İsmailağa Camii nde Sabah namazından sonra sohbet sırasında Bayram Ali Öztürk Hocaefendi nin şehit edilmesinin ardından çok farklı yorumlar yapılmaya başlandı. Bazı çevreler ise bu cinayeti dine ve din adamına saldırı için bahane olarak kullanmak gayretine düşmüş görünüyorlar.
Sözgelimi birtakım densizler olayı rant paylaşımı ve uçkur düşkünlüğü gibi kelimelerle izah etmeye çalışıyorlar. Halbuki ortada daha net olarak tespit edilmiş bir durum yok. Bu konuda araştırma yapmakla görevli kurumların açıklamaları da henüz gelmedi. Dolayısiyle din adamlarını küçük düşürücü yorumlar için bu cinayetin bahane olarak kullanılması düşündürücüdür.
Bu arada gündeme gelen iki farklı yorum daha var ki, sanıyorum bu yorumların açıklığa kavuşturulması da emniyet ve adalet teşkilatına düşüyor. Cinayeti işleyen kişinin cemaat tarafından linç edildiği iddiası ile katilin yanındaki üç kişi ile camiye geldiği ve cinayetin ardından katilin bu üç kişi tarafından öldürülerek delillerin yok edildiği iddiaları gündemi meşgul ediyor.. Bu arada cinayetin hemen ardından Emniyetin düzenlediği raporda ise katilin cinayetin ardından kafasını minbere vurarak intihar ettiği belirtildiği medyaya yansıdı. Bu üç iddia da şu anda iddiadan öte gitmiyor. İddialar üzerine net bir şey söylemek ve tahminde bulunmak insanı yanlışa götürebilir.. Ancak, İsmailağa Cemaatini ılımlı İslam a çekmek için 8 yıl ara ile iki cinayetin işlenmiş olduğu da bir başka iddia. Bir diğer iddia ise katilin tarikat şeyhi olma arzusunun bu cinayete sebep olduğu hususu..
Tüm bu iddiaların birbiri ardı sıra gündeme gelmesi olayın üzerindeki sis perdesini kalınlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Halbuki, birtakım senaryolarla olayın üzerindeki sis perdesini kalınlaştırmak değil, o perde kaldırılarak gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak gerekiyor. Ne var ki, bazı çevrelerin din karşıtlığı ve din adamına duydukları öfke sebebiyle ortaya attıkları farklı iddialar bilinmezleri artırıyor.
Bu bakımdan özellikle katilin camiye yanındaki 3 kişi ile birlikte geldiği ve cinayetin ardından yanındakiler tarafından ortadan kaldırıldığı iddiası doğru ise o takdirde ortada uluslararası bir komplonun olduğunu söyleyebiliriz.
Uluslararası komplo ise bir yandan CIA ya öbür yandan Mossad a kadar dayanabilir. Bu iddia doğru kabul edildiği takdirde işin ucunu Büyük Ortadoğu Projesi ne kadar dayandırabiliriz. Demek istediğim o ki, bu cinayetin şu ya da bu çevreler tarafından düzenlenmiş bir komplo ve provokasyon olarak nitelendirdiğimiz takdirde yapacağımız yorum ve değerlendirmeler ister istemez uluslararası boyut kazanacaktır. Bu ise bizi dostumuzu, düşmanımızı yeniden belirlemeye zorlar.
Meseleye bu açıdan baktığımızda bu cinayetin birtakım ideolojik saplantılara alet edilmeye çalışılması ciddi bir tehlike oluşturur. Soldan bir kişi katledildiğinde nasıl ki bazı çevrelerin günlerce İslam aleyhine sloganlar atmasının ardından sonraki günlerde olayın birtakım gizli güçlerin işlediği anlaşılmış ise bu cinayetin ardından da bazı gizli güçlerin çıkması ihtimal dışı değildir. Bu bakımdan acele ile çeşitli yorumlar yaparak toplumun kafasını karıştırmanın ve olayın üzerindeki sis perdesini kalınlaştırmanın kimseye yararı olmadığı gibi sadece zararı olacaktır.