunlardır..."

Belge, CHPnin devlete sattığı Köşk arazisinin ayrıntıları ile devam ediyor.

Satışta en çok dikkat çeken kalemler, Eski Köşk arsası (211 bin 196 metrekare) ile Arsa başlığı altında geçen (218 bin 812 metrekare) bölüm.

Millete ait olan Cumhurbaşkanlığı Köşk arazisinin CHP tarafından 1950 seçimlerinden hemen önce devlete satılması ve bunun karşılığında CHPnin kasasına 1.772.260.50 liranın girmesi.

Bu paranın bugünkü tutarını da siz hesaplayın, rakamlar yeterse...

YAZI BAŞLIĞINI GÖRÜNCE DEHŞETE KAPILDIM!

"Sayın Öksüz,"Erkek muhabir nasıl kürtaj oldu " başlıklı köşe yazınızı okudum. Yazınızın içeriği oldukça güzel ve ilgi çekici. Ben bir hekimim ve kürtaj konusundaki görüşlerinizi aynen paylaşıyorum. Benim yazınızın içeriğiyle ilgili bir itirazım yok, lakin başlığınız ilk anda çok yanlış izlenim uyandırıyor.

Yazınızı nasıl okuduğumu anlatarak durumu izah etmeye çalışayım: Gazetenizin senelerdir sıkı takipçisi olan dedemi ziyarete gitmiştim. Sohbet ederken dedem dedi ki: "Bak erkek hastaya kürtaj yapmış doktorlar. Yazıyı daha okumadım ama başlığı öyleydi. Bazı doktorlar para için artık her şeyi yapıyor..."

Hakikaten gazetenin ilk sayfasında ki "Erkek muhabir nasıl kürtaj oldu " başlığını gördüm ve dehşete kapıldım. Yazıyı okudukça aslında öyle olmadığını anladım ancak başlığı gördüğümde ilk intibam bambaşkaydı.

Son dönemde doktorlara olan şiddet ve öfke malum...

Duyarlı bir gazeteci olarak biraz daha dikkatli başlık atmanızı önce bir vatandaş olarak ve sonra meslektaşları dayak yemiş, darp edilmiş, hatta katledilmiş bir hekim olarak sizden rica ediyorum.

Konuya duyarlı olacağınıza yürekten inanıyor; size, meslek yaşamınızda başarılarınızın devamını diliyorum. Saygılar... (Dr. Betül KAPUCU)

BİR ÜLKEDE BUNLAR OLUYORSA VAY HALİNE!

Bir ülkede o ülkeyi ayakta tutan manevi dinamikler dejenere edilmişse, o ülkeyi sırtlayan direklerin civataları gevşemiş demektir...

Bir ülkede yatırım ve üretim neredeyse sıfıra indirgenmiş paspas olmuşken, "geliştik, uçuyoruz" demek tek kelimeyle palavradır...

Bir ülkede yürekler bir ve beraber atmıyorsa, en küçük bir tartışmada toplum darmadağınık oluyorsa maziye şöyle bir dönüp bakmak lazım...

Bir ülkede milli gelirin büyük bölümü mutlu azınlık arasında bölüşülüyor, milli gelirin küçük bölümü genele dağılıyorsa o ülkede terör bitmez...

Bir ülkede namuslu-dürüst insanlar susuyor, diğerlerinin sesi gür çıkıyorsa o ülkenin vay haline!..

Bir ülkede başarılı insanlar başarısızlara kurban veriliyorsa o ülke iflah olmaz... Kritik cümle şu; İyi niyet yeterli değil...

OKURLARLA HASBİHAL...

HASAN UZUN-BEYŞEHİR: Şeytan arkadaşlık isteği gönderdi başlıklı yazınız çok hoş ve anlamlı. Çok uzun olduğu için köşeme tümünü alamıyorum. Ama gazete yönetimine bu türden yazılarınızı değerlendirmeleri için öneride bulunacağım. Burada da kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Selamlar...

"Üniversiteli genç, okuldan evine geldi ve hemen bilgisayarın başına oturarak Facebooka giriş yaptı. Acaba kimler paylaşımlarını beğenmiş, kimler ona mesaj göndermiş merak ediyordu. Siteyi açtığında bir arkadaşlık isteği bildirisinin olduğunu gördü. Bu arkadaşlık isteğinin kimden geldiğini görmek için tıkladığında gözlerine inanamadı. Çünkü arkadaşlık isteğini gönderen kişinin ismi "Şeytan"dı. "Herhalde biri bana şaka yapıyor, bakalım kimmiş " diyerek arkadaşlık isteğini kabul etti. Ve arkadaşlık isteğini onaylar onaylamaz Şeytanın çevrimiçi olduğunu gördü. Ve aynı anda sohbet penceresinden Şeytanın "mrb" yazdığını da... Üniversiteli genç direkt olarak, "benimle kafa mı buluyorsun sen kimsin arkadaşım " yazdı ve "profilimde gördüğün gibi ben şeytanım" cevabını aldı. Genç "yahu şeytan facebooka mı gelirmiş, gerçek kimliğini bana açıkla çabuk" yazdığında şeytan ona: "Falan tarihte falan günahı işlemiştin ama kimse bilmiyordu senden başka, bak ben biliyorum çünkü onu sana fısıldayan kişi bir şeytan olarak bendim, şimdi inandın mı " yazdığında genç neredeyse oturduğu sandalyesinden aşağıya düşecekti..."

NOT:  :  Bugün 11 Haziran 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den beş ay onbir gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına nihayet başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde ses seda yok.. Takipçisiyiz...