Carter İsrail'e giremez? Niçin?

Abone Ol

ABD nin eski Başkanlarından Jimmy Carter İngiltere de katıldığı bir konferansta İsrail in, barış istiyorsa Hamas ile görüşmesi gerektiğini belirtmiş. Aslında Carter bunu ilk defa söylüyor değil. Bu yüzden de ABD eski Başkanı Carter ın İsrail e girişi yasak. Yani İsrail, benim söylediğimi tekrarlamayan kim olursa olsun düşmanımdır mantığı sergiliyor. Böyle bir mantığın sahibi ülke ile komşularının barış anlaşması imzalaması, imzalasalar bile barışın mümkün olmasını beklemek mümkün olabilir mi Barışa giden yolda tarafların karşılıklı olarak bazı fedakarlıklarda bulunması gerekir. İsrail ise hiçbir geri adım atmadan, fedakarlıkta bulunmadan istiyor ki komşuları İsrail in şartlarını kabul etsinler ve buna göre de barış anlaşması imzalansın.

Peki ABD eski Başkanı Carter başka neler söylüyor

Carter, İsrail in Filistinlilere karşı uyguladığı politikayı ağır bir dille eleştiriyor ve Gazze Şeridi ne uygulanan ambargoyu, "Halen dünyada insan haklarına karşı işlenen en ağır suçlardan biri olarak nitelendiriyor. AB nin  Filistin davasını desteklemekten kaçınmasının da "Utanç verici" olduğunu söylüyor. Bu arada ABD nin hala Siyonistlere destek vererek Filistin davasına sırtını dönmesinin utanç verici olup olmadığını da Carter ın açıklaması gerekmez miydi Çünkü, ABD yönetimi Siyonist Yahudileri desteklemekten vazgeçmiş olsa İsrail kesinlikle Hamas ile görüşmemek hususunda ısrarcı olamaz, Gazze Şeridi ne insanlık suçu olan ambargo uygulayamaz. Bu bakımdan Amerika, İsrail in tüm yaptıklarında suç ortağıdır. Ve bunu ABD yönetimi gönüllü olarak yapmaktadır. Carter ın tüm bunları bilmediğini düşünmek gerçekçi olmayacağına göre, o da doğrular ile yanlışları birbirine karıştırarak konuşmayı tercih ediyor.

Başka ne söylüyor Carter

Carter, İsrail in elinde 150 adet nükleer silah olduğunu söylüyor.

Böylece İsrail in nükleer gücü ilk kez doğrulanmış oluyor. Ancak, İsrail in elindeki nükleer silahların Carter in açıkladığından çok daha fazla olduğu da biliniyor. Bu rakam bazı kaynaklara göre 190, bazı kaynaklara göre ise 200 ün üzerinde.

Bu arada Carter İsrail in elinde bu kadar nükleer silah varken ABD nin İran ın nükleer enerji çalışmalarının peşine düşmesi, bu sebeple de saldırı hedefi haline getirmesinin doğru olmadığını belirtiyor.

Görünen o ki, Carter bizim bu köşede Pazartesi günü çıkan yazımızı birkaç yönden doğruluyor. Söylediklerimi savunmak ve arkasında durmak için elbette Carter ın bu açıklamalarına ihtiyaç yok. Çünkü, Carter bilinmeyen bir şey söylüyor değil. Ancak Carter ın bu sözleri İngiltere de söylemesi de manidar. Belli ki ülkesini yönetenlere sesini duyuramıyor, onları gittikleri yanlış yoldan çevirme imkanına sahip değil. Amerika yı gittiği yanlış yoldan çevirmenin bir şekli var o da Evanjelistler den bu ülkeyi kurtarmak. Çünkü, Musevi Siyonistler ile Hristiyan Siyonistler aynı hedefe yönelmiş durumdalar.  Ayrıca Neo Conların eline geçmiş olan ABD derin devletine de söz geçirmek mümkün değil.

Bugünkü ABD yönetimi ülkenin eski Başkanı na arka çıkmak yerine Siyonistlere destek vermeye kendisini mecbur hissediyorsa böyle bir dünyada barıştan söz etmek hayal kurmakla eş anlamlı değil midir

ABD nin eski Başkanı Carter bu görüşlerini dünyanın çeşitli ülkelerinde açıklamak yerine ülkesinde fikirlerini kamuoyuna aktarsa ve taraftar toplayarak Evangelistleri gittikleri yanlış yoldan çevirmeye çalışsa daha doğru bir iş yapmış olacak ama belli ki Carter ın gücü de ancak bu kadarına, yani ülkesi dışında konuşmaya yetiyor.

Musevi ve Hristiyan Siyonistleri suçlayıp işin sorumluluğunu üzerimizden atmak mümkün değildir. Filistin meselesine sahip çıkmak, Filistin halkını insanlık dışı muameleden kurtarmak görevi Carter ya da bir başka Batılıdan önce Müslümanlara düşer. Müslümanlar bu sorumluluklarını hatırlayıp, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa yı Siyonist işgalden kurtarmak için samimiyetle ayağa kalksalar sanıyorum mesele önemli ölçüde çözülür. Çözülmese bile Siyonist İsrail yöneticileri böylesine fütursuzca hareket edemez, atacakları adımı çok daha iyi düşünmek zorunda kalabilirler. Unutulmamalıdır ki, iş Müslümanlara düşüyor.