Bölgede yeni bir süreç başlamadı, yüzyılın aşamalarıdır bunlar. Şu sıralar üzerinde çalıştığım bölgede yaşananların derinliği çok boyutlu. Siyonistlerin kimlerle işbirliği yaptığı, hangi aşamalarda geçtiğinin bilinmesinde yarar var. Bu makalelerim Yedi İklim dergisinde peyderpey yayımlanıyor. İleride kitaplaşacak.
HAMAS’ı töhmet altında tutanların geçmişi bilmedikleri ya da bilmek istemedikleri ortada. Medya üzerinden insanların yanlış yönlendirmelerinin farkında olunamıyor. Hani bizde bir deyim vardır “başına taş düşme”, böyle bir uyarı mı gerekli?
Bölgedeki gelişmeler salt Filistin ve HAMAS olayını aşmış durumda. Şimdi Lübnan hedef alınmış. Bununla da kalınmayacak. Baştan böyle olacağı belliydi. Netanyahu 7 Ekim tarihinden itibaren bölgede değişiklikler olacak açıklamasında bulunmuştu. Bölgeyi kana bulama, sınırlarını genişletme ideali uğuruna hemen bütün vahşilikleri yapıyor, yapmaya da devam edecek. Israrla İran’ı, Suriye’yi bu ateşin içine çekmeye çabalıyor. Zaten Suriye’nin başına çöreklenmiş. ABD Suriye’yi fiilen işgal etmiş durumda. En küçük bir devinim söz konusu olunca Suriye’nin başına bombalar yağdırıyor. Arap Baharı sürecinde, asıl amaç İsrail’in bölgede rahatlatılmasıydı. Bunda da amacına ulaşmış oldular.
Türkiye’de kimi çevreler suya sabuna dokunmama adına kenarda durmayı yeğliyor, öğütlüyor ve kaçıyor. İsrail ile ilişiklerin bozulması da istenmiyor. Görünürde kimi hamlelerde bulunuluyorsa da asıl olması gerekenler yapılmıyor veya yapılamıyor.
Çünkü bölgedeki hemen bütün ülkeler özgür değildir.
Siyonist İsrail’in Lübnan’a saldırısı ne anlama geliyor, hedef nedir? Bunların üzerinde düşünülmesi ve yoğunlaşılması gerekiyor. Çünkü Siyonizm çemberi genişletmeye çalışırken, bir yandan da çemberi daralıyor. Şimdi, Abede fiilen işin içinde gibi görünürken, artık tamamen müdahil olma durumunda. İsrail’e destek anlamında asker gönderiyor. Abede zaten baştan beri işin içinde. Suriye işgal edilirken de işin içindeydi. Suriye işgal altında tutulurken Siyonist İsrail daha rahat davranmaya, bölgede elini kolunu sallamaya başladı. Ancak HAMAS direnişi beklenmedik bir hamle oldu. Görünürde mazlum bir halk gibi görünen Yahudiler fiilen zulümleri ve zalimlikleriyle dünya kamusunda kabul görmeye başladı.
Çember daralıyor deyişimizin nedeni de bu. İsrail yıllar önce de Lübnan’a saldırmış bu ters tepmiş, geri çekilmişti.
Bu durum Müslümanların geneli için bir uyarı olmalı. Artık başka nedenlerin hiçbir bahanesi olamaz, olmamalı. Saldırgan ve vahşi, kan içici Siyonizm ve onun arka güçlerinin amaçları iyice belli oldu, gün yüzüne çıktı. Bu çemberin genişlemesin arzulanmıyorsa güçlerin birleşmesi gerekmektedir. Birkaç Müslüman ülke bir birlik sağlarsa bu oyun hemen bozulur.
Yangın üzerlerine doğru geliyorsa, ondan kaçmanın bir anlamı yok. Kapana kısılınca ve geç kalınınca iş işten geçmiş oluyor.
Müslümanların yaşadığı dünyada derin bir sessizlik var. Giderek süreç kanıksanmış gibi görünüyor.
Siyonizm dünyanın gözü önünde pervasızlığını sürdürmeye devam edecekse bunun da bir yere kadar olacağını bilmesi gerekiyor. Çünkü Batı’da ciddi anlamda bir karşı duruş gelişiyor. Artık onlar durdurulamıyor.
Asıl sorun Müslümanların uyanışında. Türkiye de artık içine kapandı. Adeta yoruldu ve hatta bezdi. Yukarıdan kendilerine buyruk gelmediğinden hiçbir devinim göstermiyorlar. Direniş gösteren kesimler de cılız kalıyor ya da yeterince etkili olamıyorlar. Siyasal bölünmüşlük ve tapınış duygusu da birçok kesimin ilgisizliğine neden oluyor. Her şeyin kendilerinde olup biteceğini düşünüyorlar ama onlar da hiçbir şey yapmıyorlar. Uyanış ve diriliş bütün kesimleri harekete geçirmiyorsa sorun daha büyüyor.