Birkaç arkadaş, ekonomik olarak zor günler geçiren
aileye, gerekli desteğin sağlanması ve yaşanabilir bir ortamın hazırlanması
için çaba gösteriyoruz. Fakat neredeyse uzandığımız her el bizi geri çeviriyor
ve çözümsüz kalıyoruz. Çevremizde, işsiz, evsiz, yalnız onlarca insan var ve bu
insanların mağduriyetlerini görmezden gelip hiçbir şey olmamış gibi yaşantımıza
devam ediyoruz.
İnsanlarımızın empati duyguları zayıfladı, zira yardımlar
artık ferdi olarak değil, resmi kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yapılıyor.
Yardım çalışmalarının kurumsallaşması insanları çözümsüzlüğe itiyor. Çevremizde
yoksullara el uzatabileceklerini iddia eden dernekler ve vakıflar kuruluyor.
Fakat bu kurumlar artık yardım kuruluşu olmaktan ziyade insanların çalıştığı ve
geçimlerini sürdürdükleri bir sektör haline geliyor. Yardımlar mağdura soğuk
ortamlarda soğuk bir iletişim ağı ile yapılıyor. Veren el alan elin
yoksulluğunu yüzüne vuruyor. Zira bir parça kuru gıda alabilmek için yoksulun
yoksulluğunu belgeleyecek birçok evrak isteniyor.
İlkeleri ile hak adalet ve iyiliği yerleştirmeyi
hedefleyen dinimiz yoksullara yardımcı olurken büyük bir hassasiyet
gösterilmesini tavsiye ediyor. Nitekim kültürümüzde bu konu titizlikle ele
alınmış ve komşu komşunun, mahalle mahallenin fert ferdin ihtiyaçlarını giderme
noktasında teşvik edilmiştir. Yardımlar yapılırken yoksulun incinmemesi için
azami gayret gösterilmiştir. Bırakın yoksulu minnet altına almayı insanlar
yaptıkları hayra vesile oldukları için muhtaçlara teşekkür etme ihtiyacı
hissetmişlerdir. Yardım faaliyetleri yoksulla zengin arasında bir köprü olmuş
ve iki tarafı birbirlerine kaynaştırmıştır. Fakat günümüzde bu hassasiyeti
gösterebilen pek az kişiye rastlıyoruz.
Bir yanda lüks ve şatafat içinde yaşayanlar diğer yanda
ömürlerini sefalet içinde geçirmeye çalışanlar var. Ve bu insanları gördükçe
etrafımıza bakıyor ve çevremizde kaç insan var Demekten kendimizi alamıyoruz.
Kalabalıklar arasında insansız kalmak ne kötü. Yine de
umudunuzu kaybetmiyor ve insan arayışımızı sürdürüyoruz. Fakat her seferinde
hüsrana uğruyoruz. Zira artık birinin ihtiyacından söz ettiğinizde çevrenizdeki
insanlar, filan derneğe gitsin deyip sorumluluğu üzerlerinden atıyorlar.