Çocukluğum Anadolu’nun küçük bir köyünde geçti. Annem köyün en zeki hanımlarından biriydi. İnsanlar, bütün meselelerde annemin desteğini alır ve sorunlarını kısa yoldan çözerlerdi.
Benden başka iki kardeşim daha vardı annem okumayı çok istediği halde ilkokuldan sonra devam edemediğini söyler ve bizi okutmak için gece gündüz çalışırdı. O yıl köyümüze lise açılmış ve bütün köylüler çocuklarını buraya yazdırmışlardı. Annem benim sekizinci sınıfı tamamlamamı dört gözle bekliyor ve ne olursa olsun kızımı okutacağım diyordu. Günler akıp gitti ve ben kuzenimle birlikte Liseye yazıldım. Ama annem daha ilk günden beni onunla kıyaslamaya ve yerden yere vurmaya başlamıştı. Evimiz dayımlarla bitişikti, ödevlerimizi kuzenimle birlikte yapardık. Ama ben kıt kanaat sınıfı geçerken o hep takdir alır ve öğretmenlerin gözdesi olurdu. Annem eve geldiğimizde önce aldığımız notları sorar ve “Cemile nasıl başarıyorsa sen de öyle başarmalısın. O çok çalışıyor, kazanıyor sen kendini iyice bırakmışsın” derdi. Liseyi bitirinceye kadar annem aynı sözleri tekrar etti ve ben aramızda hiçbir sorun olmadığı halde kuzenimden nefret eder hale geldim. Liseden sonra o eğitim fakültesini ben hemşirelik bölümünü kazandım. Ama annemi ikna edemiyordum, “Cemile senden daha yüksek alıyor onun her şeyi senden çok daha ileride. İyi el işi yapıyor, iyi ev işi yapıyor çalışıyor başarıyor, dersleri daha iyi, senden bir şey olmaz” diyordu. Annem bu tavrını sürdürdükçe kuzenimden uzaklaşıyor ve artık onun adını dahi duymak istemiyordum.
Aradan yıllar geçti, ben özel bir hastanede hemşire olarak işe başladım Cemile ise bir liseye öğretmen olarak atandı. Çocukluğumuz birlikte geçmişti ve artık her ikimizde evlenmiş yuva kurmuştuk. Kendisi beni arıyor ve görüşmek istediğini söylüyordu. Ama bir bahane uydurup sürekli erteliyordum. Çünkü Cemile bana başarısız ve yetersiz biri olduğum hissini veriyordu ve ondan nefret ediyordum. Biliyordum bunda Cemilenin hiçbir payı yoktu ama annem sayesinde bu duyguyu atamıyordum. Annem bizim için saçını süpürge yapmış ve her zorluğa katlanmıştı ama farkında olmadan komlekslerine yenik düşmüş ve kuzenimle aramı açmıştı….” (Emine M)
Her anne çocuğuna şefkat yüklü bir sevgi ile bağlıdır. Fakat annelerimiz bazen farkında olmadan bizim cesaretimizi umutlarımızı ve kanatlarımızı kırabiliyorlar. Kırılan kanatlarımızın tamiri ise sanıldığı kadar kolay olmuyor.