Cezalar caydırmıyor, ıslah da etmiyor!..

Abone Ol

Emniyet güçlerinin ve adalet mekanizmasının amacı toplumu suçluların şerrinden korumak, bu başarılamadığı takdirde yakalanan suçlular yargılanarak cezalandırmak suretiyle suçların yaygınlaşmasını önlemektir. Tabi bu arada en önemli husus işlenecek  suçların engellenmesi de çok önemlidir.

Peki bu maksada ulaşılabiliyor muyuz Ülkemizden can, mal ve namus emniyeti kaldı mı

Bir defa idam cezanın kaldırılmaısı ile birlikte cani tipler iyice gemi azıya aldılar. Biliyorlar ki, kaç kişiyi parası için ya da tecavüz maksadıyla öldürürlerse öldürsünler idam edilmeyecek, hayatlarına son verilmeyecektir. Bu ülkede her türlü kanun dışı kişinin yaşama hakkı var ama masumların yoktur. Bir bakıma suçlular dolaylı yoldan korunuyor, masumlar ise bir takım hasta ruhlu kişilerin insafına terkediliyor.

Diyelim ki idam cezası bir takım dayatmalar sonucu mecburen kaldırıldı. Peki verilen cezaların caydırıcı özelliği var mı

Bu hususta hukukcular, emniyet güçleri hatta bazı yargı mensupları ceza kanunlarında yapılan değişiklikler ile cezaların büyük ölçüde düştüğünü belirtiyorlar. Öyle bir noktaya gelindi ki, en ağır suçlular bile neredeyse üç beş yıl yatıp çıkar duruma geldiler. Bu ise kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturuyor. Çünkü, insanımız suçluları koruyan, masumları canilerin insafına terkeden bir adalet, ister istemez insanımızı tedirgin ediyor, devletine güvenini sarsıyor.

Elbette insanların 20-30 yıl cezaevinde yatması kimseyi memnun etmez ve istenecek bir durum değildir. Ancak, görüyoruz  ki, bir takım hasta tipler akla hayale gelmeyecek suçlar işliyorlar ve yakalandıklarında da artık eskiden olduğu gibi yüzlerini gizleme ihtiyacı bile duymuyorlar.

Lafı uzatmanın anlamı yok. Hukuk fakültelerinde cezaların iki özelliğinden bahsedilir. Caydırıcı özellik ve suçlunun ıslahı. Yukarıda aktardığımız gibi cezaların caydırıcılık özelliği kalmadığı açıkça görülüyor. Cezaevlerimizde ıslaha yönelik çalışmaların da yeteri kadar yapılabildiğini söylemek mümkün değil.

Peki bu işin sonu nereye varır İnsanların can, mal, ırz emniyetinin kalmadığı bir ülkede devletin üzerine düşen görevi yaptığını söylemek mümkün olabilir mi İnsanların can, mal ve ırzını koruyamayan bir devletin tek görevi vatandaştan çeşitli yollardan vergi toplayıp devlete borç vermiş olan zenginlere faiz olarak aktarmak mıdır

Devletimizin yetersizliği sadece adalet ve emniyet sisteminden ibaret değil elbette. Tüm çabalara ve yapılanlara rağmen sağlık hizmetlerinde olması gereken düzeyde olduğumuzu söylemek mümkün mü

Bunun yanında eğitimde aksayan pek çok yan olduğunu hepimiz biliyoruz. Öğretmenlerin büyük bir bölümünün yetersizliğine,  eğitim mekanlarının istenen seviyeye getirilemeyişi de eklenince gerek eğitim gerek sağlık alanında "Parayı veren düdüğü çalar" anlayışı hakim olmaya başlamış bulunuyor.

İşte bu noktada, ülkemizin bu duruma nasıl düştüğünün herkes ve her kesim tarafından değerlendirilmesi ve sorunun cevabının bulunması gerekiyor. Meselenin çözümü için gereken cevabın bulunması da yeterli değil. Gerekenlerin yapılması şarttır.

Özellikle suçluların korunduğu imajı veren uygulamalarda askeri sivil bürokratlarımıza hakim kılınan anlayışın önemli bir rolü var. Toplumumuzda insana karşı işlenen suçlar hep hoşgörüyle karşılanırken, devlete karşı işlenen suçlarda insanlar olabildiğince ağır cezalarla karşılaşabiliyor. Bir bakıma devlet insanımızı korumak yerine  kendini korumaya ağırlık veriyor ve bu hususta hassas davranıyor.