Çevik Bir, peki ya Brzezinski!..

Abone Ol

Yıl; 1998…

Yer;  İstanbul, Yeni Atlantik Girişimi Toplantısı

Kürsüde Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir konuşuyor; 

* “NATO’nun cepheleri değişti. Türkiye artık bir kanat ülke olmaktan çıkarak ön cephe ülkesi haline geldi.” 

* “21. yüzyılı şekillendirecek olan Avrasya’da anahtar ülke olan Türkiye’nin, deneyimlerini Balkan, Avrasya ve Orta Asya ülkeleriyle paylaşmak istiyorum. Türkiye politikalarını gerçekleştirmek için yasadışı yöntemlere başvurmaz, bölgesinde güvenliği tehdit etmez, aksine güvenlik sağlar.” 

* “Türkiye, Batı’nın tüm ahlaki değerleriyle donanmış Batılı bir ülkedir. Dünyanın 17. büyük ekonomisi ve en hızlı gelişen 10 ülkesinden biri olarak iyi bir örnek teşkil eder. Tüm bunlar Türkiye’ye bir güç merkezi olarak sorumluluklar yükler.”

* “Türkiye bölgesinde barışı ve istikrarı sağlamak için üzerine düşeni yaptı. Tek istediğimiz, tüm müttefiklerimizin bize destek vermesi.”

* “Soğuk savaş sonrası meydana gelen hızlı değişime NATO hazırlıksız yakalandı. NATO olarak Bosna krizinde yeterli teçhizat, organizasyon ve eğitime sahip olmadığımızı, büyük bir trajediye zamanında reaksiyon gösterecek politik iradeye sahip olmadığımızı fark ettik.”

* “NATO halen Avrupa güvenliğinin temel taşı.  ‘Güvenliğin müttefikler arasında eşit olarak paylaşılması gerekiyor. NATO’nun genişleme sürecine sadece üç ülkeyi dâhil etmesi Türkiye’yi pek memnun etmedi. Orta Avrupa’ya yönelik tehditler artık ortadan kalktı. NATO’nun dikkatini Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya’ya yönlendirmesi gerekir.”

* “İstikrarsız ve güvenliği olmayan Türkiye, istikrarsız ve güvenliği sağlanmamış bir Avrasya anlamına gelecektir. Bu belki de soğuk savaş günlerine geri dönmeye yönelik büyük bir adım olur.”

***

İstanbul’da gerçekleşen “Yeni Atlantik Girişimi” toplantısına, çok farklı isimler de iştirak etmişti; 

* Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’i devirmek için mücadele veren Irak Ulusal Kongresi Başkanı Ahmet Çelebi, 

* Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği’nin (KYB) Washington temsilcisi BernamSaleh…

Bu iki ismin, iki gün boyunca ABD’li stratejik araştırma uzmanlarıyla ve Amerikalı diplomatlarla kulislerde yoğun temaslar gerçekleştirmeleri dikkat çekmişti. 

Söz konusu görüşmelerde, Irak’a olası bir müdahalenin hangi şartlarda gerçekleşebileceği konusunun ele alındığı sır değildi. Çelebi ve Saleh, Amerikan istihbarat örgütü CIA ile yakın ilişkileri olan Richard Perle ve MortonAbromowitz’in yanı sıra uzun süre Pentagon İstihbarat Dairesi’nde görev yapan Harold Rhode ile özel görüşmeler yapmışlardı…

Kaldı ki, çok değil birkaç yıl sonra Irak işgal edilecek, milyonlarca Iraklı katledilecek, yüz binlerce kadının ırzına geçilecek, yüz binlerce çocuk öldürülecekti…

***

Çevik Bir, peki ama ya ZbignievBrzezinski!

BRZEZİNSKİ ÖLDÜ, GERİDE NE BIRAKTI?

Tüm bunları neden aktardım?

Bu toplantıda önemli bir isim daha vardı; ZbignievBrzezinski!

Brzezinski “Avrupa kavramı Doğu’ya doğru genişledikçe, 50-75 yıl sonra Avrupa nerede bitecek?” sorusunu gündeme taşımıştı…

***

Peki, kimdi bu Brzezinski?

* 1970’lerin başında Amerikan yönetim ve düşünce çevrelerinde “detente” yani “yumuşama” politikasının ideologlarından biriydi…

* Polonya doğumluydu. Babası 1931-35 arasında Nazilerin yönetimi devralış sürecinde Almanya’da, 1936-38 arasında, yani Ribbentrop-Molotov saldırmazlık anlaşmasının hemen öncesinde Sovyetler Birliği’nde ve 1938’de Kanada’da görev yapmış, savaşın çıkmasıyla ABD’ye göçmüş Polonyalı bir diplomattı.

* “Brzezinski’nin yaptığı aslında 19’uncu yüzyılın sonlarındaki “Büyük Oyunu” 20’nci yüzyıl koşullarında güncelleyerek uygulamaktı. Büyük Oyun’da İngiliz İmparatorluğu, Rusya Çarlığı’nın Güney denizlerine inişini Doğu’da Afganistan, Batı’da Osmanlı idaresindeki Türkiye’yi tutarak önlemişti.”

* Sovyetler Birliği’nin ve demir perde ülkelerinin dağılmasında en etkili siyasi aktörlerden birisi oldu, Brzezinski…

***

İşte bu Brzezinski öldü!..

28 Şubat darbesinin en önemli aktörlerinden emekli Orgeneral Çevik Bir’in konuşmalarında sık sık ZbignievBrzezinski’ye atıf yaptığını hatırlarım…  

Hafızamda kalan bu…

TURKCELL’İN BU TAVRINI MERAK ETTİM!

Turkcell yazılı, görsel ve internet ortamında,  basına her yıl yüklü miktarda reklam veriyor.

Şirketin yıllık yaklaşık 250 milyon liralık (eski para ile 250 trilyon) reklam ve tanıtım bütçesi var…

Peki, bu para hangi medyaya aktarılıyor? Sadece şu örnekten yola çıkarak bu bütçenin nerelere aktarıldığını tahmin edebilirsiniz; Mübarek Ramazan ayı başladı. 

Turkcell de her firmanın yapması gerektiği gibi dini değerlere, İslami hassasiyetlere önem veren medyaya “Ramazan reklamları” vermekte. 

Buraya kadar her şey normal…

Ama gelin görün ki, dini değerlere ve İslami hassasiyetlere önem veren medyada ayrım yapıldığı göze çarpıyor. Mesela, Millî Gazete…

Turkcell’in Ramazan reklamlarının yer aldığı çoğu gazeteden daha fazla tiraja sahip Millî Gazete... 

Üstelik mübarek ay boyunca 4 tam sayfa Ramazan sayfalarını okurlarına sunuyor. En çarpıcı Ramazan röportajları Millî Gazete sayfalarında. Ama Turkcell, Ramazan’da Millî Gazete’yi adeta görmezden geliyor. Niçin ve de neden?

***

Konu, önceki gün TV5’te “Kupür Haber” programında da gündeme geldi. Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, “Ayrıcalık talep etmiyoruz, sadece ve yalnızca adil olunmasını istiyoruz. Turkcell yöneticilerinden beklentimiz adaletli davranmalarıdır…” dedi. Hülasa, Turkcell’den beklenen, Türkiye vizyonuna ve gerçeğine uygun adımlar atması…