Çanakkale ruhu

Abone Ol

Neyi, niçin istediğini bilmeyen, istemediğinin esiri olur!..

Müslümanların asıl sıkıntısı budur; neyi niçin istediklerini bilemez hale geldiler ne yazık ki!..

Batı’ya doğru yürümekle, yüzü Batı’ya çevirmek arasındaki derin nüansı ayırt edememenin sıkıntısı… 150 yıllık bir hastalık!..

Siyasetin yüzünü Batı’ya dönmesi, alimlerin kürsüleri terk etmesi ve münevverlerin öykünmeci tavırları, ne yazık ki toplumu, meseleleri oryantalist kafayla ele alan aydın takımının yörüngesine soktu… Bu da zaman içerisinde kendi değerlerine yabancılaşmayı ve sorunlar karşısında çözümü yanlış mecralarda aramaya yol açtı…

Basit bir veri ile olayı somutlaştıralım;

2003 öncesi, yani Amerika coğrafyamıza çöreklenmeden önce; Irak, Afganistan, Pakistan, Libya, Suriye ve Türkiye’de hiçbir şekilde intihar saldırıları söz konusu değilken; 2003’ten sonra bu ülkeler adeta canlı bomba cehennemine çevrildi… Bu İslam ülkelerinde 13 yılda gerçekleştirilen 4 binin üzerindeki intihar saldırısı ile binlerce masum insan canından oldu, milyonlarca liralık maddi hasar oluştu, şehirler güvensiz hale geldi ve daha da vahimi Müslümanlar terör kavramı ile anılmaya başlandı… 

Cümlenin özeti; Batı, kendisine özgü olanı Müslümanlara yamadı, Müslümanların çoğu da bu yamayı süreç içerisinde kabullendi…

Yüzyıllar boyunca devam eden Haçlı saldırılarına ümmet bilinci ile karşı koyan Müslümanların direnci bu yama ile kırıldı…

Batı, İslam’a haç takarak saldırmanın kendisi lehine bir sonuç vermeyeceğini en son Çanakkale’de tecrübe etti… Ve Araplara ait güzel bir atasözü var; tecrübe edilen şey tecrübe edilmez… İslam’a haç takarak saldırmanın Yemen’i Basra’yı Kudüs’ü, Kırım’ı, Bosna’yı ve Anadolu’yu Çanakkale’de cem ettiğini tek vücut haline getirdiğini gören Batı, bu tecrübeden ders alarak Müslümanları bir araya getirecek, bir ve diri tutacak her yöntemi terk etti…

Bunun yerine, “dost ve müttefik” sıfatıyla Müslümanlar arasına girerek yumuşak karınlıları tespit etmeye başladı… Özellikle makama, kadına ve paraya meyyal tipleri bulup bunlar üzerinden operasyonlar yapmaya başladı…

Sonuç; İslam beldelerinin harap hali, Müslümanların kapıldığı anafordur…

Bu anafordan kurtulmak, beldelerimizi yeniden mamur etmek, kendimize gelmek için yapılması gereken acı tecrübelerden ders almak ve Allah’ın ipine, Peygamberin (sav) sünnetine sımsıkı sarılmaktır…

Batı’nın, İslam’ı yok etmek, Müslümanları köleleştirmek için eski yöntemlerinin fayda vermediğini tecrübe ettiği yere, Çanakkale’ye yeniden dönmeliyiz… Çanakkale’ye turistik geziler değil, şuurlanma ziyaretleri yapmalıyız…

“Çanakkale ruhu” diye dillere pelesenk olan ifadenin anlamını çok iyi kavramalı ve o ruha yeniden bürünmeliyiz… Bu sadece Türkiyeli Müslümanlar için geçerli bir önerme değildir, bütün dünya Müslümanları, ümmet kavramının ruhlarında yeniden inkişaf etmesi için Çanakkale’yi görmeli ve bilmeli…