ÇATALLI DİLİN HOCA KİNİ

Abone Ol

Kimilerinin “Erbakan Kini” nedense bitmiyor! Hürriyet kaçkınlarına sözcü olan bir gazetede, karanlık odanın yılmaz bir şovalyesi, her geçen günün “Sen haklısın” diye haykırdığı Hocamıza “çatallı özdilini”i uzatmış. Kendi sözde kahramanları, tarih ve millet nazarında her geçen gün eriyor ya! “Bunların Hocası Almanya’da tahsil gördü” diye söze girmiş. Biz de diyoruz ki;

***

-Bizim Hocamız, Almanya’da tahsil gördü. Evet, Hocamızın zekâsına uygun eğitim verecek sizin zihniyetinizin ürettiği üniversiteniz yoktu. Hem Hocamız bilim ve teknolojide Batıya, Almanya’ya da “mühür vurdu!”

-“28 kere Hacca gitti.” Dünya Müslümanlarının sorunlarına çare aradı. Brüksel’i-Moskova’yı-Çankaya’yı Kâbe belleyenler çatlamış ne gam!

-“Zimmetine para geçirdi!”: Haiti’den Moro’ya dünya Müslümanları için yaptığı küresel finans mücadelesini, sizin Karakuşi mahkemeleriniz” böyle gördü.

“Hapse mahkûm oldu!” Tarih boyunca Hakkı dava eden tüm öncüler gibi. Yusuf gibi.

Ağzına içki sürmezdi: Elhamdülillah. Sürmezdi. Ayyaş değildi.

***

Sizin ulus devletçi, çift kimlikli etnik zihniyetinizin kaynağı Batılı, Fransız Krallar var ya! Hocamızın ve bizim Ecdadımız Osmanlı Padişahının ayağını değil, atının üzengisini öperdi. Çünkü onların ağzı içkili, padişahlarımızın ayağı abdestliydi.

 

HANGİ ERDOĞAN

SoruYORUM:

1-Avrupa Birliği için AB Bakanlığı kurup canhıraş çalışan Erdoğan mı

Yoksa geçen hafta İİT İstanbul zirvesinde “İslam Birliği” çağrısı yapan Erdoğan mı

2-“Ergenekon Derinleri” ile mücadele eden “Kahraman, demokrat” Erdoğan mı

 “Kendisine kumpas kurulan, mağdur, mazlum” Erdoğan mı

3-Cemaat ile kol kola Erdoğan mı

“Paralel Yapı” ile ölesiye mücadele eden Erdoğan mı

4-PKK-HDP ile Oslo- İmralı’da, çözüm müzakeresi yürüten barışçı Erdoğan mı

Yoksa taş taş üstünde bırakmayan, yeni şehirler kuran şahin Erdoğan mı

5-İsrail’e, “One Minute” çeken, “Dünya 5’ten büyüktür” diyen Erdoğan mı

“İsrail bölgenin gerçeğidir” diyen, Beşli Çetenin başı ABD’ye 16 ziyaret yapan Erdoğan mı

İşin garibi şurada. Bizim “Keskin tabanlarımız” en temel doğrularımıza bile temkinli dururken, “İktidarın” tabanı bunca çelişkiye sonuna kadar sahip çıkıyor!

ESAS SORU ŞU: Her türlü “Uç konumda” milleti ikna etmeyi, oy almayı nasıl başarıyor

 

CEZAEVİ ADALETİ!

Cezaevleri tıklım tıklım!

167 bin mahkûm içeride. Cinayetler, katiller, tecavüzler hız kesmiyor.

Ne ki bizde adet başkadır!

Yüz kızartıcı bir suçtan vatandaş cezaevine girer.

Namus cinayetinden veya çocuğuna taciz edeni öldürmüş mahkûmla aynı koğuşu paylaşır.

Birkaç hafta sonra bir haber duyarız.

“Yüz kızartıcı suçlardan… Rüşvet, zimmet, çocuk tacizcisi, ırz düşmanı, seri katil… Cezaevinde intihar etti!”

Aslında hepimiz biliriz. Bu bir “intihar” değildir.

İtalyan ceza, Alman ticaret, İsviçre “Medeni” yani AB kanunlarının sağlayamadığı “Cezaevi adaletidir.”

Bir yanda mevcut medya ve materyalist eğitim düzeninden mezun “Sapıklar!”

Öte yanda İslam’a mugayir, caydırıcı değil, teşvik edici ceza yasaları…

Adalet Bakanlığı, kanun koyucu TBMM ne düşünür acaba

 Daha çooook “Özgecan Aslan’ın katili cezaevinde vuruldu” haberleri okur muyuz

ÇİFTE TALİMAT

Hoca, yakın medyaya “Yolsuzluk haberlerini ön plana çıkarın” demiş…

Saraya çok yakın bakanın Ağabeyi ise; telefonu elden bırakmıyormuş. Ha bire kamu kurumlarını arıyormuş.

“Şu gazetelere kamu ilanı vermeyin” diyormuş…

Rivayet böyle…

Hoş gazete sayfaları, TV ekranları da bu rivayetleri doğrulamıyor mu

 

“İKİ MİLYON YOLLA SÜLEYMAN”

İşadamları böyledir. Kaz gelecek yere, “tavukları kurban” ederler. Bir ara işadamları Zaman’a tam sayfa ilan yağdırırdı.

Şimdi Sabah’a akıyor o reklamlar. En az 30 büyük ilan alıyor her Sabah. 

Kamu ilanları da öyle!

Ve isimler değişse de, iktidarların Bankaları arayıp “İki milyon yolla Süleymancıları” hiç bitmiyor!

 

NASIL OLACAK  BU OTOMOBİL İŞİ

Bir yanda…

Dillere pelesenk edilen “Yerli Otomobil Üreteceğiz” klişesi…

Diğer yanda, merkez-havuz, muhalif medyada sayfa sayfa yabancı otomobil ilanları!

Nasıl olacak bu “Yerli Otomobil” işi Ey Usta

GÜNDÜZ SARAY’A, GECE HOCA’YA!

Ayniyle vaki!

Geçen hafta Ankara kulislerini iyi koklayan o gazeteciye rastladım. Öğlen vaktiydi. “Mescid’e gidiyordu. “Gidip Saray’a dua edeyim.” deyip ekledi.

“Gündüz Saray’a, gece Hoca’ya dua ediyorum!”

Saflıkla “Hangi Hoca ” diye sordum. “Fethullah Hoca” demesin mi

“Nasıl oluyor bu iş diye sordum. İzah etti.

“Gece kimse görmediği için Hoca’ya dua ediyorum. Gündüzleri de Saray’a.

İktidarın konumu da aynen böyle. Bir Erdoğan, bir de Efkan Bey mücadele ediyor. Kalan dostlar, alış verişte. Ankara’nın durumu bu.” Bana farklı ve ilginç geldi. Aynen aktardım.