CHP karışıyor ya da Baykal ne demek istedi?

Abone Ol

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, son derece ilginç bir analiz yaptı. 

Önce Baykal neler söyledi, ona bakalım. Ardından birkaç sorum olacak; 

* “2019’da seçilecek olan cumhurbaşkanı, bu anayasanın kabul edilemez olduğunu, bu anayasanın mutlaka değişmesi gerektiğini, sistemi, tek adam olmak için değil, kimsenin tek adam olmayacağı bir anayasal düzeni inşa etmek için ve kendisi de tek adam olmama vaad ederek gelecek. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da partisinden istifa edecek, tarafsız cumhurbaşkanı olacak. Bütçeyi de ‘Ben yapmıyorum’ diyecek. Yeni bir anayasa hazırlanacak.” 

“Genel Başkan (Kemal Kılıçdaroğlu) ben adayım diyorsa, doğal olarak o adaydır. Tabii bu yetmez, derhal koalisyon ortaklarıyla kaynaştırılması, onlarla ilişkilerin gelişmesi lazım. İlk önemli karar Sayın Genel Başkan’ın alması gereken karardır. Adayım derse aday arama gündemden kalkar ve o adayı topluma kabul ettirme sağlama çalışmasıdır. İki sene gayret göstermemiz gereken süredir. 49 gidiyor kardeşim, 49’u tutmanın yolu bu.”

* “Eğer Abdullah Gül çıkarsa bu ciddi bir tablodur. Sayın Gül, cumhurbaşkanı adayı olmayı, bu siyasi bağlantıları dikkate alarak, bu 49’u rencide etmeyecek bir anlayış içinde aday olarak çıkma eğilimi sergilerse ona bakılır. Varsa öyle bir niyeti Sayın Gül’ün değerlendirilmesi gerekir.”

* “Hatta ileri gidelim, bir yöntem bulalım, MHP’nin üyelerinin tümü, Saadet Partisi’nin üyelerinin tümü, Demokrat Parti, Doğru Yol, ANAP kim varsa tümü, bir seçmen olarak belirleyelim. Bir parti olarak genel başkanları içerde şu anda, Ahmet Türk’ü ben pekâlâ Kürt oylarının temsilcisi olarak kabul ettim. Daha geniş tabanın da doğru olacağına inanıyorum.” 

* Kılıçdaroğlu aday olmayacaksa çekilsin. Sadece çekilsin demiyorum. Cumhurbaşkanı adayını genel başkan olarak CHP kurultayı seçsin diyorum. Kurultayı toplayacak, başka çıkış yolu yok. Bazıları için üzüntü verici, tedirginlik yaratıcı olabilir. Birinin söylemesi gerekiyor, bu da benim görevim.” 

***

Baykal, bunları dile getirdi, Ahmet Hakan’ın “Tarafsız Bölge” programında…

Şunu söylüyor, Baykal; “Kılıçdaroğlu istifa etsin, yeni CHP genel başkanı 2019’da yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığını açıklasın, başkan yardımcıları olarak da Saadet Partisi’nden, MHP’den, DYP’den, ANAP’tan, HDP’den (vb.) isimler belirlesin ve de böyle bir fotoğrafla yüzde 48.6 desteği kaybetmeden seçime gitsin…”

Ama… Ama’sı, hatta “ama”ları var, elbette…

NASIL YANİ; ABDULLAH GÜL CHP GENEL BAŞKANI MI OLACAK!

Deniz Baykal’ın açıklamaları, benim aşağıdaki soruları sormama sebep oldu; 

1) Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa eder mi? 

2) Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğuna oturacak isim yukarıda belirtilen konsensüsü sağlayabilecek mi?

3) Daha da önemlisi şu; ifade edilen partiler böyle bir formülü kabul edecek mi? Mesela, bu konu Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile konuşuldu mu, acaba? Bu partilerle bir temas sağlamadan bir canlı yayında bunu deklare etmek “siyaseten” ne kadar sağlıklı! Oradan biri kalkar da, “Kardeşim benim adıma nasıl konuşursun?” derse Baykal ne cevap verecek?

4) Deniz Baykal’ın bu atraksiyonu acaba Kemal Bey’i amiyane tabirle “yemeye” dönük bir çaba mı? 

5) Şöyle ilginç bir nokta da var Baykal’ın açıklamasında; Baykal, Abdullah Gül’ün de aday olabileceğini söyledi. Ama öte yandan da adayın CHP genel başkanı olması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çizdi. Nasıl yani; Abdullah Bey CHP genel başkanı mı olacak! 

6) En önemlisi de şudur; siyasetin saat saat değiştiği bu ülkede 2019’a daha çoook var! Köprülerin altından kim bilir ne sular akacak? Kim bilir hangi dengeler kurulacak? 2019’a kadar kim öle kim kala!

BAYKAL NEREYE KOŞUYOR?

* 2002 seçimlerinden sonra AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olabilmesi için anayasa değişikliğine destek olan Deniz Baykal’dı. Burada bir yasağın kaldırılması için Baykal ön ayak oldu. 

* 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında “367 garabeti”ne destek olan yine Deniz Baykal’dı. TBMM Genel Kurulu’nda yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi Yüksek Mahkeme’ye gittiğinde, “Bu oylama iptal edilmezse kaos olur…” diyen dönemin CHP Genel Başkanı Baykal’dan başkası değildi. 

* 16 Nisan 2017’de “cumhurbaşkanlığı sistemi” referandumu yapıldı. “Cumhurbaşkanlığı sistemi” kıl payı da olsa benimsendi. Milletin yüzde 50’sinden fazlası “evet” dedi. Bu karardan hemen sonra, “Bu tablo maçın bittiği tablo değil. Ofsayttan gol atıldığı iddiası var ama maç bitmez, maç devam ediyor. Daha ikinci devre var. Daha 2019’da görülecek hesabımız var. Maç 2019’da bitecek” diyen yine Deniz Baykal’dı…

Sahi, Baykal nereye koşuyor?

İMAM AÇIĞI

Yanlış okumuyorsunuz; Kastamonu genelinde 465 camide imam açığı var.

Yine yanlış okumuyorsunuz; Kastamonu/Taşköprü ilçesinde 55 camide görevli yok. Mesela, Hocaköyü, Armutlu ve Karapürçek camileri… Üç camide de görevli yok!

Buralara atamalar doğu ve güneydoğudan olduğu için gelen durmuyor, işini halleden geri dönüyor. Aynen acemi birliği gibi, geçen ay 280 görevli geri gitti.

Bazı yerlerde de tam aksine imam var, cemaat yok; Taşköprü’de cuma günü pazar olduğu için köylerde insan kalmıyor ve imamlar da mecburen çarşıya inmek zorunda kalıyorlar.

Cemaati olmayan köylerin imamları, muhtar vb. tepkilerinden çekinildiği için başka yere görevlendirilemiyor. 

Köylerde kalanlar da genelde yaşlı olduklarından sıkıntı oluyor. 1 ay sonra Ramazan.  Peki, bu köylüler ne yapacak?

Taşımalı eğitimden sonra taşımalı cemaat mi olacak? 

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri’ne buradan seslenmek istiyorum; Kastamonu ve köylerini bu açıdan bir mercek altına alır mısınız? Lütfen! (TUĞRUL ER)