CHP, laiklik ve kutsal devlet

Abone Ol

Seçim sonuçları ile ilgili değerlendirmeler yapılırken elbette herkes kendi bakış açısına göre sebep-sonuç ilişkisi kuracaktır. Ancak, ülkenin ve demokrasinin geleceği açısından öncelikli olarak CHPliler yeni bir değerlendirme yapmak durumundadırlar. Bir takım hayali tehlikelerle toplumu sindirelim derken toplumu karşı tavır almaya zorladıklarının farkına varmalıdırlar. Daha doğrusu laiklik anlayışlarını yeniden ele almaya mecburdurlar. Çünkü, laikliği savunmak, dolayısıyle rejimi tehlikeye düşmekten korumak iddiası ile genellikle inanç özgürlüğüne karşı tavır sergilediklerini, hatta inançsızlığı desteklediklerini, onlar böyle düşünmeseler bile artık toplumun böyle anladığını görmek durumundadırlar. Laiklik  adına toplumu laikler ve laiklik karşıtları gibi kamplara ayırmanın ülkeye bir yararı olmadığı gibi bu ayrımı körükleyenlere de zararı olmaktadır. Son seçimler bunu göstermektedir.

Bu arada CHPnin solculuğundan laiklikten başka hiçbir eser kalmadığını artık öncelikli olarak bu partinin yöneticileri anlamak durumundadırlar. Ülkenin meselelerine yönelik hiçbir teklif ve proğramı olmayan CHPnin bu sebeple laikliğe daha fazla sarılmasının  demokrasiye zarar vermekte olduğunu, siyaset dışı güçlerin siyasete müdahele etmesine zemin hazırladığını toplum görüyor. Ve toplum bundan rahatsızdır. Son seçimler bu rahatsızlığın  sandığa yansımasıdır.

Bu köşenin sürekli okuyucuları sık sık "AKPnin şansı CHP muhalefeti" diye yazdığımı hatırlayacaklardır. Hiçbir olumlu teklifi olmayan CHPnin sürekli olarak ülkede bir gerilim ortamı oluşturmaya çalıştığını, devleti korumak adına siyasete müdahale anlamına gelebilecek girişimlere destek vermesi, hatta bazı kurumları kendi arzuları istikametinde karar vermeye zorlamak için tehdide varan sözler sarfedilmiş olması milletin tepkisi ile karşılaşmıştır. Kısacası görünen o ki, CHPnin uyguladığı siyaset tarzı ile milletin desteğini alarak iktidar olması mümkün görünmüyor. Millet iradesi ile iktidar olmaktan ümidini kesenler eğer siyaset dışı yollardan iktidar olmak istiyorlarsa artık bu da mümkün değildir. Kaldı ki "Millete rağmen millet için" gibi mantık dışı söylem ve uygulamaların artık çağ dışı kaldığını CHPanlayamadığı sürece

bu ülkede ne sistem tam olarak rayına oturabilir ne de seçmen iradesi serbestçe ve sadece beklenti ve istekleri istikametinde tecelli edebilir.

Zaman zaman gündeme gelen askeri darbe ve müdahaleler seçimleri hep etkilemiş, vatandaş sandık başına gittiğinde neyi ya da kimleri istediğinden çok ne ve kimleri istemediğine dair tepkisini sandığa yansıtmıştır. Bu bakımdan da ülkemizin ana sorunu sistem sorunu olmaya devam etmiştir. Bu sorunun kaynağını ise CHP ve aynı zihniyetin mensupları olmuştur.

"Cumhuriyeti biz kurduk, biz koruyacağız" şeklinde özetlenebilecek toplumun önemli bir bölümünü cumhuriyet düşmanı ilan eden bu anlayış ister istemez sürekli olarak bazı düşmanlara ihtiyaç duymuştur. Uzun yıllar bu düşman komünizm olarak millete takdim edilmiş, komünizmin çöküşünün ardından hayali bir irtica tehdidi ortaya atılmıştır. Bu noktada ülkemizdeki bazı kesimler ile ABD ve diğer emperyalist güçlerin değerlendirmeleri arasında bir paralellik vardır. ABD dünyayı yönetmek adına sürekli olarak bazı tehlikeleri gündeme getirmiş, ülkemizdeki bazı çevreler ise halkın desteğini alamamalarına rağmen iktidar olabilmek, ülke yönetimini kontrol altında tutabilmek için hayali tehlikeler icad ederek ya da batı kaynaklı bir takım iddiaların ülkemize taşınmasını sağlamışlardır.

Halka dayanmak yerine halka rağmen ve halkı gütmek adına hareket etmişlerdir. Ancak, bu anlayış artık halktan destek bulmuyor. CHP ve aynı anlayışın mensupları kendilerini yenilemek zorundadırlar. Olay Baykal ya da bir başkasından ziyade anlayıştatır. Yasakçı, kutsal devlet anlayışına dayalı düşünce ve davranış biçimi değişmeden CHPnin değişmesi pek mümkün görünmüyor.