CAMİ CEMAATLERİ NİÇİN ARTMIYOR?

Abone Ol

Bazı büyük veya merkezi camilerin cemaatinin çok olduğuna

bakılırsa yazımızın başlığı yadırganabilir. Ancak mahalle veya küçük köy

camilerine bakılırsa başlığımız hemen takdir edilecektir. 50-60 Haneli bir köy

camiinde hiç değilse yatsı namazında 10-15 kişilik bir cemaat olmalıdır.

Evlerin seyrekliği yahut camiye uzaklığı etkili olabilir amma 60-70 hanelik bir

köy camiinde yatsı namazlarında 15-20 kişi bulunmuyorsa halk ile cami arasında

bir kopukluk var demektir. Her tarafın karlarla kaplı olması bir mazeret olsa

da cemaatin bu kadar az olmasının savunulacak bir tarafı yoktur

Bir süre için Avrupa ya gideceğim için bir veda mahiyetinde

de olsa bazı imam efendileri ziyaret ettim. Bazılarının camilerinde akşam ve

yatsı namazlarında bir kişiden başka cemaat yoktu. Bu durum imamlardan

kaynaklanabilir denilebilir ama ziyaret ettiğim imam efendiler tanıdığım ve

güvendiğim elemanlardı. Öyleyse mesele başka bir sebepten kaynaklanıyor

diyebiliriz.

18 Yıl Kur an kursu öğretmenliği, 7-8 yıl imamlık ve 16

yıl da müftülük yapmış bir kimse olarak küçük mahalle veya köy camilerinde

cemaatin eksikliği imametin tekniğindeki eksiklikten kaynaklandığnı

söyleyebilirim. Tekirdağ/Malkara da müftülük yaparken hemen her gittiğim camide

imamlık yapar kısa bir aşir okuyup onu veya namaz içinde okuduğun ayetleri

açıklardım. Bu sitilin çok faydalı olduğunu söyleyebilirim. Bu arada arkamdan

bazılarının Yahu bu müftünün namaz kıldırışından çok haz alıyorum dediklerini

duyuyordum. Hatta bunların benim gideceğim camileri tesbit edip oraya gelemeye

çalıştıkları da söyleniyordu.

 Emekli Olduktan ve

Akçakoca ya yerleştikten sonra ilk müftüsü olduğum Kaynaşlı ya gittiğimde şimdi

rahmetli olan Esnaf Odası Başkanı Kemal Korkmaz ısrarla, Her hafta gel bize

bir namaz kıldır, senin kıldırdığın namazdan çok zevk alıyoruz, arabanın

benzinini biz koyarız demişti, Tabii ki ben kabul edemedim inşaellah ayda bir

gelir size namaz kıldırır, vaaz da yaparım demiştim ama bunu bile

gerçekleştiremiyoruz.

Bu tecrübelerime dayanarak diyorum ki: İmam efendilere

hizmet içi eğitim verilirken namaz kıldırma tekniği de verilmelidir.

Tekbirlerin alınışı, temsilerin söylenişi ve bu tekbir ve temsilerin hareketle

birlikte başlayıp yine hareketli bitmesi, yani hareket bitmeden tekbirlerin

teleffuzu bitmemelidir. Bunun yapılışı anında da imam efendinin çok dikkatli

olması gerekeceği açıktır. Ama cemaati artırmak içen bu gayret gösterilmelidir.

Kanaatime göre namazda imametin teknikleri aşere-takrip derslerinden daha

önemlidir.

Diyanet camiasında 41 yılı aşkın bir süreyle görev yapmış

bir meslektaş olarak bu teklifimin kabul edileceği ümidiyle ilgililere saygı ve

sevgilerimi sunuyorum.