Çakıldık ama notumuz arttı!

Abone Ol

Siyasi iktidarın zaman zaman yok hükmünde saydığı,

ancak ağızlarının içine bakmaktan da geri durmadığı kerameti kendinden menkul

kredi derecelendirme kuruluşlarından birisi, Türkiye nin notunu arttırınca

belli çevreler yine zafer çığlıkları atmaya başladı. Gerçeklerle bağdaşmayan

yorumlar ve ipe sapa gelmeyen övgülerle manzara-i umumi yerine kerameti

kendinden menkul bir kuruluş üzerinden pembe tabloları gözümüze sokmaya devam

ettiler.

Hiçbir mesele üzerine bir dakika bile düşünmemeyi ve

sorgulamamayı marifet sayan kimselerin de katıldığı bu sahte zafer korosu ,

söz konusu kuruluşun hangi gerekçelerle bir not artışına gittiğini de

önemsemiyorlar. Biraz sorgulayanları da klasik olarak çekememekle itham

edebiliyorlar ki, ortada bir başarı yokken neyin çekememezliği diye de sormak

mümkün tabii.

Küresel krizin etkisiyle 2009 da yüzde 4.7 küçülmenin

ardından 2010 da yüzde 9.2 ve 2011 de de yüzde 8.8 büyüyen ekonomik büyümenin,

2012 de yüzde 2.2 olmasını bile başarı sayanlar çıkabildi. Oysa ki hedef önce

yüzde, sonra da revize edilmiş haliyle yüzde 3.2 ydi. Hedeflerin ikisi de

tutmadı. Önceki yıllardaki büyüme rakamları yüksek olsa da, sağlıklı olup

olmadığı tartışılır elbet. Büyüdükçe yapısal sorunların da azması elbette bir

gerçektir ve yapısı gereği borçla büyümekte olan ekonomi de arzulanan bir

durum değildir. Ancak, özellikle reel sektör ve ticaret kesimi için çok kötü

geçen 2012 deki sert düşüş tablosu da, çarkları durma noktasına getirmiş

durumdadır.

Hükümet çevrelerinden ısrarla pompalanan yumuşak iniş

söyleminin iflas etmesi, 2012 senesinde hiçbir hedefin tutmaması (bütçe açığı,

enflasyon vs) ve işsizliğin yeniden çift hanelere yükselmesi gibi sorunlar

yeniden baş gösterirken, kerameti kendinden bir kuruluşun açıkladığı not

artışı , alenen Türkiye yi kafakola alma girişiminin bir ürünüdür. Kuruluşun

not artışının gerekçeleri arasında çözüm süreci ne yer vermesi, PKK ile masaya

oturmaktan İsrail le ilişkilerin yeniden düzelmesine kadar girift bir sürece

giren Türkiye ye bir aferin teşekküründen farksızdır.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Hazine eski

Müsteşarı Faik Öztrak ilginç bir noktaya değiniyor ve şöyle diyor: Not

artışına bir de siyasi gerekçe konmuş ki ilginç. Son dönemde kredi

derecelendirme kuruluşlarının, siyasi gerekçelerle not değişiminde bulunması

sık rastlanır hale geldi. Biliyorsunuz kredi derecelendirme kuruluşu Fitch,

kara para ve terörle mücadele yasasının çıkması için TBMM nin önüne bir takvim

koymuştu. Bu takvime uygun şekilde TBMM gerekli düzenlemeyi çıkardı. Şimdi de

diğer bir derecelendirme kuruluşu Standard and Poor s, Hükümetin Kürt sorununun

çözümünde geldiği noktanın da, not artışında etkili olduğunu ifade ediyor. Bu

durumda akıllara ister istemez şu soru geliyor. Türkiye derecelendirme

kuruluşları aracılığıyla uygulanan bir havuç ve sopa gösterme politikası ile

mi muhataptır

Küresel sistemin ve egemenlerin dümen suyundaki bu gibi

kuruluşların açıklamalarının siyasi odaklardan belli ki etkileniyor. Türkiye ye

son dönemlerdeki istenen davranışları sebebiyle bir bakıma teşekkür eden ve

ödüllendiren bu gelişmelerin, gerçek ekonomik tabloyla uzaktan yakından bir

ilgisi yok yoksa. Cari açıktaki geçici düzelmenin ekonomi biraz hızlandıkça

yeniden bozulacağı da meydanda, ekonomideki açıkların kapatılabilmesi için

gerekeli dış kaynağa olan ihtiyacın arttığı da. 2010 ve 2011 de çok yüksek cari

açık vererek yüksek büyüme rakamları elde eden Türkiye, 2012 de bunun bedelini

ödedi bir bakıma.

2011 deki 77 milyarlık rekor cari açık üzerine 2012 de

yumuşak iniş senaryosu hayata geçirildi ve cari açıkta geçici olarak daralma

bir başarı gibi görüldü. Bu sefer de ekonomide çarklar durma noktasına geldi.

Ki 2012 de ticaretteki büyüme sadece ve sadece yüzde 0.1 olarak gerçekleşti.

Bir tarafı düzeltmeye çalışırken öteki tarafın bozulması, ekonomideki

kırılganlığın ve sağlıksız yapının bir göstergesi. Gelin görün ki,, ekonomiye

bakışında önceliği finans kesimine veren siyasi iktidar, not artışı

vesilesiyle yurtdışından gelebilecek olan gel-geç sermayenin hesabını yapmaktan

ne reel sektörün sıkıntısını, ne de ekonominin sağlıksız yapısını görebiliyor.

Kerameti kendinden menkul kuruluşların açıklamalarının ardına sığınıp ne kadar

da iyi yoldayız güzellemeleriyle durumu geçiştiriyorlar maalesef.