Bu sorudan da öte...
Bu sorudan da önce şu soruyu sormak gerekmiyor mu?
* Cami tuvaleti hiç paralı olur mu, cami tuvaleti paralı olmalı mı?
Çok çarpıcı bir örnekten bahsetmek istiyorum ama yazının sonunda...
Öncelikle konuyla ilgili bazı genel değerlendirmelerde bulunmak isterim;
Adam namaz kılacak ya da yoldan geçen bir derviş...
Ya da hiç namazla abdestle alakası olmayan biri...
Ya da bir çocuk...
Tuvalete ihtiyacı oldu...
En yakınında da bir cami var.
Büyük ya da küçük ihtiyacını giderecek, sonrasında da Allah'ın (CC) evinde ibadetini yapacak.
Parası yoksa, "Sen giremezsin arkadaş! Paran yoksa caminin tuvaletini kullanamazsın mı diyeceksin!"
***
Merhum yazarımız Mehmed Şevket Eygi, hayatı boyunca bir hususa hep karşı çıktı ve de köşesinde bu hususu sürekli dile getirdi.
O da şu idi; cami tuvaletlerinin paralı olması.
Bir yazısında şunları zikretti, merhum;
"Güneydoğu Anadolu’da tarihi bir mekândayım. Tepeden etraftaki dağları, ovaları seyrediyorum. Elli metre kadar ötede tarihi bir cami var. Önünde abdest alma yeri ve tuvaleti… Sayıyorum Türkçe ve İngilizce tam yedi adet WC reklâmı… WC… WC… Men… Women…
Camiler kutsal mekânlardır. Böyle yerlere çirkin, zevksiz, âdi, bayağı, utanç verici levhalar asılmamalıdır.
Oradan biraz öteye gidiyoruz. Büyük ve tarihi bir cami… Tuvaletine uğruyorum. İçerisi tertemiz. Ağır bir parfüm kokusu… Abdest lavabolarının üzerinde bir yazı “Beş senedir zam yapmadık… Yola devam…” (Tuvalet ücreti 75 kuruş) yazılı. Bizi gezdiren muhterem zatın korumasına bu yazıyı gösteriyorum. Gülüyor.
Vakıflar mı ilgilenir, Diyanet mi, kim ilgilenecekse camilerdeki bu rezil, iğrenç, pis WC levhalarını kaldırtmalıdır.
İstanbul’da birçok tarihi caminin WC’leri bir endüstri, bir darphane haline gelmiştir.
Vakıflar buraları ihale ile veriyormuş.
Kamil isminde bir okuyucum mektup göndermiş. Cami derneği şadırvanları tamir ettirmiş, abdest alanlardan da para istiyormuş. Eskiden sadece tuvaletleri kullananlardan para alınırdı, bu da yeni çıktı.
Cami derneklerinin ana vazifeleri içinde, şadırvan ve hela hizmeti diye bir vazife yoktur."
***
Şimdi bahsedeceğim ilgili konuya gelince;
Tevfikiye Camii... Teşvikiye değil, Tevfikiye Camii.
İstanbul'un Beşiktaş ilçesi, Arnavutköy semti sahil yolunda yer alan, Osmanlı döneminden kalma tarihi hoş bir cami.
“Arnavutköy Camii” ve “Akıntı Burnu Camii” olarak da bilinmekte.
Mülkiyeti Vakıflar İdaresine ait.
Sultan II. Mahmud, camiyi oğlu Şehzade Tevfik adına yaptırdı.
Mimarı bilinmemekte. Yapımına 1832 yılında başlanan cami, 1838 yılında ibadete açıldı.
Geniş bir avlu içerisinde dikdörtgen planlı, kâgir duvarlı, ahşap çatılı, tek minareli, dört giriş kapısı olan cami toplam 3.499 metrekare alana sahip.
İç alanı 287 metrekare.
Tek şerefeli minaresi kesme taştan.
Geçen bir okurum aradı; "Adnan Bey, Arnavutköy Tevfikiye Camii tuvaletine giriş 20 TL. Bir cami tuvaleti paralı olur mu, bu kadar da olur mu?" diye yakındı.
Fotoğraflarını da çekip gönderdi.
Kimseyi töhmet altında bırakmak istemem ama bir yetkili de kalkıp "Böyle yapmasanız iyi olur" demeli!
Beşiktaş Müftlüğü mü, İstanbul Müftülüğü mü, artık kim yetkili ve ilgili ise...
MİLLÎ GAZETEM
* Ümmeti şefkatle kucaklayan bir annedir.
* Çocuklarına kol kanat germede bir babadır.
* Kardeşlerini tehlikelere karşı korumakta bir ağabeydir.
* Yere düştüğünde elbiseni temizleyen abladır.
* Milli ve manevi değerlerini öğretmede bir okuldur.
* Her işinde ahlakı öncelemeyi tavsiye eden bir tarikattır.
* Hakikati haykırmakta bir şeriattır.
* Ümmetin kanayan yarasını anlatan aşktır.
* Emperyalizmin korkulu rüyası, Siyonizm'in kâbusudur.
* Muhafazakârların çözemediği bulmacadır.
* İslam Birliği yolunda uğranacak ilk handır.
* Manevi kirlerimizden temizleyen hamamdır.
* Okumayanın dünyevî ve uhrevî saadeti kaçıracağı servettir.
* Sen benim için bir gazeteden öte sevdamsın.
* Mücadele azmimsin.
* Bitmeyen cihadım, medeniyet tasavvurumsun.
* Ümmeti aydınlatmak için 12 Ocak 1972'te doğan Erbakan Hocamın emanetisin.
* Millî Görüş'ün ikinci evladısın.
* Rabbimize hamdolsun.
* Yürüyüşün mübarek olsun.
* Selam ve dua ile
(Cuma Şahin, Adana AGD-MGV)
MUHARREM!
Gözümüz gönlümüz sürûr dolsun
Bütün Müslümanlar huzur bulsun
Şeytanlar zincirlere vurulsun
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Senenin ilk ayı Muharrem'dir
Allâh'ın ayıdır, muhteremdir
Bir yıllık günâha keffârettir
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Aşûre gününü Mevlâm verdi
O günde yarattı göğü yeri
Dağları, yıldızları, Kürsîyi
Yeni yılımız mübarek olsun
***
O gün yaratıldı Levh u Kalem
Topraktan oldu Hazreti Âdem
Tevbesi kabul edildi ol dem
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Alevler yakmadı İbrâhim'i
İsmail'in yerine koç verdi
O gün göğe kaldırdı İdris'i
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Kızıldeniz'e battı Firavun
Zellesini affetti Davûd'un
Duâsı kabul oldu Yûnus'un
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Dertli Eyyûb o gün iyileşti
Kıyamet günü o güne denkti
Kerbelâ'da Hüseyin şehiddi
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Bu ayda sık sık oruç tutalım
Allâh'ın rahmetine batalım
Yoksula, fakire dağıtalım
Yeni yılımız mübarek olsun
***
Yeni bir yıla girdik şükrolsun
Kur’ân-ı Kerim kılavuz olsun
Muhammed Mustafa rehber olsun
Yeni yılımız mübarek olsun
Kalplerimiz zikrullahla dolsun
Yeni senemiz hayırlı olsun
(Metin Kızılok)
BİR TEMENNİ!
Bağımlılık meselesi ya da uyuşturucu müptelası...
Ülkemizi kasıp kavurmakta...
Tıpkı ciğerlerimizi yakan son yangınlar gibi...
Gençliği içerden çökerten, aileleri perişan eden, geleceği yok eden bağımlılık ve uyuşturucu meselesi konusunda Külliye, bakanlıklar, tüm siyasi partiler, tüm STK'lar, tüm vakıflar, tüm cemaatler, tüm üniversiteler, tüm sendikalar vd. el birliği, iş birliği içinde koordine olsa...
Bu illetten gençleri kurtarmak için millet olarak seferber olsak...
Keşke... Keşke... Keşke...