Cahit Koytaka sorsaydım

Abone Ol

Kimsenin itirazı olmasın, hele şairler cemaati hiç

kıskanmasın,  son yüzyılda bizim

şiirimizdeki ilk çığır açıcı Cahit Koytak’tır.

Bu gerçeğin mührünü aslında İlk Atlas’la vurmuştu Koytak.

Ama belli ki başka deliller de istendi kendisinden. Kuşkusuz, alenen yapılacak

kadar cesur bir talep değildi bu.

Cahit Koytak kesinlikle bunlara cevap olsun diye değil

-çünkü onların fısıltılarını duyacak değildi, çünkü hastalıklı kanonik yapıya

hiçbir zaman eyvallah etmemiştir- yazdığı şiirler ve yayınladığı kitaplarla,

kendisinin şiirden bir dünya olduğunu yerden göğe bütün kâinata gösterdi…

Onun bu mütevazı, fakat bir o kadar da devasa şiir hareketi

kimi nasıl etkilemiştir, umurumuzda değil. Bize yansımasını söyleyelim fakat:

Okuyoruz ve hayranlığımızı saklamıyoruz.

Fırsatımız olsaydı, bu hayranlığı Cahit Koytak’a alışılmışın

ötesinde bir yöntemle, mesela sorular sorarak bildirmek isterdim. İlginç bir

deneme olurdu değil mi, sorular sorarak

Hangi soruları sorardım şairimize; onu ne gibi sorularla baş

başa bırakırdım, biliyor musunuz

Nereden bileceksiniz, bilemezsiniz!

***

Sorabilseydim, şunlara benzer sorularla soru yağmuruna

tutardım Cahit Koytak’ı:

1. “Taha”nın “asa”sına dayanarak çıktığınız yolda, görüyoruz

ki hiç aksamadınız. Bunu Kur’an’la olan mesainizle mi başardınız Dahası siz

şunu cevaplayın: Şairin vahiyle irtibatı ne olmalı, nasıl olmalı, niçin

2. “Futbol Oynayan Çocuklar”ın kondisyonlarını nasıl da

sağlam kılmışsınız, o çocuklar hâlâ futbol oynuyor, yağmur golleri yutsa da

durmadan. Şuraya geleceğim: Şiir ve tasvir… Şiirde tasvirin yeri nedir; tasvire

sırt çeviren bir gelenek de ortadayken

3. Kızlar için gökten “Alkış kamçı ve günah” yağdırdınız,

“Huş ağacı hakkında bilgi top”lamaya kalkıştınız, “Nuh’a gemi resimleri”

yaptınız, “Vitrincinin destanı”nı yazdınız. Ama biz sizin “generallerin niçin

sokağa çıka”mayacağına dair tespitlerinize takılıp kaldık. O şiirde sokağa

çıkamayan generalleri şöyle mahkûm etmiştiniz: “Sokağın üstündeki sahanlıktan /

geçip giderler / helikopterlerle teyyarelerle”. Şimdi sıkı durun üstad: Size

“Uludere Uludere”yi yazmak zorunda bırakan bu alçak “teyyare” sahiplerini

uçurur muydunuz şimdiki aklınız olsaydı Yoksa daha farklı bir şekilde mi yerin

dibine boylatırdınız o alçakları

4. Söz Uludere’den açılmışken, “Uludere’de Allah’ın

göklerini bombalarla yırtarak / Allah’ı seven Kürtlerin başlarına yıkan

tağut’a” karşı hangi fiili sergileyelim Destanınızı bir marş edasıyla okusak

ve vursak yüzüne yüzüne, yüzünü Allah’tan çevirenlere, izin verir misiniz ey

şair

5. Gazze Risalesi’nde anlatıcı olarak kendinizi “Filistinli

bir şair” olarak takdim ediyorsunuz. Ayrıca şairlerle hamile anaları benzer

tutuyorsunuz. Bununla birlikte sesinizi “bizim mahalledekiler”e dahi

duyuramadığınızdan söz ediyorsunuz. Çığlığınıza kulak kesilenlerin olmadığı bir

ortamda, “Filistinli” “hamile” bir “ana”/“şair” olmak nasıl bir şey;

sorumluluğunuz ve yükünüz ağır mı

6. Tel Avivli Josef’e de mektup yazmışsınız, Gazze

Risalesi’nde; sonraki zamanlarda da görüldü, Josef duymadı sizi, ne

düşünüyorsunuz

7. Yoksulların ve Şairlerin Kitabı’nda “Demirci Çırağı”na

şunu söyletiyorsunuz: “Düşünceyi balyoz gibi kaldırıp / Nakış nakış kar

taneleri halinde / İndirmemi istiyor ustam, / Sırça sarayların üzerine.” Şiirde

düşüncenin yeri yurdu hakkında ne düşünüyorsunuz

8. “Moğol Paşası-Acem Şairi” adlı şiirinizde, memlekette

yaşanan tarihî bir sürecin yansıması var. Gerçek tarihin şiire birebir

denebilecek bir tarzda yansımasını nasıl karşılayalım Yahut yaşananların edebî

metindeki yeri ne olmalı

9. “Şairlerin Tanrısı”nda “Tanrı’nın ellerinden kaynayan

ışık” önemli bir metafor olarak görülüyor. Allah’ın fiilleriyle insanın

fiilleri arasında ne türden bir ilişki kurulabilir

10. “Tanrı’nın yaratma sanatına benzeyen / Tanrı’nın yok

etme sanatına benzeyen / Tanrı’nın, tekrarlana tekrarlana güzelleşen, /

Zarifleşen, zenginleşen doğaçlamalarına / Cazdan daha benzeyen sanat var mı ”

diyor ve böylece Cazın Irmakları kitabınızda Allah’ın yaratma sanatıyla “Caz”

sanatı arasında yüksek bir benzerlik ilişkisi kuruyorsunuz. Bu kitapta caz

sanatının üstatlarını Müslüman bir gözle yeniden üretiyorsunuz. Bir şair olarak

böylesi bir tasarrufta bulunma hakkınız var mı

11. Buna bağlı bir soru, şöyle deniyor üstad, galiba arkadan

arkaya size kızıyorlar: “Türkü durup dururken şimdi nereden çıkardı Cahit bu

caz edebiyatını ”

12. Şiir ile Hakikat’in sentezinden ne doğar Yeni

Başlayanlar İçin Metafizik neye tekabül ediyor, sizde

13. Bilim ve sanat bize ölümsüzlük vaat edip duruyor; kendi

adıma aldanmıyor değilim bu vaatlere. Ne dersiniz, siz de aldanıyor musunuz

14. Sehl-i mümteni… Şiiriniz için bu söylenebilir külliyen.

Nasıl elde ettiniz bu söyleyiş ustalığını, kimlere çalıştınız, geçmişten

bugüne, taliplisi olduğunuz dersler nelerdi

15. …………………….

***

Eyâ Üstad, size soracağım sorular bu kadar değil. Fakat

denir ya, yerim bitti. Bir başka bahara, bahtımız yaver giderse, devam ederiz

olmaz mı sorulara

İletişim bilgilerimiz: P. K. 205, Ulucami, Bursa -

facebook.com/cevat.akkanat - twitter.com/cevatakkanat