Çanakkale ruhundan bahsediyoruz, onunla alâkalı birçok
yerde başarılı programlar yapılıyor. Belediyeler insanları oluk oluk
Çanakkale ye taşıyor. Her giden etkilenmekte ve gözyaşı dökmektedir. Çanakkale
ruhu bu savaşın neresindeydi Gidenlere bu CİHAT ruhu anlatılıyor muydu
Peki, anlatılıyordu da; her giden neden ertesi gün bu Çanakkale ruhunu kendi
hayatında yaşayamıyordu Kapitalizmin kölesi olarak hayatına devam etmekte bir
mahsur görmüyordu. Çanakkale; normal bir tarihi anlatır gibi anlatılamaz. Anlatılmamalıdır
da. Çanakkale de yaşanan iman ve iman kardeşliğini anlamadan Çanakkale yi
anlayamazsınız. Çanakkale de yaşanan o iman ruhunu anlayan, bedeninin her
hücresinde hisseden, ruhuna nakış gibi işlenen hiçbir kulun cihadın bir parçası
olmaması mümkün değildir. Olamıyorsa, yediklerine, içtiklerine ve giydiklerine
baksın! O Çanakkale ki; Osmanlı memurları köylere giderken yanına tartıyla
gidiyorlardı. Kilosu 45 çeken her çocuğu yaşına bakmaksızın askere alıyorlardı.
O anneler ki; canlarından koparcasına çocuklarını cepheye gönderiyorlardı. O
anneler biliyorlardı ki, vatanları giderse imanları da gidecekti. Emperyalist güçler asla izin vermezdi
imanlarını yaşamaya ve yaşatmaya.
Çanakkale savaşları; ülke insanımızda milli şuur oluşması
açısından önemlidir. Çanakkale,
emperyalist güçlerin son model silahlarına karşı, iman gücünün galip
gelmesidir. Peki, ne oldu da bu iman
gücünü muhafaza edemedik. Çanakkale de
savaştığımız bu emperyalist güçlerle daha sonra Anadolu da Kurtuluş Savaşı
verdiğimiz bu emperyalist güçlere; yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı
özelleştirme yoluyla teslim ettik. Ne
kadar kolay verdik değil mi Nasrettin
Hoca nın dediği gibi, Parayı veren düdüğü çalıyor. 9 Nisan 1923 yılında
TBMM nin Chester adlı bir ABD şirketine, bugün hayal bile edemeyeceğimiz
cömertlikte bir imtiyaz (ayrıcalık) kanunu çıkardığını biliyor musunuz Mustafa
Kemal Atatürk ün 27 Eylül 1922 de bir yabancı gazeteciye, Ülkemizde siyasi
tutkuları olmadıkça Amerikalıların Türkiye deki petrol alanlarını işletmesine
karşı olmadığını belirtmesi, bir yıl önce de Musul petrollerinin, İnsanlığın
ortak yararı uğrunda serbestçe işletilmesi gerektiğini söylemesi gayet
manidardır. Bu sözlerinde Mustafa Kemal Paşa nın epeyce küreselleşmeci olduğu
bile söylenebilir. Peki, Chester projesi neydi
Cheste Projesiyle petroller Amerika ya veriliyordu. Bu
projenin şartları özetle şunlardı:
1-Ülkemize tarım makineleri ve aletleri getirerek ziraatı
geliştirecek. 2-Anadolu da 4400 kilometre uzunluğunda bir demiryolu inşa
edecek, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında 3 liman yapacak, karşılığında
demiryolu hatları ile iki yanında 20 şer kilometrelik şerit içindeki çıkmış ve
çıkacak bütün maden (petrol) kaynaklarını 99 yıllığına işletme hakkına sahip
olacak. 3-Şirket her türlü gelir vergisinden muaf tutulacak. 4-Hatların
geçeceği arazi ücretsiz olarak şirketin kullanımına tahsis edilecek, orman, taş
ve kum ocakları ile karasulardan yararlanabilecek isterse elektrik enerjisi
üretebilecek, telgraf hatları döşeyecek. 5-Ankara şehri inşa edilecek.
Yeraltı kaynaklarımızın neredeyse tamamını altın bir
tepsiyle bir ABD şirketinin avucuna koyan bu kanunun anti-emperyalist olduğu
iddia olunan Kurtuluş savaşından çıkan bir ülkede verildiğine insanın inanası
gelmiyor ama vaka bu. Üstelik 1923 yılı Temmuz ayında Mustafa Kemal in bir
yabancı gazeteciye verdiği mülakatta söylediklerini ne yapacağız Şöyle diyordu
Gazi Paşa: Biz Amerikalıları Türkiye de görmek istiyoruz. Çünkü özlemlerimizi
en iyi onlar anlayabilirler. Zengin ve çeşitli milli kaynaklarımızın, Amerikan
sermayesi için çekici olması gerekir. Kalkınmamızda Amerikan yardımını
memnuniyetle karşılarız. (Satılık İmparatorluk-Mustafa Armağan, sayfa: 90 91)
İnsanın ister istemez sorgulayası geliyor. Neden o zaman
biz Kurtuluş Savaşı nı yaptık Neden bunca insanımızı Çanakkale de şehit
verdik. Bugün bu cihat ruhunun
kaybolmasının tohumları Lozan da atılmıştı. Yapılan imansızlaştırma çalışmaları
adım adım hayata geçirildi. Önce ezanın Türkçeleşmesi, arkasından camilerin
satılması geldi. Ne zaman uyanışlar başladı, insanlar gerçeklere vakıf oldu;
önce Menderes sonra Erbakan gibi bir mücahidin sahaya inmesi halkın darbelerle
karşılaşmasını sağladı. Her uyanışı;
yeniden uyku moduna getirebilmek için ayar yapıldı. Çanakkale nin o cihat
ruhunu kaybetmemiş bugünün Milli Görüşçüleridir. Her türlü cefaya, eziyete
bilerek talip olmuş mücahitler Yeniden Büyük Türkiye yi er geç hayata geçirip,
adil ve adaletli Yeni Bir Dünya yı kuracaktır.
ULUSLARARASI EĞİTİM PANAELİ
Şuurlu Öğretmenler Derneği İstanbul Şubesi nin
düzenlediği, Uluslararası Eğitim Paneli nin bu seneki konusu, Emperyalizmin
kültürel ve zihinsel ifsadı. Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi nde 31 Mart 2013
günü saat:12 de yapılacaktır. Panelin konuşmacıları: Dr. Roghayeh Rostampour,
Prof. Shaykh Abdul Mabud, Dr. Atefeh Navarchi, Prof. Dr. Arif Ersoy. Şuurlaşmak
adına bu paneli önemsiyorum. Allah nasip ederse orada olmayı düşünüyorum.
Sizleri de bekleriz!