Çatı Katı Devlet!

Abone Ol

Türkiye nin veya bir bütün olarak Ortadoğu daki Müslüman

toplulukların içinde bulundukları durumu tanımlamak ve bunlara çözümler

üretmek, bugünün koşullarında ve mantığında o kadar zor ki. Cumhurbaşkanlık

seçimi sürecinin gösterdiği genel tablo bu sorunun nasıl bir çıkmaz olduğunu

gösteriyor. Ama bir bakıma bir çözüm yolu olabileceğini de.

Müslümanların içinde bulunduğu durum iki yakası bir araya

gelemeyecek kadar büyük sorunlar içeriyor. Laik devlet anlayışını savunan ve

bunu ısrarla vurgulayanlar geçen şu kadar yıl içinde halkın büyük kesiminin

nasıl baskı altında tutulduğu, kimsenin memnun olmadığı, paramparça bir duruma

dönüşüldüğü gerçeği görülmek istenmiyor. Türkiye gibi yüzyıllar devlet

yönetiminde ve birlikte yaşama geleneğinden gelinmesine karşın Cumhuriyet ile

birlikte sadece belli bir kesimin gözetildiği, Batıcı ruhu kabullenmişlerin,

Batı ya teslim olmuş olanların bir diğer ifade ile beyaz elitlerin,

azınlıkların üstün olduğu bir dönem yaşandı. Şimdi o açmazlar vahim sonuçları

yaşanıyor. Kürtler, sahih ve halis bir Müslüman topluluk ve kavim iken, onların

asimile edilmeleri düşüncesinin patlağı çok ağır oldu ve Türkiye bunun altından

kalkamıyor. Halkı Müslüman olan bu milleti tek partili veya çok partili baskılı

dönemde bir yere kadar tutabildiler. Azınlıkların daha özgür olduğu gerçeği

unutulmamalı. Dersim olayıyla başlayan bastırma, sindirme, sürgünler de

unutulmamalı. Daha sonra yaşanan Maraş ve Çorum olaylarını da anımsarsak,

sorunun ne denli büyük olduğu anlaşılır.

İttihatçı jakoben yönetim bir yere kadar direnebildi.

Tabii bu arada bazı kesimler gözetiliyor gibi görünse de bu jakoben laik çatı

kat çoktan çöktü. Şimdi başka sorunlar var. Şu Cumhurbaşkanlık seçimini hangisi

kazanırsa kazansın sonuçtan kimse memnun kalmayacak mutlu da olmayacak.

Şimdi bu laik jakobenler yeni bir yol deniyorlar

-çözümsüzlükten tabii- biraz Müslüman, biraz laik gibi görünen, hanımının başı

örtülü olsa da olur olmasa da, yumuşak başlı, yönlendirilebilir, güdülebilir

biri aranıyor. Bu tip elbette büyük sermayeye asla karşı çıkamayacak,

egemenlere boyun eğecek, Abede-İngiliz-Yahudilerin güdümünde Arap sermayeli

kesimin de kabulünden geçecek biri. E, bu çatı katı adayı da kabul görmüyor

büyük bir kesim tarafından. Birazlar da yetmiyor. Çünkü Kürtler yollarını

çoktan ayırdılar, Alevilerin bundan rahatsız, laik jakobenler isyan içinde. O

zaman bu tip ölü doğmuş bir çıkış.

Diğer taraftan muhafazakâr demokrat aday da benzer

durumda. Diyelim ki %50 nin üzerinde oy alınarak seçilsin. Diğer kesim çok mu mutlu

olacak Çünkü çok sertleşen ve gerilen bu ortam bu oluşun çıkışını da çözümsüz

bıraktı. Mısır gerçeği yaşandı. Egemenler halkın seçtiği bir adayı alaşağı

ediverdiler. Zaten, yüzünü Batı ya çevirmiş Batılı kavramlarla var olma

çabasında olan, daha Müslüman olanlara da bir yere kadar tahammül ediliyor. AB,

BOP, NATO, Abede-İngiliz-Yahudi baskıcı egemenlerin güdümü zaten çıkmazı

belirliyor. İktidar gücünü eline geçiren sadece kendi yandaşlarını kolluyor,

eşit davranılmıyor. Bu, ister sağ, ister sol, ister muhafazakâr demokrat olsun,

asla değişmiyor. Her iktidar kendi yandaşını zenginleştiriyor diğer tarafı

mahrum bırakıyor. Üniversiteyi bitiren bir genç yeteneğiyle ağzıyla kuş tutsa

bile bir yere tutunamıyor. En acı gerçek budur ne yazık ki.

Türkiye iyi bir yoldaydı. Fakat bu şans kaçırıldı. Belki

mutsuz bir kesim olacaktı bu artık gelinen bu noktada kaçınılmaz ama artık

sorunlar derinleşti, ayrışmalar giderek çoğaldı.

Bunu, bütün İslâm dünyasına uyarlayabiliriz ve bunun

üzerinde düşünebiliriz. Laik jakobenler kabul etse de etmese de Osmanlı Devleti

döneminde bu kadar farklılıkları bir arada tutan, ne kılıç zoruydu ne de

baskıcı bir yönetim anlayışı.

Her şeyden önce İslâm ın ruhunda var olan adalet, hak

bilirlik, eşitlik, gözetirlik önemli. Gayrimüslimler yüzyıllar boyunca hiçbir

isyana, ayaklanmaya kalkışmadan ve hatta bastırılmadan birlikte yaşamışlardır.

Yahudiler en zor zamanlarında koruma altına alınmışlardır.

Bütünü kucaklayacak, hiçbir ayrıma gitmeden İslâm milleti

bilinci içinde büyük bir oluş gerçekleşmedikçe sorunlar asla çözülemez. Bunun

tek yolu adalet ile olur. Bir kesimi diğerine üstün tutmadan, her bireyin,

kesimin hakkını gözeterek sağlanabilir.