Dünya bir oyun sahnesi ve insanlar oyuncuları. Denizler, yıldızlar, taşlar, kuşlar, çiçekler, kelebekler ve bütün yaratıklar da dekor. Senaryo hazır. Ya Rahmanın tarafında rol alacağız veya şeytanın tarafında rol alacağız.
Rahmanın tarafında rol alanlar için iki dünya saadeti veriliyor. İnsanlık izzetini, iffetini, şerefini koruyarak, eşiyle, çocuklarıyla, dostlarıyla barış içinde hoş bir hayat geçirirler.
Şeytanın tarafında rol alanlar, helal-haram demeden, zengin-yetim ayırımı yapmadan, önüne konan etin, Salih Peygamberin devesinin eti midir, Deccalın eşeğinin eti midir diye ayırım yapmadan midesine indiren, eşinin ve çocuklarının sırtındaki elbiseler yetimlerin gözyaşı, işçilerin alın teri, gençlerin kanıyla kazanıldığından insan içine çıkamadıklarından, kendilerine özel yerlerde eğlendiklerinden, korumalarla gezdiklerinden, korumalara bile güvenemediklerinden, bir çoğunun koruma kurşunuyla ölmesi nedeniyle dünyada bile rahat edememektedirler.
Müslümanlar, beş vakit namazlarının son oturuşlarında bir ayeti dua olarak okurlar ve Rabbena atina fi-d-dünya haseneten ve fi-l-ahirati haseneten......=Ya Rabbi, dünyamızı güzel eyle, ahiretimizi güzel eyle.... diye yalvarırlar.
Mısır ülkesinin harap olmasına sebep olan üç kişinin isimlerini verir Rabbimiz. İsimleri sıraya dizerken önem sırasına göre bildirmiş ve Ankebût süresinin 39 uncu ayetinde Karun, Firavun ve Haman ın kibirlenmeleri ve Hz. Musa nın getirdiği ayetlere iman etmemeleri nedeniyle helak edildiklerini haber verirken Karun un adını öne almış ve siyasi otorite üzerinde sermayenin önemine dikkat çekmiştir.
Hz. Musa nın yönetiminde söz Hakkın ve haklınındır. Firavunun yönetiminde söz, siyasi ve ekonomik gücü elinde tutanlarındır.
Bilek, kılıç, silah, top, tüfeğe dayalı güçlerde devamlılık görülmemiştir. Hiç bir güç, adalet gücünün üstünde olamamıştır. Adaleti emretmek için gönderilen peygamberler, zalimler tarafından hapse atılmışlar ama sonunda adalet sahipleri galip gelmişler ve servetleriyle halka zulmedenler de o adaletten yararlanmışlardır.
İmanın dünyada sağlayacağı güvenliği Efendimiz: "Allah a yemin olsun ki Allah bu İslâm işini tamamlayacak, hatta bir yolcu San a şehrinden Hadramut a kadar yürüyecek, Allah korkusundan ve bir de koyuna kurt saldırır korkusundan başka hiçbir şeyden korkmayacak" buyurmuş.
(Ebu Davud , cihad bab 107 hadis 2649 Buhari ikrah bab 1 ,Ahmed, Müsned 5/109,110)
M. Akif Ersoyun:
"Kenarı Dicle de bir kurt aşırsa bir koyunu,
Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer den onu"
diye şiirleştirdiği Hz. Ömer, Medine de devlet başkanı iken Dicle nehri kenarında bir koyunun kurt tarafından yenmesinden kendini sorumlu tutuyor.
İşte "Mümin" olan Allah a iman eden mü minin yönetimi öyle olur.
1400 sene sonra İslâm sistem olarak rafa kaldırıldı. Batıdan sistem ithal edildi ve Dicle nehri kenarında demokrasi adı altında bir buçuk milyon Müslümanın kanı akıtıldı .
Dicle kenarında değil şehrin merkezinde en güvenli merkez diye yapılan binanın 25. katında yirmi beş ayrı güvenlik tertibatı olan yerde yaşayan insanın güvenliği olmadığını bütün dünya gördü.
Kişinin gönlüne iman güvenliği takılmadıkça yollara, evlere, ülkelere takılacak güvenliğin etkisi fazla olmayacaktır.
Güvenlikçi tetikçi olursa ne yapılacak
Biz elimizden geldiğince, bütün gücümüzle, her şeyi göze alarak, her ne pahasına olursa olsun, Hakkın hakimiyeti için kolları sıvar ve yola koyulursak Rabbimizin bizi başarılı kılmak için bir çok yol göstereceğini Ankebût süresinin son ayeti haber vermektedir. Bu azimle yürüyenleri ne kötü siyaset, nede haram servet yolundan alıkoyabilir. Yola devam.