CHP bir türlü durulmuyor; orada, devamlı bir hareketlilik var. Her halde bu partide bulunanların doğasında var itiraz etmek.
Bazı konularda olduğu gibi Genel Başkana da itiraz ediyorlar. Onun için de bu parti daima kongreye gidiyor. Zamanlı-zamansız; yani, olağan veya olağan üstü. Neredeyse her altı ayda bir CHP’de kurultay var. Bu defa kurultay toplanır mı bilemeyiz.
Muharrem İnce’nin sarf ettiği sözlere bakılırsa, “kongre yok” denilebilir. Ancak, diğer gelişmeler, -Muharrem İnce’nin Türkiye Turuna çıkması gibi- CHP’de kurultayın veya bir yol ayrımının yaşanacağını gösteriyor.
Ayrıca, DSP’ye geçme ihtimalini de gözden ırak etmemek gerekir. DSP Genel Başkanı Sayın Önder Aksakal’ın “partilerinde kapılarının açık” olduğunu ifade ile işe kapı aralaması yabana atılmamalı.
Her şey Sayın İnce’nin Cumhurbaşkanlığına aday olmasıyla başladı. İş cidden zor ve problemli idi. Sayın Kılıçdaroğlu kendisi de aday olsa, yerine bir başkasını da aday gösterse benzer sorunlar yaşanacaktı. Sayın İnce’nin adaylığı CHP açısından isabetli sayılabilir, en yüksek oyu alması bakımından. -ki, öyle de oldu-
CHP’nin bir kez daha dalgalanacağı, hatta işlerin karışacağı bir döneme giriyoruz. Fakat yeni bir döneme girildiğini unutmamak lazım. Türkiye’de artık hükümet sistemi değişti. Bu anlayışla, CHP artık hükümet yüzü göremez. Ancak, anlayışını ve kendisini değiştirirse bu mümkün olabilir.
Her ne kadar; Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan onaylamasa da, Tayyip Erdoğan’la mücadele etmek ve onu alt etmek çok zor. Onun içindir ki, CHP’nin başına Sayın İnce değil, kim gelirse gelsin durum değişmez. Sadece, fazladan efor sarf edilir hepsi o kadar.
Daha öncelerde de bu partide birçok defa benzer şeyler yaşanmıştı.
Netice?
Netice yok. Kocaman bir “hiç” var.
Bir HİÇ uğruna değer mi, bu kadar tantanaya...
Geçmişte, Genel Başkanlığa kimler aday olmuştu veya parti kurarak ayrılmıştı:
Şöyle bir göz atalım. Sondan başa doğru:
Mustafa Sarıgül
Emine Ülker Tarhan vs.
Özellikle, Sayın Sarıgül daha mı az popülerdi?
Hayır.
İşin popülariteyle ilgisi yok. Bir kere Siyasi Partiler Yasası Genel Başkanlara çok geniş yetkiler veriyor. Onların yetkileri kraldan fazla. Başta delege yapısı olmak üzere, onu da kendilerine göre ayarlayınca iş tamam. Bu sistemde delegeler, bir nevi “kurşundan asker” oluveriyorlar.
Peki, Cumhuriyet Halk Parti’sinde hiç mi sonuç almak mümkün değildir, CHP tarihinde hiç örneği yok mu?
Var elbette.
O halde gerilere gitmek gerekir.
Mesela; Sayın Mustafa Bülent Ecevit, liste çıkarmış ve kongreyi almıştı. 1970’li yılların başında. Hem de, İsmet İnönü’yü devirerek...
İşin 2 yolu var:
Ya haklı gerekçelerle bir liste çıkarılacak -ideolojik nedenlerle olabilir- Sayın Ecevit’in ortaya attığı; “Orta’nın Sol’u” gibi.
Ya da, bir Genel Başkan kendi rızasıyla görevi devredecek. CHP veya diğer siyasi partilerde bu iki ihtimal dışında kalan yollar kapalı.
Her ne kadar sonuç değişmese de CHP’de yeniden kazan kaynamaya başladı. Sonuçları hep birlikte göreceğiz.