Cezayir’de Düşük Katılımlı Demokrasi

Abone Ol

Geçtiğimiz hafta Perşembe günü Cezayir’de halk sandığa gitti. Daha doğru bir ifade ile halk, sandığa gitmedi. Bu ülkede, katılımın çok düşük olduğu bir seçim yapıldı.

Cezayir’de geçtiğimiz Perşembe günü yapılan seçimde, katılım yüzde 38 olarak gerçekleşti. 23 milyon kayıtlı seçmenden sadece 8 milyonu sandığa giderken 15 milyon seçmen ise oy kullanmaya lüzum görmedi. 

Cezayir seçimlerinin galibi; Cuntanın partisi, Ulusal Birlik Partisi oldu ve 164 Milletvekili kazandı. İkinci parti de yandaş: Ulusal Demokratik Birlik Partisi. Bu parti de 97 Milletvekili çıkardı. Rahmetli Mahfuz Nahnah’ın partisi olan Toplumsal Barış Hareketi Partisi 33 Milletvekili çıkartabildi. Cezayir Meclisinde toplam Milletvekili sayısı 462’dir. 

Cezayir seçimleri bize çok anlamlı dersler vermekte. Dilerseniz bu konuyu biraz açalım: 

5 Haziran 1997 yılında yapılan seçimlerde istediği neticeyi alamayan cuntacılar ve bunların destekçisi olan Fransa; o zaman seçim sonuçlarına müdahale etmişti. Hatırlayalım:

1992’de yapılan seçimleri FİS kazanmıştı. İlk tur oylamada; yüzde 60 civarında oy almışlardı. Ancak, ikinci tur, seçimlere 5 gün kala Fransa’nın desteği ile Cezayir’de askeri darbe oldu ve seçimler iptal edildi. Çünkü Abbas Medeni’nin liderliğindeki İslami Selamet Cephesi’nin ikinci turda yüzde 80 oy oranına ulaşacağı öngörülmekteydi.

Abbas Medeni ve yardımcıları darbe ile hapse atıldı. İşte, demokrasi... Hem de demokrasinin beşiği kabul edilen Fransa da aktif olarak işin içinde. Yeri gelmişken ifade edelim: Fransa’da geçtiğimiz hafta sonu yapılan seçimleri EmanuelMacron’un kazanmış olması da izan süzgecinden geçirilmesi gereken tarihi bir öneme sahiptir. Bu konuyu bir sonraki yazımızda irdeleyelim.

Abbas Medeni, demokratik bir şekilde(!) susturulunca; ilk yapılan seçimleri, fiiliyatta Rahmetli Mahfuz Nahnah’ın liderliğindeki Toplumsal Barış Partisi kazandı. Sandık sonuç tutanaklarına göre Nahnah’ın partisi yüzde 69 oy almış ve 178 Milletvekili çıkarmıştı. Ancak, bu sonuçlara da müdahale edildi. Bu defa darbe tercih edilmedi ve farklı bir yöntem kullanıldı.

Anlatalım:

Rahmetli Nahnah, seçim sonrasında, generaller tarafından görüşmeye davet edilir. Yardımcısı Abdüllatif bin Varid’le birlikte  karargâha giderler. Generaller; “Cezayir’de bu kadar hadiseden sonra gene İslamcılar... dedirtmeyiz, dilerseniz, sizinle anlaşalım” derler. Nahnah, belki kan dökülmesi bu yolla engellenebilir düşüncesiyle anlaşmayı kabul eder:

Onlar da; yüzde 69 olan oy oranının resmî olarak yüzde 25 ve 178 olan Milletvekili sayısının da 69 olarak ilan edileceğini söylerler. Ayrıca, İslâmcılar, cebren hükümete dâhil edilirler. Asıl felaket bir sonraki seçimlere yansır. Bu defa Toplumsal Barış Partisi 17 Milletvekili çıkartabilir...

Şimdi de 33 Milletvekili çıkardıklarını görüyoruz. Anlaşılan o ki; halkın sandıkta umudu kalmamış. Katılımın bu kadar düşük olması bu yüzden! Muhalefetin susturulması böyle bir şey işte!

Dünyada dengeler hızla değişmekte; Doğu-Batı ayrışması giderek daha da derinleşmektedir. Mevcut sistemin kurmuş olduğu küresel yapılar güvenirliğini kaybetmekteler. 

Neden?

Halkın iradesi der ve çeşitli hilelerle onu yok sayarsan, olacağı bu olur. Sadece Cezayir›de değil; Batı, dünyanın her yerinde benzer oyunlarla insanların güvenini kaybetti.

Eğer demokrasi; halkın kendisini yönetmesi ise, o zaman müdahale ne anlama gelir? Yok, biz müdahale ederiz deniliyorsa; o zaman, halkın önünde, sandığı boykot etmekten başka seçenek kalmaz.

Yoksa «tam demokrasi»den murat edilen şey düşük katılım mı?