Çanakkale Geçilmedi (mi) Gerçekten

Abone Ol

SEVGİLİ dedeciğim!

Mektubun beni oldukça duygulandırdı. Ben Çanakkale denildiğinde her zaman yapılan savaşı ve verilen mücadeleyi öğreniyordum. Orada sizlerin çektiği sıkıntılar ve yaptığınız fedakârlığı öğretmediler bize. Okulda öğretilen Almanya’nın yanında savaşa giren Osmanlı Devleti’nin Çanakkale’de eşi görülmemiş bir savunma yaptığı ve ittifak devletlerine geçit vermediğiydi.

Okullardan otobüslere bindirilip; yolda güle oynaya şarkılar eşliğinde Çanakkale’ye götürüldük. Bir tek Çanakkale türküsüdür zihnimizde kalan… Sizin kanınızla suladığınız toprakları gezerken bize kimse buradaki maneviyattan bahsetmedi ki!!!

Bize orada en çok bahsedilen, “Size ölmeyi emrediyorum” cümlesi eşliğinde gösterilen komutanlık becerisiydi. Bizler ellerimizde telefonlar, tabletler ile Arıburnu’nu, Conkbayırı’nı gezerken, siperlerde selfie yaparken turist gibi gezdiğimizi fark edemedik… Orada olup bitenleri bize senin mektubunda anlattığın gibi kimse anlatmadı ki… Forsquare’de yer bildirimlerimiz ise hep gelemeyenlere nazire yapmak içindi.

Doğrudur sizlerin vatanın selameti, Din-i Mübin-i İslam için mücadele ettiğiniz... Her türlü zorluğa, yokluğa rağmen bizler vatanımızda özgürce yaşayabilelim diye canlarınızı feda ederken bir an bile düşünmediğiniz... Sizler ezanlar susmasın diye kanınızla toprağı sularken; sizden sonra gelenler bizlere ezanın ne olduğunu, namazın önemini anlatmadılar ki. Bizlerin İslam’dan uzak yaşayabilmesi için ellerinden ne geliyorsa yaptı bizim büyüklerimiz. Kimse dinimizi, diyanetimizi bizlere hakkıyla öğretmedi ki! Sizler vatan sevgisi, aşkı ile canınızı verirken, sizin savaştığınız o devletler stratejik müttefikimiz ve dostumuz olarak gösterildi bizlere. Sizler düşman çizmesi toprağımızı kirletmesin diye başaklar gibi biçilirken; bizler onların gıdalarını gıdamız, içeceklerini içeceğimiz bilerek yetiştirildik. Ben okuduğum okulun kantininde hamburger yiyip onların kolalarını içerek büyüdüm. Sizler ecnebilerle göğüs göğse çarpışırken bizlerin oturduğu sitelerin, yaşam merkezlerinin adları hep ecnebi lisanıyla telaffuz edilir oldu. Ben kafamı ne yana çevirsem telaffuz edemediğim bir sürü yabancı isimli dükkân, market, iş yeri ve alış veriş merkezi gördüm hep…

Ve buralardan alış veriş yaptım ailemle. Senden bahsedecek olsam beni hemen sustururlardı. “Neden bu İngilizler, Anzaklar, Hindular buraya gelmişler ” diyecek olsam, “Sus senin aklın ermez böyle işlere” diyerek benim sorumu ya cevapsız bıraktılar ya da geçiştirdiler. Sizler aç susuz kalarak mücadele ederken bizleri, “Batılı dostlarımız olmasa biz aç kalırız” diyerek korkuttular, sanki aç kalmak kötü bir şeymiş gibi!

Sizler canınız pahasına düşmanı vatandan kovup attınız ama sizden sonraki büyüklerimiz NATO şemsiyesi altında toplanarak sizin savaştığınız düşman devletlerine ülkemizde üsler verip onları dost gördüler… Füze ve radar üssü bahanesiyle ülkemizdeki en mümtaz toprakları ortak dostlarımıza(!) tahsis eylediler. Sizler Çanakkale’yi geçirtmediniz ama sizden sonrakiler yurdun dört bir yanını -onların ürünleri ile doldurmak suretiyle- işgal ettirdiler. Onların kültürüne ait ne kadar değer varsa bize muasır medeniyet seviyesi diye öğrettiler. Kendi kültürümüze ait ne kadar değer varsa bize o değerlerin bizi geri bıraktığından bahsettiler. Televizyon ekranlarını onların sözde kahramanlık filmleri ile doldurdular. Diziler hep onların yaşamlarını özendirdi bizlere. Okuduğumuz gazetelerde, kitaplarda Batı’nın gelişiminden, müreffeh hayatından kesitler bulduk.

Dedeciğim!

Bütün bunlara rağmen yine de vatanını seven, vatanı için canını vermekte bir an bile tereddüt etmeyecek nesiller yetişti. Şuurlu, önce ahlâk ve maneviyat diyen torunların da var merak etme. Bizler artık Çanakkale’nin ne olduğunu çok iyi öğrendik. İçin rahat olsun. Bu necip milletin evlatları bu vatan toprağını çiğnetmedi, çiğnetmeyecek. Ruhun şad olsun dedeciğim. Emanetin bizde merak etme!

Minik bir tebessüm

Nasıl Zengin Oldum

Bir gazeteci ülkenin en zenginlerinden bir işadamıyla röportaj yapmaktadır:

- Efendim bize bugünlere nasıl geldiğinizi ve bu servete nasıl sahip olduğunuzu anlatır mısınız

- Zevkle… 1950’li yıllar ve 2. Dünya Savaşı’nın etkileri yeni yeni siliniyordu. Cebimde birkaç sentten başka bir şeyim yoktu. Cebimdeki 5 sentle bir elma aldım. Akşama kadar onu parlatıp 10 sente sattım. O gece sabahı zor ettim. Ertesi sabah 10 sentle iki elma aldım ve onları da sattım. Böyle çalışarak bir ay sonunda 10 dolardan fazla para kazanmış oldum. Ertesi ayın başında karımın halası öldü ve bize yirmi milyon dolar miras bıraktı.

İlgilisine Notlar:

• “Oğul geçmişini bil ki geleceğine sağlam basasın, nereden geldiğini unutma ki nereye gideceğini bilesin.” Şeyh Edebali

• Toprağın üzerinde dimdik durabilmeli ki insan toprağın altında dümdüz yatabilsin.

• Bir zamanlar imanlı bir gençlik yetiştirme hayaliyle büyüyenler çocuklarını imarlı bir genç olarak yetiştirdiler.