Bir iki gündür gündemi haklı bir şekilde Türkiye nin
değil İslam cemaatinin Çanakkale de kazanmış olduğu zafer oluşturdu. Tekrar o
günlere döndük, tekrar bu dünyadaki görevimizin ne olduğunu hatırladık. Ancak
uluslararası politik münasebetlerin acımasızlığı bizi kısa süre içerisinde
yeniden bugünün meselelerine döndürdü ve maalesef Çanakkale ruhundan sonra
Obama nın İsrail ziyareti ile bölgenin karşı karşıya kalacağı yeni gündem İslam
âlemini derinden yaralayacak gibi görünüyor.
Obama ikinci kez ABD Başkanı olarak seçilip ilk
konuşmasını yaptığında birçok konunun yanında dış politik mevzulara da değinerek,
dış politikanın yeni dönemde daha farklı stratejileri bünyesinde
barındıracağının altını çizmişti. ABD nin dış politikadaki önceliklerini
değiştireceği zaten uzun zamandan beri konuşuluyordu. Ancak yeni dönemdeki
strateji değişikliği mevzusu akıllarda soru işaretlerine neden olmuştu.
Yeniden İzolasyonist Politikaya Dönüş mü
Obama başta olmak üzere tüm ABD li yetkililer ülkenin
yeni dönemde önceliği kendi ülkesine vereceği, daha çok içerdeki sorunlarla
ilgilenileceği konusunda bir ağız birliği içerisine girmiş durumdalar. Bunun
delili olarak da ABD nin Irak tan çekilmesini ve Afganistan dan da çekilme
isteğini gösteriyorlar. Gerçekten Monroe döneminde olduğu gibi bir yeniden
kıtaya dönüş operasyonu olur mu tartışma konusu, ancak ABD deki ders kitaplarında
bile izolasyonist dönemin emperyal politikaların içerisinde gösterilmesi bile
bir geri çekilmenin hegemon rolünden taviz vereceği anlamına gelmediğini
bizlere göstermektedir.
Ötekinin Yeniden Tanımlanması
ABD nin kıtaya tam bir dönüş yapması söz konusu değilken,
masrafların çokluğu sebebiyle yeni dönemde kimi bölgelerdeki yükü
müttefiklerine yıkmak istemektedir. Bunun için de Amerikan hegemonyasının
ahlâki zeminini oluşturan değerlere sahip olunması müttefiklerden en ön sırada
istenenlerden. Bu değerlere sahip olan devletler ise artık yeni dönemde eskiden
olduğu gibi radikal İslami örgütlere ve kitle imha silahlarına sahip olan
ülkelere karşı büyük bir mücadeleye girişeceklerdir. Burada ABD nin tek başına
mücadele etmemesi ve masrafları kısıp güç toplamasının tek nedeni yavaş yavaş
dünyanın dört bir tarafında mücadele içerisine girdiği Çin e karşı alınmaya
başlayacak tedbirlerle alakalıdır.
İlk Ziyaret İsrail e
ABD için yeni düşman yavaş yavaş belli olacak gibi
görünüyor. Kontrolün kaybedilmemesi adına ise eski düşmanlar müttefiklerin
uğraşı alanına havale ediliyor. Ancak buradaki asıl sorun ABD nin arkasında
istikrarsız bir bölge bırakmak istememesidir. Bu yüzden çatışan müttefiklerini
en azından bir çatışmama durumu içerisine sokmayı planlamaktadır. Böylece
Obama nın İsrail ziyaretinin sırrı da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor. ABD
bölgemizdeki en büyük sorunu teşkil eden Filistin-İsrail sorununun çözümü için
olmasa da en azından kendisine daha büyük sorunlar çıkarmaması için şimdilik
yatışması peşinde. Ancak neden İsrail
Amaç Türkiye-İsrail Barışı
Obama ilk seçildiği dönemin hemen başında Türkiye ve
Mısır ziyaretleri ile İslam dünyası ile barışma mesajları vermişti. Şimdi ise
ilk ziyaret İsrail e. Bunun kısaca tek bir açıklaması var. Filistin meselesinin
çözümü için ABD nin Türkiye, Mısır ve İsrail e ihtiyacı var. Ancak Obama
yönetimi İsrail i Türkiye ile barışma konusunda ve bölgede daha fazla gerginlik
yaratmama konusunda ikna edemiyor. Türkiye olası bir barış ortamında daha aktif
olacağını düşündüğü için zaten razı durumda. O halde ABD nin istediğini
alabilmesi için İsrail in ikna edilmesi şart görünüyor. Çünkü ABD nin yeni
Ortadoğu denkleminde çatışma istisna, barış ise kural görünüyor.
Türkiye ve İsrail arası anlaşma Türkiye nin İslam
dünyasındaki prestijini ne kadar sarsar sorusu ayrı bir tartışma konusu iken,
ABD için ise bugünkü şartlarda büyük önem arz ediyor. ABD ileride daha büyük
rekabet içerisine gireceği Çin in karşısına Ortadoğu yu yerle bir etmiş bir
ülke olarak çıkmak istemiyor. Ahlâki üstünlüğü kaptırmamak için o bölgeye
barışı götürdüm demeyi planlıyor. Bu sebepten dolayı önümüzdeki dönemlerde
İslam dünyasının en büyük tartışma konusunun demokratikleşme meselesi olacağını
öngörmek çok zor değil. İslam dünyasının demokratikleşmesi ABD nin Çin e karşı
kullanacağı en büyük ahlâki koz olacaktır.