"İşgalin olduğu yerde neler oluyorsa burada aynısı oluyor. Çünkü burası da işgal altındadır. Uyuşturucu, fuhuş, yargısız infazlar, suçsuz insanları tutuklamalar hepsi var. Bugün Uygur Türkleri Cehennem hayatı yaşıyor."

İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) İstanbul Şubesi Çınaraltı Sohbetleri‘nin on sekizincisinde Esir Doğu Türkistan ve Doğu Türkistan davasının simge ismi İsa Yusuf Alptekin konu alındı. Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti‘nin Başbakanlığını yürüten İsmail Cengiz‘in ve Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri olan Hamit Göktürk konuşmacıydı. Doğu Türkistan‘ın tarihi geçmişini anlatan Göktürk, 1930‘larda patlak veren isyanlarla 1933‘de Kaşgar‘da Birinci  Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti‘nin ilanıyla sonuçlandığını ancak  kısa süren Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti‘nin ardından Çinli Sheng Shicai Doğu Türkistan‘ın kontrolünü ele geçirdiğini söyledi. 1944-1949 arasında  Sovyetler Birliğinin desteğiyle İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulduğunu aktaran Göktürk, Doğu Türkistan Cumhuriyeti‘nin 1949‘da Halk Kurtuluş Ordusu‘nun D. Türkistan‘a girmesiyle birlikte sona erdiğini söyleyerek, 1 Ekim 1955‘te de D. Türkistan‘ın eyalet statüsünden çıkarılarak Özerk Bölge olarak ilan edildiğini söyledi.

İsa Yusuf Alptekin Türkiye‘ye gelmişti

Atmış seneyi aşkın Çin işgali altında her on yılda bir etnik katliam yaşadıklarını belirten Göktürk, bunlardan birini de geçtiğimiz sene yaşadıklarını belirtti. Çin‘in bu insan haklarını açıktan ihlalini Tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiğini anlatan Göktürk, Doğu Türkistan davasının simge İsmi Merhum İsa Yusuf Alptekini‘in de hayatını anlattı. Alptekin‘in 39‘lu yıllarda Türkiye‘ye geldiğini, zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile görüştüğünü, ama bu görüşmede hayal kırıklığı ile ülkesine döndüğünü belirten Göktürk, İsmet Paşa‘nın Alptekin‘e, bize değil ABD‘ye gidin, dertlerinizi onlara anlatın." şeklinde cevap verdiğini aktardı.  Göktürk Şimdiki Türkiye Yönetimi‘nin D. Türkistan konusunda Çin ile ilişkilerini zedelemeden ilgilenmeye çalıştığını bu siyasetlerini anladıklarını belirttikten sonra Türkiye Yönetiminden ve halkından D. Türkistan‘a daha fazla ilgi göstermeleri gerektiğinin altını çizdi.

Rusya bizleri boylara göre parçaladı

D. Türkistan Sürgün Hükümeti‘nin Başbakanı İsmail Cengiz ise D. Türkistan isminin Çin işgali altında kalan Türkistan‘ın doğu bölgesi olduğu için D. Türkistan şeklinde isimlendirildiğini belirterek şunları söyledi: "Aslında Batı Türkistan denilen bugünkü Türki Cumhuriyetler ve Doğu Türkistan‘ı, İslam tarihçileri ve Müslüman toplumlar Türkistan bölgesi diye biliyor.

Ne zamanki Stalin Rusya‘da işbaşına geldi, Türkistan bölgesine yönelik politikasını boy isimlerine göre şekillendirdi. Özbekler Özbekistan‘ı, Kazaklar Kazakistan‘ı, Kırgızlar Kırgızistan‘ı Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra kurdular. Tek bağımsızlığını almayan D. Türkistan oldu.

Çünkü bu bölge Çin işgali altındaydı. Boylara göre Cumhuriyetlerini kuran bu devletlerin askeri güçleri olmadığı için ne yazık ki, Çin‘in D. Türkistan‘ı işgaline  müdahale edemiyorlar." Türkistan bölgesinin Türki Cumhuriyetleri ve D. Türkistan‘ı içine alan bölge olduğu üzerinde çokça duran Cengiz Türkistan isminin şimdi sadece Ahmet Yesevi‘nin türbesinin bulunduğu kasabanın ismi olduğunu söyleyerek, Rus politikaları sonucu Türkistan‘ın boylara göre parçalanmasının altında güçlü bir devlet yapısı ortaya çıkmaması olduğunun altını çizdi.

D. Türkistan, Çin‘in batıya açılan tek kapısıdır

Doğu Türkistan‘ın Çin‘in Batıya açılan tek kapası olması nedeniyle kendileri için kızıl elma olarak gördüklerini ifade eden Cengiz, D. Türkistan‘a yönelik politikalarının bölgenin nüfus yapısını değiştirmeye yönelik olduğunu belirterek, "Bunun için bölgeye Çinlileri yerleştiriyorlar.

Türk Nüfusunu da her on yılda bir etnik soykırım ile azaltıyorlar.  Mecbur kürtajlara dahi yapıyorlar.  Yaptıkları insanlık dışı muamelelerle de geri kalan Türkleri ya mankurtlaştırıyorlar ya da göçe zorluyorlar. Şimdi D. Türkistan dışında milyonlarca D. Türkistanlı yaşıyor.  Çin D. Türkistan‘ın Türk nüfusunu da 18 milyon olarak gösteriyor. Ancak gerçek Türk nüfus 40 milyondan fazla. Çin niye Türk nüfusu az gösteriyor? Çünkü bölgede Türkleri azınlık olarak göstermek istiyor. Nüfusun çok olması Türkleri azınlık gösterme politikalarına yaramıyor. " şeklinde konuştu.

Petrol şirketleri Doğu Türkistan‘da

D. Türkistan‘ın Türkiye yüz ölçümünden iki kat büyük olduğunun altını çizen Cengiz, D. Türkistan‘ın Yer altı zenginlikleri açısından da çok zengin olduğunu bir çok maden yatağının bulunduğunu, bunların % 80‘inden fazlasının açılmadığını belirtti. Cengiz D. Türkistan‘ın Petrol açısından da çok zengin olduğunu söyleyerek, "Dünya‘nın bütün büyük petrol şirketlerinin bürosu D. Türkistan‘da var."dedi Uygur Türklerinin ülkede Çin müdahaleleri sonucunda bir çok kez alfabenin değiştiğini, kril, eski yazı, latince alfabelerin dönem dönem kullanıldığını söyleyen Cengiz, "Şimdi kuşaklar arasında farklı alfabeler kullanılması sebebiyle bir birimizle anlaşamıyoruz. Bu anlaşamayalım diye yapılmıştır." dedi.

Organlar İsrail üzerinden pazarlanıyor

Bölgede yaşanan sorunlar konusunda da Cengiz şunları söyledi. "İşgalin olduğu yerde neler oluyorsa burada aynısı oluyor. Çünkü burası da işgal altındadır. Uyuşturucu, fuhuş, yargısız infazlar, suçsuz insanları tutuklamalar hepsi var. Bugün Uygur Türkleri Cehennem hayatı yaşıyor. Organ mafyasının en faal olduğu bölgedir D. Türkistan. Tutuklusu olmayan hane yok. Yargısız infazlardan ve hapishanede çürüyerek ölen insanlardan elde ettikleri organları İsrail üzerinden dünyaya pazarlıyorlar. Her hapishanenin yakınında cerrahi işlemleri yapan birimler var. Mazlum ve masum Türklerin vücutlarından çıkardıkları organları İsrail üzerinden dünyaya, dalak, ciğer, kalp, böbrek isteyen var mı? Gelin alın, diye bağırıp satıyorlar."

Muhabir: Haber Merkezi