Cepheyi terk etmeyin

Abone Ol

Terk etmeyin cepheyi, duruşunuzu bozmayın, istikametinizi değiştirmeyin… Resulûllah (S.A.V.) Efendimiz, Uhud Muharebesi’nde savaşa hâkim bir tepeye (Okçular Tepesi) muhariplerini yerleştirmişler, onlar da savaşın ilk anlarında müşrik ordusunun bozguna uğradığını görerek, orayı terk etmişlerdi… İşte bu hamle, müminlerin ordusunun çok çetin bir imtihana uğramasına neden olmuştu. Ganimet, zafer sarhoşluğu veya başka neden… Cepheyi ve durduğunuz yeri terk etmeyeceksiniz.

Biz biliyoruz ki, iyilikleri emreden, kötülüklerden sakındıran bir siyasi duruşu olan Saadet Partisi’nin oy potansiyeli, kesinlikle bugünkü mevcut rakamları değildir. Zira 12 Eylül Anayasasının demokrasimize en büyük kazığı, anti demokratik ve adaletsiz yüzde 10 barajı dolayısıyla, seçmen kitleleri her seçimde “güçlü görünenlerin potasında eritilmiş” ve güce yöneltilmiştir. Saadet Partisi’nin potansiyel oyu, iktidar partisinin tabanına iteklenmiş, kaydırılmış, oluşturulan, “Ya oyun boşa giderse” algısıyla seçmenin fikri zehirlenmiştir. Elinizde tuttuğunuz cep telefonlarından kolayca girebileceğiniz sosyal medya ortamlarında iktidar partisinin, “Bize 90 bin oy daha verseydiniz, 276’yı bulacaktık” şeklindeki telkinlerle, Saadet Partisi’nin seçmenlerini -futbol terimleriyle- yakın markaja aldıklarını, dar alanda sıkıştırmaya ve sıkboğaz etmeye çalıştıklarını göreceksiniz.

Kesinlikle bu mavralara inanmayın, kanmayın… Oylar asla boşa gitmez… Çünkü atılan oy namustur ve sizin hayata bakışınızı, siyaset havsalanızı, medeniyet tasavvurunuzu ortaya koyar. Atılan oy, atılan her adıma verilen onaydır, yanlışa ortak olmak, vebal yüklenmektir. Yapılan bunca anti demokratik uygulamalara, dış politikada yaşanan fecaatlere, Avrupa Birliği kapılarında merhamet dilenmelerine onay olmak mı Karşı durmak mı   Medyanın tarihinde görülmedik bir şekilde, “Yandaş/Paydaş ve Muhalif” olarak ayırt edilip kaynaklarının kurutulması ve metazori dönüştürme harekâtına kesinlikle prim vermeyin. “Bizimle ittifak yapmayı göze almışlardı ya” şeklindeki çengellere de kesinlikle düşmeyin. Oltalara gelmeyin… Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Ev yanarken, bu yangını söndürmeye kiminle gittiğiniz önemli değildir. Yangına ulaşmak için bindiğiniz aracın rengine bakılmaz” şeklinde özlü bir değerlendirme yapıyor.

Yanı başımızda Suriye yangını, içimizde PKK terörü var. Mültecilerle boğuşuyoruz. Ortadoğu’yu dizayn etmek için üretilmiş terör örgütü IŞİD, başkentimize ve bağrımıza kadar girdi. Ortadoğu’nun Siyonizm’in at koşturduğu bir hara olmasına müsaade eden, Amerika’nın sufleleleriyle konuşan bir dış politikamız var. Yabancı yatırımcılar tasını tarağını alıp sıcak para ortamlarından çıkıverse, eşekten düşmüş Nasrettin Hoca gibi kalakalacağımız, üretimin sıfırlandığı bir ekonomik yapımız var. Eğitimimiz sorunlu… Sosyal Güvenlik arızalı… İşçi, emekli, memur, asgari ücretli memnun değil. En basiti, geçtiğimiz dönemde, “Asgari ücretliye zam olmaz, hazine müsait değil” diyorlardı, şimdi ise bin 300 liralık vaatle tavlamaya çalışıyor. “Dün dündür, bugün bugündür... Güç sarhoşluğu ile kendileri gibi düşünmeyen herkesi tasfiye ediyor, kendi meşreplerine hizmet eden sosyal, siyasal, kültürel, medya düzlemi ve ekonomik ortam oluşturmaya çalışıyorlar. Ve hâlâ Saadet Partisi’ne buğz ediyor, aynaya bakmıyor, günahlarının vebalini taşıyacak hamal arıyorlar. Bu durumu iyi analiz etmemiz lazım.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle, “Feraset, basiret, dirayet…” Cephenizi terk etmeyin…