Camilere okul gezisi yasağı ve Nokta Dergisi baskını

Abone Ol

Okul gezisi ile Kapadokya ya giderken meydana gelen korkunç kazada hayatını kaybeden öğrenci ve velilerinin acısı bütün Türkiye yi ağlattı. Küçücük çocukların, öğretmen ve ailelerinin büyük sevinçlerle yola çıkıp sonra acı haberlerinin gelmesi toplumda büyük bir travmaya dönüştü.

Kazanın detayını okumak bile insanın ruh sağlığını bozacak kadar ürkütücü idi. Minimini bedenlere yakışan kahkahaların susup, kopmuş el ve kolları görenlerin naklettiği faciaya, kimselerin yardım etmemesi, hepimizi yastan yasa sürükledi.

Tabutların Konak meydanına sıralanışı ile can evinden vurulduk. Kazada ihmal, eğitimsizlik, geziyi ucuza programlama yanlışı ilk göze çarpan eksilerdi.

Ne ki bir başka eksi daha vardı ki, yıllardır hepimiz farkında idik ama bir sır gibi içimizde özenle saklamaktaydık. İşte bu kaza ile bu saklı sırrı da, birbirimize itiraf etmeye başladık.

Bu sır okul gezilerinin belli yerlere yapılamayacağı ile ilgili idi. Bu yerler camiler, türbeler, medreseler, çeşmeler, imaretler, dergâhlardı. Bizler, çocuklarımız ve bizim ailelerimiz hep aynı şeyi yaşamıştık. Okul gezileri müzeleri kapsardı, resim ve heykel galerilerini, opera ve bale gösterilerini. Sadece camilere giriş yasaktı.

Ben İstanbul un selâtin camilerini mahalle mektebim olan komşuların düzenlediği gezi programlarında tanıdım. Bursa ve Edirne nin Osmanlı profilini; Konya, Kayseri, Sivas ın Selçuklu silüetini; Urfa ve Mardin in beylikler misyonunu da bu mahalle mektebinin gayreti ile öğrendim.

Geçen gün ilkokuldaki kızımı ve sınıfını, öğretmenleri bir resim sergisine götürdü. Küçücük çocuklar ressamın yaptığı resimlerden bir şey anlamamışlar. Üstelik resim öğretmenleri de çileden çıkmış. Zira resimlerin altında İngilizce ile tanıtım yazısı varmış. "Biz sömürge devleti miyiz, niçin Türkçe katalog hazırlamadınız" diye resimleri yapan ressamla bayağı tartışmış öğretmen.

Elbette sanat galerileri, müzeler, kiliseler öğrencilere gösterilsin fakat çocuklarımızın genlerindeki sırrı inkâra kalkışırcasına, onlara cami ve kümbet yasağı getirmek çok sakıncalı.

Öz değerlerinin albenisi ile kuşatmadan; direk olarak daha uzak kültür değerleri ile yeni nesilleri yetiştirmek hiç sağlıklı bir düşünce değil. Elbet Kapadokya da hazinelerimizden biri. Ama Selçuklu ve Osmanlı şaheserleri olan mimari anıtlarımızı görmezden gelmek Milli Eğitim Bakanlığı nın en büyük yanlışlarından biri.

Öğrencilerini gezdirmek için camiye götüren bir öğretmenine soruşturma açacak kadar acizlik gösteren bir hükümeti ve bakanını bu millet dikkatle hafıza defterine yazdı. Yıkım için zenginlerin villalarını değil de, masum bir Kur an kursunun seçilmesini de hafıza-i beşer unutacak değil. Okul müfredatlarında köhnemiş bir yanlışlığı uygulama ısrarı, bu hükümeti halkının gözünde aciz gösteren en büyük handikaplardan biri.

Hükümet deyince aklımıza hangi gafı gelmiyor ki. Nokta dergisine düzenlenen baskın da; basın tarihine bir kara leke olarak düştü. Genelkurmay başkanının polis merkezini ziyaretinin ardından ne kadar hızlı bir trafik yaşandı öyle. Bu ziyarete karşılık olarak verilen cevap abartılı bir teşekkürdü. İki teşkilatın arasında sürtüşme olmadığını ispat için, ziyadesi ile yoğun bir çaba verildi.

Nokta dergisini binbir fedakârlıkla çıkaran arkadaşlarımız, polis baskınında bir terörist gibi duvara yapıştırılıp aranmış, bilgisayarlarındaki bütün bilgilere el konmuş, özel notları bile alınıp götürülmüştü. Ellerini değil, yüreklerini taşın altında ezmeyi göze alarak darbecilerin günlüklerini yayınlayıp uykuda olan bir toplumu aydınlatma mücadelesi veren basın emekçileri başka ülkede olsa bu cesaretlerinden ötürü ödüllendirilirken.

Tıpkı Şemdinli Savcısını susturup, görevinden kovan hükümetin yeni bir acizliği ile daha karşılaştık. Ne ki özgürlüğü kalemleri ile diri tutmaları gereken basın mensupları; maalesef Nokta dergisindeki arkadaşlarımıza hiç destek vermediler. Bir şey olmamış gibi her zaman yaptıkları aşağılık bir tutumla görmezden, duymazdan geldiler.

Böylesi onursuz tavırlarla susan, işine gelmeyeni görmeyen basının yönlendirdiği bir toplum dan gel de erdem bekle. Nesilleri yetiştiren eğitim bakanlığının, "Milli" olana bunca savaş açtığı bir ortamda gel de gelecek kuşaklardan güzel davranışlar bekle. Çocuklarımıza cami gezisine yasaklar getiren Eğitim Bakanlığı her yıl kaç kapkaççı, kaç yalancı, kaç ahlak fukarası, kaç Hıristiyanlık özlemcisini topluma kazandırdığının hesabını verebilecek midir bu millete Lütfen, Eğitim Bakanlığı; isminin başındaki soylu "Milli" kelimesine daha fazla hakaret etme de önce onu bırak. Zaten son zamanlarda "Milli" kavramını o kadar çok terk ettiniz ki.