Çalışan kazanır

Abone Ol

Bizim bir tenimiz bir de canımız vardır. İkisi de var olduğuna göre gıdaya ihtiyaçları vardır.

Tenimiz topraktan geldiğinden gıdası da topraktan gelir. Canımız Rabbimizden geldiğinden gıdası da Rabbimizden gelir. Kur an bizim canımızın gıdasıdır.

Tenimizin gıdasını bazı karaborsacılar tekellerinde tutup fakirlerin hakkını gaspettikleri gibi canımızın gıdasını da kafirler kapatarak ona giden bütün yolları keserek insanları cehenneme yollama çeteleri kuruyorlar.

İşte Müslümanlar bugünlerde insanların olduğu her yerde bulunarak hem tenlerin gıdasını sömürenlere karşı, hem de canların gıdasını kapatanlara karşı mücadele vermelidir.

Yeryüzünde Kur an ın küçük çocuklara öğretilmesinin yasak olduğu tek ülkede yaşamaktayız.

Yer sofrasında yiyecekler sunan, gök sofrasından yağmurlarla içecekler sunan ve kıpırdayan canlının rızkını veren er-Razzâk olan Allah tır. "Yeryüzünde kıpırdayanın rızkı Allah a aittir" (Hud 6) buyurur.

Ekmek için ekmek gerek. Ateş için çakmak gerek. Durmayıp kıpırdamamız, çalışmamız gerek.

"er-Razzâk" olan Rabbimiz toprağı ekmeğe, domatese, elmaya, limona dönüştürüyor. İnsanlık ailesi binlerce yıldır toprağı altın yapabilmek için "simya" ilmiyle uğraştı başaramadı. Ama Rabbimiz bize faydalı olanları, faydası oranında yarattı. Tenimiz topraktan geldiğinden gıdası da topraktan geliyor ve yine ölünce toprağa dönüyor.

Canımız ise Rahman dan geldiğinden gıdası da Rahman dan gelir. Tarih boyunca Peygamberler ve getirdikleri kitaplar da ruhumuzun gıdasıdırlar.

Tenimiz suni, yapay gıdaları değil, tabii gıdaları istediği gibi canımız da yapay fikirleri değil, ilahi emirler yasaklar ve tavsiyeleri ister.

Ekmeği göğsümüzün üstüne sarsak midemiz doymaz. Kur an ı da başımızın üstünde tutsak ruhumuz doymaz. Onu iman olarak kalbimizin en derin yerine koyacağız ve amel-eylem çiçekleri şeklinde dışımızda meyve verecek.

Aynı akıla, bedene, kültüre ve çalışmaya sahip iki kişi bir zaman sonra birinin zengin olduğunu, öbürünün iflas ettiğini görüyoruz.

Çok çalıştığı halde zengin olamayanı gördüğümüz gibi, az çalıştığı halde zengin olanı da görüyoruz.

"İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır" (Necm 39)

Çalışırız. Zengin olursak şükreder, zekatla, sadakayla dağıtırız. Fakir olursak sabreder, şükreder çalışmaya ve kimseye yük olmamaya devam ederiz ve karşılığını sevap olarak yine alırız. Çalışan her halükarda kazanır. Hem bu dünyada hem ahirette kazananlar olduğu gibi bu dünyada çalıştığı halde kazanamayanlar kesinlikle ahirette kazanırlar.

Kimse gönül rızasıyla fakir olmak istemez. Ama olunuyor, çalışıyor, çabalıyor ve yine fakir kalıyor. Rabbimiz bunun hikmetini: "Onların dünya hayatındaki geçimliklerini biz taksim ettik. Birbirlerine iş gördürsünler diye bir kısmını diğerleri üzerine derecelerle üstün kıldık" diyerek haber veriyor. (Zuhruf 32)

"Her akıl bir olsa koyuna çoban bulunmazdı" diye bir atasözümüz var. İnsanlık ailesinin terziye, marangoza, ustaya, doktora, hocaya ihtiyacı var. Akıllar, zevkler, kuvvetler denk olsaydı herkes aynı şeyi yapar ve dünya çekilmez olurdu.

Çalışmaya devam edelim. Rabbimiz in taksimine razı olalım. Yine çalışalım. Çünkü helal mal kazanmak için çalışmak bir mü min için ibadettir.

Bülbül ün, Kartal ın, Karınca nın, Fil in, Hamsi nin, Balina nın vücutlarına uygun olarak rızklarını taksim eden Rabbimiz bütün insanlığa yetecek rızkı da yaratmaktadır.

Rabbimiz yeryüzünü bizim için yarattığını "O, yeryüzündekilerin hepsini sizin için yarattı" (Bakara 29) diye haber verir ama "Yeyiniz, içiniz israf etmeyiniz. O israf edenleri sevmez" (A raf 31) diye sınır koyar.

Peygamberimiz, rızk konusunda kuşlar gibi olmamızı ister ve şöyle der: "Siz Allah a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları doyurduğu gibi Allah sizi de doyururdu. Kuşlar sabah erkenden aç giderler, akşam tok olarak dönerler" buyurur. (Tirmizi, Zühd, Hadis 2345, İbni Mace, Zühd H. 4164)

İşinizin durumuna göre erken vakti ne ise ona göre davranacaksınız, kuşlar gibi kanat çırpacaksınız ama eve dönünce yarını düşünerek ailenin ağzının tadını kaçırmayacaksınız. "Sabahın sahibi var" deyip tevekkülle geceleyeceksiniz.

Hz. Adem den beri milyarlarca insan geldi geçti yeryüzünden bir avuç eksiltemedi. "Allah ın nimetlerini saymakla bitiremezsiniz." (İbrahim 34)

O nimetlerden kazanmaya çalışın. "Kaybettiğinizde yerinmeyin, çok verdiğinde sevinmeyin." (Hadid 23)

Ekmek için ekelim. Ekmek sayısınca insan değil, insan sayısınca ekmek üretelim. Adil bir şekilde yardımlaşalım. O zaman Rabbimiz bizi hesap etmediğimiz yerlerden de rızıklandırır.