Cenevre-2 ye neredeyse sayılı saatlerin kaldığı şu kritik
süreçte, belirsizlikler gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Yapılan kafa
karıştırıcı açıklamalar ve diplomatik ataklar da işin cabası. Adeta, çözüm
sürecine çözümsüzlük odunu taşımaktan başka bir anlam ifade etmiyorlar!
İran bilinmezini çözmeye yönelik olarak Rusya nın
öncülüğünde başlatılan girişim ve bu kapsamda Moskova-Tahran-Şam ortak
deklarasyonu, halen Batı cenahında beklenen etkiyi oluşturabilmiş değil. Burada
esas merak konusu, İran ın bu konferansa katılıp katılmaması kadar, İransız bir
Cenevre-2 nin istenilen barışı ne ölçüde temin edebileceği hususu...
***
Cenevre sürecini bir anlamda dikte ettiren ya da mecbur
kılan Direnç Cephesi nin önde gelen ülkelerinden İran ın dışarıda tutulması
durumunda buna özellikle sahada vereceği tepki merak konusu olmaya devam
edecek.
Dolayısıyla, görüşmelerde alınacak karar oldukça önemli,
özellikle de Esad ın yapılacak seçimlere katılıp katılmayacağı ve PYD
bağlamında bölgedeki Kürt hareketinin alacağı seyir boyutu itibarıyla. Burada,
El Kaide vb. yapıların bölgede oynayacağı rolü de hiç kuşkusuz göz ardı etmemek
gerekiyor.
***
Şu ana kadar ki gelişmeler Esad lı bir çözüme yönelik
sürece hizmet ediyor gibi görünse de, diğer taraftan son dönemde ağırlık
kazanmaya başlayan Esad sız çözüm cenahının yaptığı ataklar da dikkatlerden
kaçmıyor. Bu da, eğer bir ön mutabakat sağlanamaz ise, üç aşağı beş yukarı
Cenevre-2 nin bir diğerine gebe olması ile eş değer.
Nitekim, Esad lı çözümden yana olan Direnç Cephesi ,
mevcut pozisyonunu korurken ve hatta Batı cenahından kendisine doğrudan ya da
dolaylı katılımlar ile gücünü arttırırken, diğer taraf için aynı şeyi söylemek
pek mümkün değil. Özellikle de ABD nin 2012 den bu yana süreçte takındığı
kaypak tutum , bu cenahın işini epey zorlaştırmaya başlamış durumda.
***
Tabloyu biraz daha netleştirmek gerekirse... Esad sız
çözümü savunanların başında Türkiye ve Suudi Arabistan geliyor. Burada,
Aralık ta gerçekleştirilen 34. Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi sonuç
bildirgesindeki Suriye rejiminin yeni geçiş hükümetinde ve ülkenin geleceğinde
herhangi bir rol oynamaması gerektiği kararı oldukça önemli.
Bunun dışında tavrını somut bir şekilde ortaya koyan bir
diğer ülke ise İngiltere. Nitekim, Dışişleri Bakanı Hague, SMDK nın
Cenevre-2 ye katılma kararını memnuniyetle karşıladığını belirttiği
konuşmasında, Varılacak herhangi bir ortak anlaşmada Esad ın Suriye nin
geleceğinde rolü olmayacaktır ifadelerini kullandı.
Fransa da bu konudaki duruşunu net ortaya koyanlardan.
Aralık 2013 te Al Hayat gazetesine verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Hollande,
Esad ın Suriye de radikal güçlerle savaşmadığını, aksine ılımlı muhaliflerin
üzerinde baskı oluşturmak için radikalleri suçlamayı tercih ettiğini
söyleyerek; Suriye de Esed li bir siyasi çözüm yok demişti.
***
Dikkat çekici bir diğer adres ise, Katolik aleminin ruhani lideri Papa Franciscus dan
gelmişti. Konferanstan umutlu olduğunu söyleyen Papa, Suriye de çatışmayı
bitirecek yenilenmiş bir siyasi iradeye duyulan ihtiyaca vurgu yapmaktaydı.
Buna karşılık, İİT eski Genel Sekreteri İhsanoğlu nun 26 Kasım da Cenevre-1 de
varılan anlaşmadan hareketle Esad lı geçiş önermesi de fazlasıyla dikkat
çekiciydi.
Esad lı çözüm noktasında asıl kritik ve şaşırtıcı son
dakika hamlesi ise yine Batı dan geldi ve adeta bu ne perhiz ne lahana
turşusu dedirtti. Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mikdad, 15 Ocak ta BBC ye
verdiği mülakatta, Batılı hükümetler sonunda Devlet Başkanı Beşşar Esad ın
liderliğinden başka bir alternatif olmadığını anladılar demekteydi.
***
Üç yıldır devam eden iç savaşta muhalif gruplara destek
veren Batılı istihbarat kuruluşlarının, radikal İslamcı grupların yükselişi
karşısında, ortak mücadele için Şam da Suriyeli güvenlik yetkilileriyle
görüştüğünü ifade eden Mikdad ın bu sözleri, akıllara Dışişleri Bakanı
Davutoğlu nun Ehven-i şer açıklamasını getirdi. Tabi, bir de 11 Eylül sonrası
sahnelenmeye başlayan Yeni Büyük Oyun da bu tür örgütlerin nasıl bir rol
üstlendiklerini...
Nitekim, son gelişmelere bakıldığında, El Kaide-IŞİD in
şu dört amaca hizmet ettiği bir kez daha görülmekte: 1. Esad lı çözüm sürecini
kaçınılmaz bir hale getirmek ve Esad a tekrar bir meşruiyet kazandırmak; 2.
Türkiye nin direncini kırmak; 3. Esad karşıtı oluşturulan cepheyi zafiyete
uğratmak; 4. Esad ve El Kaide güçleri dışındaki diğer güçlerin bölgeden
tasfiyesini gerçekleştirmek, bir anlamda mıntıka temizliği yapmak.
***
Evet, oyun büyük ve daha da önemlisi burada Türkiye ye
kurulan ve onu oyun dışında bırakmaya yönelik oyun içindeki oyun . Yeni
Suriye üzerinden Yeni Ortadoğu ve Yeni Dünya nın inşa edildiği bir süreçte,
Yeni Türkiye nin niçin kendi içinde farklı bir oyun ile meşgul edildiği bir
kez daha görülüyor.
Yazık!