CHP değişime direnebilecek mi?

Abone Ol

Cumhuriyet Halk Partisi bir yol ayrımında bulunuyor.

Mevcut haliyle, anlayışıyla ve lideriyle yola devam edemeyeceği/ettirilmeyeceği

ile ilgili kuvvetli emareler var.

CHP, Cumhuriyetin banisinin kurduğu bir partidir.

Cumhuriyetle yaşıttır. Ulusalcıdır. Tarihi oldukça eski CHP nin. Homojen bir

tabana oturmuyor; seçkinler, zenginler (bilinenin aksine) lüks hayat sürenler,

mezhep taassubu olanlar ve kendilerini aşırı uçlarda konumlandıran kesimler bu

partide kendilerine rahatlıkla yer bulabiliyor, partinin yönetim kademelerinde

etkili konuma gelebiliyorlar. Sadece dindar kesime partide yer bulunmuyordu.

Ancak bu durumun farkında olan partinin vasileri bu meseleye de el attılar.

Namazı niyazı olan, fakat helal haram çizgisi belli olmayan bir kitlenin de

eklemlendiği bir CHP için kollar sıvanmış gözüküyor. Zaman zaman bazı denemeler

yapıldı; çarşaflı hanımlar partiye üye kaydedildi ve medyatik rozet takma

törenleri düzenlendi, tanınmış ilahiyatçı profesör ve müftü kimlikli kişiler

partide milletvekili yapıldı... Bunların hiç biri şovdan öteye geçmedi.

Dindarların dışındaki kesimler CHP de ev sahibi konumunu elde ettikleri halde

bu partiyi iktidara taşıyabilecek oy potansiyeline bir türlü sahip olamadılar.

Çünkü geçmişteki baskıcı uygulamaları haklı olarak inançlı kesimi bu partiden

uzak tuttu. Halk dini değerlere yöneldikçe CHP den uzaklaştı. Partinin oturduğu

tabanın yaş ortalamasının yüksek oluşu da toplumda bu partinin geleceğinin

olmadığı intibahını doğuruyor. Asıl sorun burada. Bu ve benzeri görünen ve

görünmeyen nedenlerden dolayı CHP anlayışına bir müdahalenin yakın olduğu

kanaatindeyiz. Ancak yapılacak olan müdahalenin boyutlarının ne olacağı,

CHP yle sınırlı kalıp kalmayacağını şimdiden kestirmek biraz zor.

Proje sahiplerinin bekledikleri neticeye ulaşmaları

durumunda bu değişimin sınırlarını muhtemel bir iktidarı da içine alacak

şekilde genişletmeleri mümkün olabilir. CHP farkında olsa da olmasa da uzun

yıllardan beri hayallerini süsleyen iktidar havucunu göstererek bu partiye

kulvar değişikliği hazırlıkları yapılıyor. Bu kabil yön değişiklikleri için

uydurma kılıflar da hazır zaten; değişim, yenilenme... Şimdi değişim sırası

CHP de!

Neden olmasın ki

İktidar nimetiyle tanışan mücahitler nasıl değiştiler,

yenilendiler ve müteahhit oldular ise, sonra da 28 Şubatçılar eliyle müsait

hale getirildilerse, Sosyal Demokratlar da aynı yolla değişim, dönüşüm

tezgahından geçirilip, arzu edilen şekle kolaylıkla sokulabilirler. 28 Şubatla

başlayan ayrışma ve arkasından gelen savrulma süreci henüz son noktaya ulaşmış

ya da sonlanmış değildir. O dönemde iş başı yapan toplum mühendisleri üzerinde

uzunca bir süreden beri çalışmakta oldukları yeni projelerini devreye sokuyor

olabilirler.

Son dönemde Mustafa Sarıgül ün CHP ye katılacağı, bu

partinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapılacağıyla ilgili ciddi

tartışmalar var. Parti merkezinden yapılan açıklamalar kafa karıştırıyor olsa

da, oluşturulan bu talebi geri çevirecek bir güce sahip olduklarını

düşünülemez. Konuyla alakalı yazılıp çizilenlere bakıldığında meselenin

üzerinde epeyce çalışmış olduğu, büyük pazarlıkların döndüğü ve direnç

gösterenlerin etkilerinin azaltıldığı anlaşılır. Yerel seçimler öncesinde

planlanan oluşumlar bir nevi AK Parti karşıtı çevreleri bir araya getirmeyi ve

bir koalisyon oluşturmayı hedefliyor olabilir. Eğer plan buysa ve de yeni

oluşum tutarsa seçim sonucu ne olursa olsun bu hareket olduğu yerde kalmaz.

Tahrir Meydanı, Hüsnü Mübarek ve Mısır için ne anlam

ifade ediyorsa, Sarıgül de CHP ve Türkiye için aynı şeyi ifade ediyor olabilir.

Aradaki fark; Mısır da meydanlar kullanıldı, Türkiye de liderler kullanılıyor.