Çanakkale, turistik (!) bir gezi olmuş bizim için

Abone Ol

Çanakkale zaferi tarihimizin önemli mihenk taşlarından birisidir. Şair Mehmet Akif’in “Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor / Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!” dizesinde ifade ettiği gibi on binlerce insanın düşman çizmesi toprağımızı çiğnemesin diye canını feda ettiği yerin adıdır Çanakkale. Aradan yüz yıl bile geçmeden o şehitlerin torunları şimdi ne haldeler acaba Onlar ne için can verdiniz, bizler neyin peşinde koşmaktayız.

Aziz şehitlerimiz! Sizler düşman vatanın bir karışını ele geçirmesin diye uğraşırken, bizler bu vatanı parsel parsel satıyoruz. Sizler düşmanı durdurmak istiyordunuz, bizler colanın üzerinde ismimizi arıyoruz. Sizler namus için can veriyordunuz, bizler AB uğruna zinayı serbest bırakma telaşındayız. Sizler vatan için mermiye göğüs geriyordunuz, bizler en ufak bir olayda hemen sızlanıyoruz. Sizler cihadı cephede yokluk içinde yaparken, bizler bir saat internetsiz kalamıyoruz. Sizler peksimeti bulduğunuzda şükrederken, bizler tarhanayı beğenmiyor pizza, hamburger sipariş ediyoruz. Sizler bir an önce şehadet şerbeti içmek için can atarken, bizler daha uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrını arıyoruz. Sizler vatan için okulları bırakıp cepheye koşarken, bizler daha iyi okulları kazanalım diye dershane dershane dolanıyoruz. Sizler yedi düvele karşı mücadele ederken, bizler kalan dostluklarımızı tüketiyoruz. Sizler tonlarca bombaya karşı cihat ederken, biz iki tivitle en kahraman mücahit oluyoruz. Sizler sisli havalarda bir metre önünüzü dahi görmeden siperde beklerken, bizler kafelerde nargile dumanlarıyla boğuşuyoruz. Sizler düşman gemilerini boğazın sularına gömerken, bizler Antalya’da uçak gemilerini çiçeklerle karşılıyoruz. Sizler sömürge olmamak adına peş peşe yere yıkılırken, bizler papa heykeli önündeki imzadan sonra Ankara’daki kutlamalarda zafer çığlıkları atıyoruz. Sizler ölüme uçarcasına giderken, bizler AB’den tarih aldık diye sevinçten havalara zıplıyoruz. Sizler en küçük bir dünya menfaati beklemezken, bizler mücahitlikten müteahhitliğe terfi ediyoruz. Sizler düşmanın verdiği çikolataya bile şüphe ile yaklaşırken, bizler domuz etini kasaplık hayvan sınıfına sokuyoruz. Sizler yaralı düşman askerini sargı yerine taşımak için sırtlarken, bizler birbirimizi sırtımızdan hançerliyoruz. Sizler günlerce aç susuz yürürken, bizler iki adım için vasıta arıyoruz. Sizler günlerce cephede tam siper dururken, bizler saçımıza jöle sürmeden kapıya çıkmıyoruz. Siz payitaht düşmesin düşüncesindeyken, bizler Ayasofya’yı ibadete açamıyoruz. Sizler giymeye elbise bulamazken, bizler Avrupai markalardan giyiniyoruz. Sizler elbiselerinizdeki yırtıkları yamayamazken, bizler yamayı moda diye takınıyoruz. Sizler cepheye kınalı kuzular olarak giderken, bizler kuzuyu çevirmeden yemiyoruz. Sizler Çanakkale’nin her karışını kanlarınızla sularken, bizler turistik gezi yapmaya üşeniyoruz. Sizler kanınızla canınızla destansı bir tarih yazdınız, bizler bu tarihi bile çocuklarımıza yeterince öğretemiyoruz…

Hâsılı; aziz şehitler siz ne için canınızı verdiniz biz ne haldeyiz. Sizler bu vatanın, payitahtın bekasını murat ediyordunuz. Sizi cephede yenemeyen düşman sizden sonra yerli işbirlikçilerini de kullanarak son kaleleri de düşürme derdindeler. Cephede sizi geçemeyenler arkadan sinsice dolanarak yıkmak telaşındalar. Bu vatanın evlatlarının itikadi direncini o zaman kıramayanlar şimdi hummalı bir çalışma peşindeler. Direnen son neferleri de bertaraf edip zaferlerini ilan etme sevdasındalar.

Hakkınızı helal edin bizlere! Bizler ne sizi anlayabildik ne de size layık olabildik. Sizlerin torunları olarak aziz naaşlarınızı titrettik. Affedin bizleri ne olur affedin…

Ruhlarınız şâd, makamınız âli, mekanınız cennet olsun!..

Minik bir tefekkür Kendi cenaze namazını kılanlar

Kirte muharebeleri sırasında bölükler arka siperlerde hücum sıralarını beklemektedirler. Ön siperlerdekiler ileri fırlamış boğuşuyorlar. Yüzbaşı hücum için emir bekliyor. Bütün asker süngü takmış siperden fırlamak için hazır. Sinirler gergin! Bütün dudaklar kıpır kıpır dualar okuyor, Kelime-i Şehadet getiriyor. Süre uzuyor. Yüzbaşı erlere sesleniyor: “Yavrularım… Aslanlarım… Biraz sonra Cenab-ı Rabb’ül Alem’in huzuruna varacağız.

Abdestsiz gitmeyelim… Haydi!.. Tüfeklerimizin kabzalarına ellerimizi sürüp, hep beraber teyemmüm edelim…”

Teyemmüm edilir… Bekleme devam etmektedir. Biraz sonra Yüzbaşı: “Çocuklarım! Sanıyorum biraz daha bekleyeceğiz. Önümüzde biraz daha zaman var. İleride arkadaşlarımız şehit oluyor. Hem onlar için, hem de vakit varken, kendi cenaze namazımızı kendimiz kılalım…”

“Kâbe karşımızda…”

Arkadan Oflu Ali çavuş bağırır… “ER KİŞİ NİYETİNE…

O gün yapılan hücumda, kendi cenaze namazını kılan pek az kişi sağ kalabilmişti.

İlgilisine notlar:

• “Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.” * Churchill

•“Bir insan; Kosova’da, Niğbolu’da bir kılıç olup parlamadan, Ulubatlı Hasan olup İstanbul’u fethetmeden, Sultan Fatih olup atını denize sürmeden, Kanuni olup şanlı ordularıyla Avrupa’nın içine yürümeden, Seyid çavuş olup 250 kiloluk mermiyi “Ya Allah’ deyip namluya sürmeden, Sakarya’nın siperlerine girmeden ve Kıbrıs’ta düşman tahkimatının arasından geçmeden Milli Görüş’ün ne olduğunu anlayamaz.” * Prof. Dr. Necmettin Erbakan