Zor günlerden geçiyoruz. Sınırlarımızda yaşanan bütün
olumsuzlukların izdüşümlerini kendi topraklarımızda görmeye başladık. Dış
politikada bu kadar çaresiz ve stratejik bakıştan yoksun bir durumla karşı
karşıya kalmışlığımızı hatırlamıyorum.
Cemal Gürsel bile 27 Mayıs darbesinden sonra ziyaretine
gelen İsrailli bir diplomata Araplarla iyi ilişkiler kurma arzusu içinde
olduğumuzu bilmenizi isteriz. diyerek tarihi müktesebata kayıtsız
kalamamıştır. Şimdi, bu dönemde Arap Baharı denilen süreçte öylesine büyük
hatalar yaptık öylesine yanlış adımlar attık ki, ilişki kurulabilecek Arap
ülkesi kalmadı desek yanlış olmaz. Şimdi dış politikada hangi çizgiyi takip
ediyoruz Hangi bölgesel dengeleri dikkate alarak adımlarımızı atıyoruz İsrail e
ihtiyacımız olduğu noktasına bizi getiren nedir Böylesine zikzaklarla dolu bir
dış politik serüvende çıkarlarımızı nasıl koruyabileceğiz Sıfır Sorun dan
Sıfır Komşu ya dönüşen bir çizgide nasıl geleceğe dair bir projeksiyon ortaya
koyabileceğiz Yalnız olduğumuz konusunda iktidar yetkilileri ile aynı
düşünüyorum. Ancak bu yalnızlığa Değerli diyebilmenin olsa olsa boş bir
teselliden ibaret olduğunu görüyorum.
Abdullah Gül ün ifade ettiği gibi Cumhuriyet tarihinin
en kritik dönemlerinden geçiyoruz. Bırakınız B, C, D planlarını, A planımızın
olduğu bile şüpheli. Bu kadar köşeye sıkışmışlık haliyle bir adım sonrasını
öngöremez noktadayız. En uzun sınır hattına sahip olduğumuz Suriye de 5 yıldır
yaptığımız yanlışlar, hem bölgemizdeki hem de dünyadaki siyasetimize büyük
zararlar verdi. Bütün kırmızı çizgilerimiz pembeye döndü.
Birkaç yıl önce, AB ye karşı koz olarak kullandığımız
Şanghay İşbirliği Örgütü nü bugün hiç dile getiremediğimiz gibi sınırımızda
yaşanan her sorun sonrası, ülkemizin NATO toprağı olduğunu vurgulamak zorunda
kalıyoruz. NATO yetkilileri, art arda olası bir savaşta
Türkiye nin yanında olamayız. açıklamaları yapıyorlar.
Suriye nin kuzeyinde aynı 1991 Körfez Savaşı sonrasında Irak ta oluştuğu gibi
yeni bir hat oluşması çok yakın. Ancak biz Rusya nın tehditlerinden dolayı
uçaklarımızı havalandıramadığımız için ancak top atışları ile bu fiili durumu
engellemeye çalışıyoruz.
Herkes 3. Dünya Savaşı nın başlamasından bahsederken,
fiili olarak yaşanan bir dünya savaşının Vekâlet Savaşları ile terör
örgütlerine havale edildiğini göremiyoruz. Bu süreçte öylesine yanlış adımlar
attık ki, bu savaşta önemli(!) bir misyon yüklenen PYD konusunda ABD ve
Rusya yı bile aynı noktada buluşturabildik.
Bütün bu yaşananlar, dış politikada Çaresizlik Sendromu
ile karşı karşıya olduğumuzu göstermiyor mu