Gündem

Çanakkale mahşerinde savaş ihlali

Çanakkale mahşerinde savaş ihlali

Abone Ol

Düşman işgaline karşı Çanakkale‘de destansı mücadele veren Mehmetçiğe savaş kurallarını hiçe sayan saldırılarda bulunan düşman kuvvetleri, yaralıların tedavi gördüğü hastaneleri bile bombalamış...

Timuçin MERCANOĞLU

Osmanlı Arşiv Uzmanı Dr. Recep Çelik, tarihin tozlu rafları arasından çıkarttığı belgelerle birçok kitaba konu olan kahraman Mehmetçiğin Çanakkale‘de maruz kaldığı savaş ihlallerini anlattı. Domdom kurşunu, 1907 yılında imzalanan Lahey Sözleşmesi‘yle yasaklanmasına rağmen İngilizler tarafından sıklıkla kullanıldı. Bununla yetinmeyen düşman kuvvetleri boğucu gaz kullanmaktan da kaçınmadı. Yaralıların tedavi gördüğü hastaneler ile sargı merkezleri ise acımasızca bombalandı.

LAHEY SÖZLEŞMESİ HİÇE SAYILDI

21 Haziran 1915‘te Hariciye Nezareti‘ne (Dışişleri Bakanlığı) gönderilen bir tezkirede hastanede tedavi gören Mehmetçiğin domdom kurşunuyla yaralandığı bilgisi ve fotoğrafları yer alıyor. Çelik, tarihin tozlu rafları arasından çıkarttığı belgelerle Çanakkale‘de destansı savunmanın bilinmeyen yönlerine de ışık tuttu. Düşman işgaline karşı Çanakkale‘de kahramanlık destanı yazan Mehmetçiğe karşı düşman kuvvetleri domdom kurşunu kullandı. Dr. Çelik, 1907 yılında imzalanan Lahey Sözleşmesi‘yle domdom kurşununa yasak getirilmesine rağmen İngilizler tarafından kullanıldığını ve savaş kurallarının ihlal edildiğini söyledi.

21 Haziran 1915‘te Şeyhülislam ve Evkaf Nazırı Hamdi Bey tarafından Osmanlı Hariciye Nezareti‘ne gönderilen tezkirede, Çanakkale cephesinde düşman silahları tarafından yaralanarak Tekirdağ Hastanesi‘nde tedavi edilen askerin bacağından çıkarılan merminin domdom kurşunu olduğu bildiriliyor.  Domdom kurşunu 1907 yılında imzalanan Lahey Sözleşmesi‘yle yasaklanmıştı.

PARAMPARÇA DOMDOM YARASI

Belgeler arasında Çanakkale‘de yaralanıp Tekirdağ Hastanesi‘ne yatırılmış bir askerin bacağından çıkarılan domdom kurşunu parçalarına ait fotoğraflar ile yine aynı silahlarla yaralanmış olup Gurebâ-yı Müslimîn Hastanesi‘nde bulunan askerlerin durumunu gösteren raporlar yer alıyor. Cephede İngilizlerin ateşlediği domdom kurşunuyla yaralanan Mehmetçik, hastane kayıtlarına geçti. Bunlardan bazıları şöyle: Çorum‘un Tepecik Mahallesi‘nden Hüseyin oğlu İbrahim Seddülbahir‘de, Bursa‘nın Celaliye köyünden Ali oğlu Mustafa, Kastamonu‘nun Taşköprü kazasının Seki köyünden Hacı Ahmetoğulları‘ndan Hasan oğlu Halil Kabatepe, Biga‘nın Sarıkaya köyünden İsmail oğlu Abdülhalim.

HASTANELERİ BOMBALADILAR

İngilizlerin, yaralı askerlerin tedavi gördükleri hastane ve sargı merkezlerine saldırı girişiminde bulundukları, Başkumandan vekili Enver Paşa tarafından Hariciye Nezareti‘ne gönderilen telgrafta belirtiliyor. Enver Paşa‘nın telgrafına cevap olarak Mayıs 1915‘te Hariciye Nezareti‘nden gönderilen telgrafta ise İngilizlerin hastane ve hastane gemilerini bombaladıklarından bu gibi devletlerarası savaş hukukuna aykırı hareketlere devam etmeleri halinde sivil ve asker İngiliz esirlerine misillemede bulunulacağı bilgisi yer alıyor.

Boğucu gazla zehirlediler

Çanakkale‘de düşmanın savaş kurallarını ihlal ettiği, belgelerle bir kez daha ortaya çıktı. Dr. Çelik,  düşman kuvvetlerinin Çanakkale‘de boğucu gaz kullandığını belgelerle şöyle anlatıyor: "21 Haziran 1915‘te Atina Sefareti‘nden Hariciye Nezareti‘ne gönderilen telgrafta düşman ordusunun Çanakkale Savaşları‘nda boğucu gaz içeren patlayıcı madde kullandığı bildiriliyor. Bunun üzerine 2 Temmuz 1915‘te Başkumandan vekilinin müsteşarı tarafından Hariciye Nezareti‘ne gönderilen telgrafta ise Çanakkale‘de boğucu gaz kullanan düşman kuvvetlerinin, dost ve tarafsız devletler tarafından protesto edilmesi isteniyor."

Bir gün daha kalsalardı galip geleceklerdi

Enver Paşa ile İngiliz istihbarat subayı Ivory Hedley arasında geçen Çanakkale Savaşı ile ilgili toplantının tutanaklarını inceleyen Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, Çanakkale Savaşı‘nda düşman kuvvetlerinin deniz muharebelerinden çekilmeyip bir gün daha kalması durumunda galip gelebileceğini söyledi. Bu iddiasını ise Enver Paşa ile İngiliz istihbarat subayı Ivory Hedley arasında geçen konuşmaya dayandırdı.

İngiliz Arşivlerinden yaptığı araştırmada Enver Paşa ile Ivory Hedley arasında geçen diyalogları ele geçiren Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Mustafa Sıtkı Prof. Bilgin, "Enver Paşa, savaş döneminde başkomutan olup tüm harple ilgili olayları en iyi bilen kişiydi. Maalesef Çanakkale savaşı ile ilgili kendisine ait geride hiçbir resmi belge ya da hatırat bırakmamıştır. İşte biz araştırma yaparken tesadüfen bu belgelere ulaştık. İngiliz İstihbarat subayı İvory Hedley ile Enver Paşa arasında Çanakkale Savaşı mevzuu açılınca Enver Paşa şu açıklamayı yapmıştı: ‘Eğer İngilizler top ateşine ve saldırılarına 1 gün daha fazla devam etselerdi Osmanlı‘nın mukavemet edecek gücü kalmamıştı. Yani teslim bayrağını çekecekti.‘ Bu açıklamalara bakıldığında Osmanlı Devleti, belki bir gün daha değil de bir hafta ya da bir ay daha düşman saldırısı devam etseydi teslim bayrağı çekecekti. Ayrıca, Enver Paşa‘nın bu ifadeleri İngiliz, Avustralya, Fransa ve Yeni Zelandalı savaşa katılan komutanların düşünceleriyle de paralellik gösterir. Zira, bu komutanlar niçin alel acele İngiliz Hükümetinin geri çekilme kararı aldığını bir türlü anlayamadıklarını hatıralarında yazarlar" diye konuştu.