Koronavirüs salgını başladığı günden bu yana yaklaşık iki yıl oldu. Öyle görünüyor ki, daha bir süre bu salgınla birlikte yaşayacağız. Bazı açıklamalara göre önümüzdeki yaz aylarında salgın etkisini azaltacak, daha doğrusu virüsün yeni varyantları bu hastalığa karşı tedbirli olmamız gerektiğini söylemek mümkün. Salgının ilk başlarında korunmak için maske, mesafe ve hijyen olarak ifade edilen bir tedbirler paketi söz konusu idi. Ancak, çok geçmeden gündeme aşı geldi. Ancak, nedendir bilinmez aşı konusunda ülkemizde ilk defa ciddi bir direnç ortaya çıktı. Toplumun bir kesimi adeta aşıya karşı ciddi bir kampanya başlattı. Doğrusunu söylemek gerekirse bunun nedenini anlayabilmiş değilim. Çünkü ömrüm boyunca her sene ülkemizde yürütülen aşılama kampanyalarının içinde oldum. Özellikle okullarda yürütülen aşılama kampanyalarında kimse kimseye aşı olmak isteyip istemediğini sormaz, okullara gelen sağlık ekipleri tüm öğrencileri sıradan aşılarlar, aşısını olanı da okul idaresi evine gönderirdi.
Kısacası aşı kampanyaları ülkemizde rutin işlemlerdi. Hâlâ da yeni doğan çocuklar için de belli periyotlarla çeşitli aşılar yapılmaktadır. Yani, bu konuda bugüne kadar kafalarda bir soru oluşmamıştı. Ancak, sıra koronavirüse gelince kimisi özgürlüğüne müdahale olarak nitelendirerek, zorla aşı yapılamayacağını belirterek kampanyanın dışında kalmaya çalıştı. Benzer durum bazı Avrupa ülkelerinde de söz konusu oldu ama oralarda devletler aşı olmak istemeyenleri zorlamaktan bir süre uzak durduktan sonra, çeşitli sınırlandırmalar başvurmaya başladılar. Söz gelimi aşı olmayanların sadece ülkeler arasında değil kendi ülkeleri içinde bile seyahatleri, bunun da ötesinde hareketleri sınırlandırıldı. Gelinen noktada aşılamaya karşı eski direnç azaldı.
Bu direnişin sebebini izah zorlaşıyor. Çünkü yapılan açıklamalardaki çelişkili açıklamalar insanların kafasını karıştırıyor olsa da, bazıları aşı karşıtlığını adeta ideolojik bir karşı koyuş haline dönüştürmüş durumda. Sanıyorum, bu aşı karşıtlarının işini yapılan açıklamalardaki tutarsızlık ve belirsizlik kolaylaştırmış oldu. Kafa karışıklığına yol açan açıklama ve değerlendirmeleri kısaca hatırlatmakta yarar var.
Söz gelimi koronavirüs ilk yayılmaya başladığında değişime uğrama, yeni varyant adı altında ortaya çıkması söz konusu değildi. Ancak, geçen zaman içinde virüs değişime uğramaya, yeni varyantları çıkmaya başladı. Böyle olunca da virüsün her yeni varyantı bu konudaki değerlendirmeleri değiştirdi, yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bu durum ise kafa karışıklığını daha da artırdı.
Aşılanma konusunda aynı gün aynı gazetede iki farklı haber gündeme gelince ister istemez iyimser ve kötümser açıklamalar da insanlar üzerinde gerekli etkiyi oluşturmamaya başladı. Söz gelimi bir açıklamada iki doz aşı yaptıranların 6’ncı ayı dolduranların hemen hatırlatma dozu yaptırmaları çağrısında bulunulurken bu haberin hemen altında, “Son varyant için ürküten oran: Aşının koruması yüzde 33’e düştü” başlığı altında bir başka haber vardı. Yine aynı gün, aynı sayfada, “Omicron bir ay içinde baskın varyant olabilir” ve “Avrupa yoğun bakım krizinde” başlıkları altında iki haber yer alıyordu.
Medyada daha pek çok haber yer alıyor. Böyle olunca da insanların özellikle aşı konusunda kafaları karışıyor. Bu ise salgın ile mücadelede işini zorlaştırıyor. Bu karmaşaya son vermek gerekiyor. Bunun da imkansız olduğunu sanmıyorum. Yeter ki, devlet bu konuda kararlı dursun.