Cezayirli Cemile!

Abone Ol

Cezayir…

Fransızların soykırımın dik âlâsını uyguladığı ülke!

Osmanlı’dan koparıldıktan sonra büyük zulümlere maruz kaldı. O kadar uzaklara gitmeyin, yakın tarihten bahsediyorum. 

Fransa’ya karşı elde edilen zafer neticesi yapılan anlaşma ile 1962 senesinde bağımsızlığına kavuştu, bu ülke. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cezayir’in bağımsızlık mücadelesinde maalesef yanında yer almadığını, yıllar sonra Turgut Özal’ın bu anlamda Cezayir’den ‘devlet özrü’ dilediğini de hatırlatayım…

***

Peki, Cezayir, sömürgeci Fransa’ya karşı bağımsızlık mücadelesini nasıl kazandı?

Bu mücadelede bilfiil bulunmuş bir kadın kahramandan bahsetmek istiyorum.

Adı; Cemile Buhayrad… Cezayir’de yedi çocuklu bir ailenin tek kız evladı olarak dünyaya geldi. Çocukluk yılları kendi öz kimliğinden uzak olarak geçti. Zira ülkeleri Fransa’nın tahakkümü altındaydı.

Cezayirli arkadaşlarıyla birlikte Fransız eğitim sistemiyle eğitim gördüler. Hatta öyle ki kendi ana dili olan Arapçayı ne okumayı ne de yazmayı eğitimi esnasında öğrenemedi.

Okulda bu şekilde bir asimilasyon, sindirme politikasının varlığından haberdar olan Cemile’nin annesi evde kızına kendi öz benliği ve inancını aşılamaya başladı. Sürekli olarak ‘Cezayirli olduklarını, asıl dillerinin Arapça olduğunu’ kızının hafızasına kazıdı.

Bu düşünceler zaman içerisinde Cemile’nin öz benliğini oluşturdu. Artık Fransız öğretmenleri onun için bir idol mesabesinde değildi.

Bir gün, sömürgeci Fransızlar, asimile politikasını çocuklara benimsetmek adına “Annemiz Fransa” adında bir marşı okutmaya başladılar.

Fakat o de ne?

Okulda bir direnişçi vardı! Baskıya başkaldırdı bu direnişçi! Henüz 7-8 yaşlarında bir çocuk Fransızların bu dayatmasına direnerek, ailesinin ona aşıladığı milli benlik fikrinin tecellisi ile o marşı “Annemiz Cezayir” şeklinde değiştirerek yüksek sesle haykırmaya başladı.

Bu çocuk, ilerde Cezayir’in bağımsızlığında sembolleşecek Cemile’den başkası değildi!

Bu muhteşem çıkışı sebebiyle, defalarca okul müdürü tarafından ceza alan küçük Cemile, bu tavrından asla vazgeçmedi. Ve sonunda müdür tarafından okuldan uzaklaştırıldı.

FRANSIZLARIN “SETİF” VE “GUELMA” KATLİAMLARI!

Devam edelim, Cemile’nin öyküsüne…

Yıl; 1945. Bu yıl Cezayir için sonun başlangıcı oldu.

2. Dünya Savaşı’na sömürgelerini artırmak amacıyla giren Fransa, Cezayirli Müslümanlara kendi saflarında savaşmaları karşılığında bağımsızlık vaat etti(!) Ancak her zaman olduğu gibi yine vaatlerinde durmadılar, sözlerini yerine getirmediler.

Cezayirliler isyan etti. Fransa isyanı kanlı, sert bir şekilde bastırdı. Tarihe Setif ve Guelma katliamları olarak geçen bir kıyım yapıldı, Müslüman Cezayirlilere.

Ama işaret fitili ateşlenmişti bir kere! Cezayirliler bağımsızlıkları uğruna tek vücut oldular. Bağımsızlık savaşı verdikleri bu direnişte çok büyük kıyımlar, katliamlar yaşandı. Ancak hiçbir Cezayirli bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmedi. 

Bu süreçte kurulan Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne (FLN) çoğunluğu öğrenci birçok genç katıldı. “Sömürü altında asimile olmaktansa vatan uğruna ölmeyi yeğlerim” diyenlerden biri de Cemile idi. FLN’ye dâhil oldu. “Fedailer” olarak adlandırılan grupta yer aldı. Zaman içinde kararlı, azimli ve cesur duruşundan dolayı örgüt içinde istihbarat dâhil çeşitli görevler üstlendi.

Onun bu azim dolu mücadelesi Cezayirli genç kadınları da cesaretlendirdi. Kadınları örgütleyerek özgürlük savaşında yer almalarını sağladı, Cemile.

Cemile, kısa bir süre içinde ülkede bağımsızlık mücadelesinin sembol ismi oldu.

Bu savaşta 1 milyon insan hayatını kaybetti.

Tüm bu ölümler Cemile’yi derinden etkiledi. “Ülkemin her çocuğunun feryadı benim feryadım” diyerek mücadelesine kararlılıkla devam etti.

FRANSIZLARDAN AHLAKSIZ TEKLİF!

Cezayir’de bağımsızlık mücadelesinin önde gelen isimlerinden Cemile, bir Fransız lokantasına yerleştirilen bombanın infilakından sorumlu tutuldu ve Fransızlar tarafından tutuklandı.

Bu arada son derece çarpıcı bir gelişme yaşandı; mahkemede görevli Fransız bir hâkim gizlice Cemile’nin yanına giderek bir görüşme gerçekleştirdi. “Bu ülkede kadın bir kahraman” istemiyorum diyerek Cemile’ye, “Akıl sağlığın yerinde değil” raporu karşılığında serbest bırakmayı teklif etti. Elbette Cemile’nin bunca mücadele sonrası bunu kabul etmesi düşünülemezdi. Bu ahlaksız teklifi reddedince tüm ailesi ile birlikte 23 gün boyunca çok ağır işkenceye maruz kaldı.

Fransızlar bir kadına yapılabilecek en ağır işkence metotlarını uyguladı. İşkenceler sonunda mahkemeye çıkarılan Cemile, hâkimin, “Sen bir Fransızsın! Böyle bir eylemi nasıl gerçekleştirirsin?” sözleri üzerine: “Ben Cezayirliyim!” diyerek hâkime meydan okudu. Hâkim, tüm dünya kamuoyunun olaydan haberdar olmasına rağmen Cemile’yi giyotinle idama mahkûm etti.

Bu süreçte davasını yakından takip eden Fransız avukat Verges, karara itiraz etti. Ancak sonuç değişmedi. Kardeşleri ve yakınları bu haber üzerine salonda ağlamaya başladı. Ancak Cemile vakarlı bir duruş sergiledi: “Bizi öldürmekle bağımsızlığımıza kavuşmamızı engelleyemeyeceksiniz!”

Bu cesur duruş dünyada geniş yankı buldu. Özellikle kadın örgütleri Cemile için özgürlük yürüyüşleri düzenledi. Dünyadan gelen bu tepkiler neticesinde cezası müebbet hapse çevrildi.

Cemile ile Fransız bir yazar röportaj yaptı ve gördüğü işkencelerinin hepsini dünyaya duyurdu.

Hâkimin ilk görüşmesinde “kadın kahraman istemiyorum” sözü tecelli etti; Cemile ülkesinde ve dünyada saygı duyulan bir kahraman oldu. 1960’lı yılların başında, Cezayir’in bağımsızlığını ilanı ile hapis hayatı sona erdi.

Cemile’nin bu yıllara, işkencelere, yıldırmalara meydan okuyan mukaddes direnişinden etkilenen Fransız avukat Verges, “Mansur” adını alarak Müslüman oldu. Ve Cemile ile evlendi. Mücadelelerine birlikte devam ettiler.

Cemile Cezayir’in bağımsızlığının ardından ülkesinin yeniden inşası ve kadınların bu süreçte aktif olabilmesi adına çalışmalar yürüttü. Bu arada Cezayir Kadınlar Birliği Başkanlığı görevini de ifa etti.

***

Fransa yönetimi bu günlerde İslam’a, Müslümanlara hakaretamiz çıkışları ile gündemde…

Huylu huyundan vazgeçmez! Aslıhû, neslihû…

***

Not: (Bu bilgileri, Maaile dergisinin Ağustos 2020 sayısındaki, Rümeysa Kocamaz Akgün’ün, “Cezayir’in bağımsızlığının sembol ismi; Cezayirli Cemile” adlı yazısından aldım. Kurgu bana aittir. A.Ö.)