Çatallaşmadan kapışmaya

Abone Ol

Devletin erkleri birbirine düşmüş durumda. Bütün erkler iç içe geçti. Adeta devlet organları ve çatısı çatırdıyor. Daha doğrusu kendi ellerimizle yaptığımız yapıyı kendimiz yıkıyoruz. Le Monde gazetesi Hizmet ekolünün veya Cemaat’in Türk modeline öldürücü bir darbe indirdiğini yazıyor. ‘Türk modeli’ olarak takdim ettiği husus ise İran ve Suudi Arabistan modellerinden farklı olarak kapitalizmle veya piyasa ekonomisi  ile demokrasinin buluşturulmasından ibaret. Bu tarz veya model, 2007 yılında ‘İslamcı Kalvinizm’ olarak da nitelendirilmişti. Şimdi bu modelin çöküş aşamasına geldiğini görüyoruz. Gerek Le Monde gazetesi gerekse  Financial Times ve The Telegraph gazeteleri Türkiye’de bir dönemin kapandığını ve bir modelin de sonuna gelindiğini yazıyorlar.

Türkiye’nin kendine has yapısal sorunları var. Türkiye’de güçlü olmadan güç merkezleriyle ve güçlülerle hesaplaşmak ve onlara kafa tutmak zor. Lakin güçlenme şeridi de veya güçlenme yolları da insanları veya yapıları bozuyor. Kirletiyor. Sonuçta mücadele ettiğiniz yapıya dönüşüyor ve ikizi oluyorsunuz. Yine de güç edinmek yerine güçlüleri irşat veya nasihat yoluna gidilse belki de daha selametli bir yol tercih edilmiş olurdu. Zira güç edinerek güçlülerle hesaplaşma yolu veya yöntemi netice olarak dindar kesimleri de bozmuş, anlayışlarını ve yapılarını aşındırmıştır. Türkiye’deki meriyette olan ekonomik model küresel bir modeldi ve bize ait değildi. Biz onu kendi kadrolarımız üzerinden içselleştirdik ve bünyeye devşirdik. Lakin çapı ne kadar genişlerse genişlesin sonuçta yanlış, yanlış olarak kalacaktır. Doğru da doğru olarak kalacaktır. Batılın yayılma ve genişleme potansiyeli büyük olsa da tedafüü (itişme ve birbirini bloke etme) kanunuyla bir yere kadardır. Dolayısıyla bugün Türkiye’de yaşanan, yöntem yanlışlarının ve neden olduğu icraatların birikmesinin bir patlamasıdır. Lakin bunun kendi elimizle ve kuralsız bir biçimde yapılması keder ve talihsizliğimizi artırıyor. 

Ordu boyutunu bir yana bırakacak olursak; Gezi Parkı üzerinden gelişen süreç, Türkiye’yi Mısır veya Sisi yoluna sokma girişimiydi. Şimdi mesele kaldığı yerden devam ediyor. Lakin yeni boyutlar kazanarak. Mısır’da Müslüman Kardeşler, üzerlerine yıkılan bazı terör olayları üzerinden terörist bir hareket olarak damgalanıyor. En azından Başbakan Biblavi’nin ilk açıklamaları bu yönde ve referandum öncesinde Müslüman Kardeşleri terör damgasıyla damgalama belirtileri var. Türkiye’de de benzeri bir süreçle karşı karşıyayız. Türkiye’de sokak yeniden hareketlendiriliyor. Sokak boyutuyla da hükümete karşı son silkeleme hamlesi yaşanıyor. Mısır’da Savires, Müslüman Kardeşler’e karşı Black Block tarzı yeni bir milis hareketi kurma sinyalini verdi. Bunlar Sisi’nin hadimleri olmaya namzet Hıristiyan milisler olacak. Sisi baştan beri kolay olanı deneyerek Müslüman Kardeşler’i Kaide ile aynı çerçeve veya kare içine almak istedi. Böylece tasfiyeleri kolay olacaktı. Önce Hamas’la ilişkilendirmek istedi ve yetmeyince şimdi Kaide markasıyla damgalamaya çalışıyor.  Türkiye’de de benzeri bir niyetin olduğu seziliyor. Hizmet eksenine yakın yapılar hükümeti veya Başbakan Erdoğan’ı bir biçimde Kaide ile ilişkilendirmek ve böylece itibarsızlaştırmak istiyorlar. Her türlü atış serbest. İrancı, Kaideci damgalaması yapıştırıyorlar. İyi de bu ülke veya örgütlerin AKP ile başı ne kadar hoş  

Todays Zaman yazarlarından Mahir Zeynalov, Twitter hesabı üzerinden “Savcı El kaide militanlarını yakalamak istedi hükümet önledi” diyerek operasyonu çarpıttı. Kaide suçlaması herkese uyarlanan bir basmakalıp suçlama. Kaide markası istihbarat savaşlarının veya kirli savaşların bir maskesi. Bakanlar doğru ya da yanlış Rıza Zerrab üzerinden tasfiyeye uğrarken Başbakan ve yakın çevresi de ismi Kaide ile anılan ve ‘Kaide sermayedarı’ olarak lanse edilen Yasin Kadı ile ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla iddianame ile Kaide sermayesi bir biçimde Başbakan veya AKP’ye de bulaşmış veya bulaştırılmış olacak. Bu da artık yargısız infazın veya kuralsızlığın hangi aşamalara getirilebileceğini göstermektedir. Mısır’da Müslüman Kardeşler terör cemaati olarak gösterilerek onlara oy veren Mısır halkının bir kısmı veya seçmenlerin yarısı rencide edilmiş oluyor. Onun dışında da Müslüman Kardeşler mağdur olduğu halde terörist olarak damgalanıyor. Allah mağdur, mazlum ve samimi olanlara yardım etsin.