Bu vatan bin yıllık İslâm diyarıdır. Malazgirt’ten bu yana bu vatanda Ezan-ı Muhammedî okunmaktadır. İslâm’ı canı bilen o kahraman ecdâd, bu güzel vatanın dört bir yanını camilerle şenlendirmiştir. Allah onlardan râzı olsun. Bu vatanda 850 sene Kur’ân Anayasa olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı zamanında devletin Anayasası Kur’ân’dı. Mahkemelerde, maarifte ve sosyal hayatta Kur’an ve hadis hâkim idi. Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında da böyle idi. Tâ ki 1928’de Anayasadan “devletin dini, din-i İslâm’dır” maddesi çıkarılıncaya kadar… Tek Parti devrinde peş peşe alınan kararlarla, mahkemelerde Şer’î hükümlerin uygulanması kaldırıldı. Yine o devrede, Kur’ân ve hadis, maariften de medyadan da, edebî sahadan da sosyal hayattan da kaldırılmaya çalışıldı. İslâm’ın sembollerinden geriye kala kala doğru dürüst bir camile ile bir cenaze namazı kaldı.
İdarecilerimiz de sık sık tekrarlıyor, istatistikler de bunu gösteriyor: Bu ülke nüfusunun yüzde 99’u Müslümandır. İşte şimdi bu kesime seslenmek istiyorum: Geliniz şu elimizde kalanların kıymetini iyi bilelim. En başta camilere sahip çıkalım. Camilerimizi bid’alardan, fitnelerden uzak tutalım. Camilerimizi çocuklara ve gençlere sevdirelim.
Camiler gerçekte, birliğin sembolüdür. Onun için Almanya’da ve diğer Avrupa ülkelerinde örneği görüldüğü gibi, şu cemaatin camisi, bu grubun camisi denilmesi, yürek dağlayıcı bir durumdur. Gerçekte Müslümanların tamamı aynı cemaattir. Yani Ümmet-i Muhammed’dir. İşte dünyanın bu en muhteşem cemaati, senede bir defa Arafat’ta bir araya gelir. Senede iki defa bayramlarda bir araya gelir. Her hafta Cuma günü ve günde de beş defa camilerde bir araya gelir. Dünyada bu birlikteliğin bir eşi daha yoktur. Bu güzellik, araya sun’î ve izâfî duvarlar çekilerek bozulmamalıdır.
Bütün camilerimiz kendilerine Asr-ı Saadet’teki Mescid-i Nebevi’yi örnek almalıdır. Lütfen o günleri hayal ediniz. Bu nurlu Mescid, son derece sade bir yapıya sahipti. İlk başta zemin topraktı. Sonradan çakıl taşı döşendi. [Sevgili Peygamberimiz (asm) hayatta iken, bırakınız halıyı, kilimi, hasırı bile yoktu.] Ancak bu sadeliğe mukabil, muhteşem bir iman havası hâkimdi. Mescide girenler, Muhabbetullah, Muhabbet-i Resûlullah, Muhabbet-i Kelamullah ile dolmaktaydı. Bu Mescid, hem ibadetgâh, hem eğitim yuvası, hem cihad için talimgâh yeri, hem Allah için birbirini seven kardeşlerin buluşma yeriydi. Ve bu mescidbid’alardan arınmıştı. Geliniz bu Asr-ı Saadet modelini kendimize rehber edinelim. Camileri fitnelerden, dedikodulardan, bid’alardan uzak tutalım. Camilere bid’a girince duâlarımızınkabülüne set teşkil ediyor. (meselâ türlü bahanelerle resimleri camilerin ta içlerine koymak da ne oluyor?)
Camileri gençlerimize ve çocuklarımıza sevdirelim. Müsaadenizle burada, hırçın ihtiyarlara, ham sofulara bir çift laf edeceğim: Mübarekler, çocuklara hoyratça davranacaksanız, dövecekseniz, kalplerini kıracaksanız, lütfen namazlarınızı evlerinizde kılınız. Böylece ağır bir vebale girmemiş olursunuz. Burada bir hatıramı nakletmek istiyorum: Küçük oğlum Fatih Said henüz 5-6 yaşlarında idi. Mahallemizin camiine gittik. Farza durmak için saf olduk. Bizim delikanlının yanındaki ihtiyar, çocuğun kolundan tuttu hoyratça arkaya savurdu. Hiçbir şey demedim, ben de arkaya geçtim. Daha önce aynı şahsın çocukları cami içinde tokatladığını görmüştüm. Namazdan sonra camiin avlusunda bekledim ve o ihtiyara, “Eğer tevbe etmezsen, bu davranışını terk etmezsen, seni Allah’a havale edeceğim” dedim. Şimdi ismi aklımda değil bir entelektüelin röportajını okumuştum. On yaşlarında iken camie gitmiş, ayağı alçılı imiş. Bir ihtiyar omzundan bastırarak, “Namaz böyle kılınır!” demiş. O kişi de bir daha camie adımını atmamış. Ey hacı amcalar, dedeler! Hacca, umreye gittiğinizde görmediniz mi? Çocuklar nasıl Kâbe’nin ve Mescid-i Nebevi’nin içinde, avlusunda koşturuyor. Hiç kimse de onlara bir şey demiyor. Sevgili gençler ve çocuklar! Sizler bizim baş tacımızsınız. Allah’ın evine geliniz. Merak etmeyiniz, bu yazıdan sonra bütün huysuzların ağzının payı verilir. Siz onlara aldırış etmeyin, camilere gelin. Camiler sizlerle güzel…