Can Boğazdan Çıkar

Abone Ol

Hangimiz önüne böcek dolu bir kabı alıp da iştahla onu yiyebilir Hangimiz bir poşet dolusu zehri yemesi için çocuğuna verebilir Hangimiz yenmek üzere soframızda, ismini bile telaffuz etmekten hoşlanmadığımız koca bir domuza yer ayırabilir Hangimiz haram olduğunu bile bile bardak bardak içkiyi tüketebilir Ya da hangimiz sağlığımızın zarar göreceğini bile bile, en kötü ihtimalle kanser, en iyi ihtimalle alerji yapacak ürünler için zevk duya duya para harcayabilir ...

Şüphesiz bunların her birerine cevabımız “Hiç birimiz” olacaktır. Hatta sadece duyduğumuz zaman bile tiksinmemize neden olan varsayımlardır bunlar. Fakat maalesef yersiz de değildir bu sorular.

Gariptir ki yıllarca içki içtik, böcek yedik, kendimizi hasta edecek kozmetik ürünlerini vücudumuza boca ettik, alışveriş merkezlerini süsleyen zehirleri büyük bir gayretle evlerimize konuk ettik. Birçok uzman açıklamış olmasına rağmen hâlâ çoğu kişinin inanmaması ya da abartı gibi görmesi bu durumu değiştirmez.

Çoğumuz yediklerimizin içinde neler olduğunu bilmiyor, bilsek de önemsemiyoruz. Dalga geçercesine “Can boğazdan gelir” derken aslında canın boğazdan çıktığını göz ardı ediyoruz. “Atın ölümü arpadan olsun” derken, birkaç dakikalık damak zevki için ölümü bile göze aldığımızı belirten Müslümana yakışmayacak türden sözler ifade ediyoruz!

Oysa Müslüman evine giren, cebine giren, midesine giren her şeyden sorumludur ve hesabını vereceği güne doğru da adım adım yaklaşmaktadır. Bu bilinçle İslam âlimlerinin uyarıları doğrultusunda bıraktık belki kola içmeyi. Belki İsrail’e yardım ettiği için birkaç markayı evimize bile sokmadık. Bırakmayıp hâlâ alıp içenleri hatta iftar sofralarında bile bardak bardak tüketenleri uyardık, uyarmaya da devam ediyoruz. Çünkü hiçbir şekilde gerekliliği olmayan, vücudumuza tek bir yararı dokunmayan bir içecekti bu.

Sonra sarı kolaların, beyaz gazozların hatta meyveli sodaların da zararlı ve şüpheli olduğunu öğrendik ve zor da olsa onları da bırakmaya zorladık kendimizi. Çünkü “İçindekiler” bölümüne baktıkça aslında asitsiz olmasına rağmen diğer birçok içeceğin içinde de zararlı çok fazla maddenin olduğunu gördük.

Araştırdıkça “Aspartam (E951)” yazan şeyin insan için aslında bir kanserojen, bir nörotoksin (sinir sistemi üzerinde zararlı etkileri olan bir zehir) ve bir eksitoksin (sinir hücrelerini öldüren toksik madde) olduğunu öğrendik…

Tabak tabak yediğimiz, akşam çay saatlerinin vazgeçilmezi olan cipsleri terk etme sırası gelmişti artık. Oysa ne de lezizdi. Bir paket bitince hiç tereddütsüz ikincisine geçerdik. Ama başlandığı zaman bir türlü bırakılamayan, tadı damakta kalan ve tabiri caizse bağımlılık yapan bu yiyecekte de “MSG (Mono Sodyum Glutamat) (E621)” diye bir katkı maddesinin olduğunu fark ettik. Tatlı tuzlu fark etmeyen, yiyeceklere konunca tadının beyin tarafından güzel algılanmasını sağlayan bir şeydi bu. Sihirli bir değnek gibi neye konsa tadı güzelleşiyordu! Yemeklerin lezzetini artıran tablet et ve tavuk suları, çocuklarımızın elinden düşürmediği bin bir çeşit cipsler, baharatlı krakerler, bisküviler, baharatlı çeşnili kuruyemişler...

Kısacası beraberinde parmaklarımızı da yemek istediğimiz yiyeceklerin temel sebebi olan zehir, MSG! Belki de en büyük zararı, bu yiyeceklerin tadını alanlara, özellikle çocuklarımıza tâbi bir şey verdiğimiz zaman yememesi, tadını sevmemesi ve damakları bu yapay yiyeceklere alıştıkça doğal şeyler tüketmemeleri...

Sonra bir gün birden bire çocuğumuzun elindeki küçücük çikolatanın arkasında yazan bir şey dikkatimizi çekti; Şellak! Bu da neydi acaba Adı çok garip gelmişti. Şekerli bir şey olmalı diye düşündükse de adını arama motoruna yazmamızla o şirin görünümlü zehri çöpe atmamız bir oldu. Çünkü Şellak (E904) Kokkus Lakka isimli bir böceğin gözenekleri arasından çıkarılan, biriktirilip yıkanması ezilmesi gibi belli aşamalardan geçince de boyacılık, cilalama, mürekkep yapımı ve bazı yiyeceklerde kullanılan, dolayısıyla bizim de midemize giren bir zehirdi. Ve Hanefi fukahasına göre böcek yemek haram olduğu için, haramdı!

Elbette bu sayılanlar dikkat edilmesi gereken hususların bir kısmını oluşturuyor. Araştırmadan gıdaların içeriğinde kullanılan maddelerin yararlı yahut zararlı olduğunu öğrenme imkânımız olmadığından dolayı da daha dikkatli olmamız ve daha hassas davranmamız gerekmektedir…