Çağlayan'daki Peygamber Sevgisi

Abone Ol

Çağlayan da yüzbinleri toplayan Peygamber sevgisi idi. Hem içerideki, hem de dışarıdaki kaba insanlara, sevginin en görkemlisi gösterildi. Bütün övgülere lâyık olan sevgili Peygamberimiz, dünya Müslümanları için hâlâ yüreklerde yaşıyordu. Bu sebeple genç, ihtiyar, çocuk miting alanına aktılar ve tarihe kaydettiler ki; çirkin kişiler; güzeller güzeli Peygamberimizin çağları aydınlatan ışığını asla kesemezler.

Son Peygamber Rasulallah öyle bir yaşam modeli olmuştu ki; diğer din mensupları için bu hazmedilemez bir durumdu. Devlet başkanı, orduların komutanı Peygamberimiz evinde hem mühendis hem de işçi idiler. Kendi işlerini kendileri yapacak kadar dünyanın en mütevazısı olma unvanını da elde etmişlerdi. Bu sebeple sade konutlarında; ortalığı süpürür, keçileri sağar, ayakkabılarını tamir eder, söküklerini kendileri dikerlerdi. Çok hanımla evliliğini bugünün beşerî anlayamayıp, Onu haksızca eleştirirken, Kainatın Efendisi hane-i saadetlerini bir okula çevirmişlerdi. Müminlerin anneleri gördükleri muameleyi insanlara anlatmakla görevlendirilmişlerdi. Ki Peygamberimizi bize en iyi tanıtanlardan biri de Hz. Aişe dir. 2210 hadis ile, en çok hadis rivayet edenler arasında dördüncüdür. Tarihin kaydettiği zekâ abidesi bu bilgin annemiz hafızasına yüzlerce şiir almış, 160 beyitlik bir kasideyi ezbere okuyabilmekte idiler. Râsul-i Ekrem in en büyük talebelerinden idi ve evlilikleri dokuz yıl sürmüş, Peygamberimizin vefatından sonra 47 yıl gibi uzun bir süre yaşamışlardı. Hz. Aişe, sahabeye ders vermiş ve Rasulallah dan gördüğü bütün bilgileri nakletmişlerdi. Urve b. Zübeyr in dediği gibi "Tıbbı, şiiri ve fıkhı Hz. Aişe den daha iyi bilen birini görmedim" sözü bütün gerçeği açıklamaktadır.

Rasulalalh aile hayatında, eşleri ile sohbet eder, hatırlarını sorar, ihtiyaçlarını öğrenir, aralarında ayrım yapmazlardı. Çok sık olarak dişlerini misvaklarlardı. Hz. Aİşe ile koşu yapıp yarışacak kadar, yaşamın kalbinde idiler. Hatta bir bayram günü, Hz. Aişe nin ensâr dan iki kızla birlikte eğlendiklerini, def çalıp şarkı söyleyen kızların rahatsız olmaması için Rasûl-i Ekrem in (s.a.v) sedire uzanıp yüzünü de örttüğünü; fakat bu hâli gören Hz. Ebû Bekir in, kızını azarlayarak Peygamber in (s.a.v) yanında böyle şeyler yapılır mı, demesi üzerine, Rasûlullah ın O na müdahale ederek, onları rahat bırakmasını söylemesi engin hoşgörüsünün bir örneğidir. Yine böyle bir bayram günü Mescid-i Nebevi de harp oyunları gösterisi yapan Habeşlileri seyretmek üzere Hz. Aişe yi beraberinde götürdüğünü, O nu arkasına alarak ve rahatça görmesini sağlamak üzere öne doğru eğilerek gösterileri seyrettirdiğini görmekteyiz.

Hz. Aişe nin naklettiği bir hatıra da hayli enteresan ipuçları verir. Bir gece Hz. Aişe nin uyuduğunu zannederek yavaşça kalkar, cübbesini giyip, ses çıkarmamaya çalışarak ayakkabılarını alır, kapıyı sessizce açıp, dışarı çıkınca aynı dikkatle kapıyı kapatır. Oysa Hz. Aişe uyumamıştır. Rasulallah ın diğer hanımlarından birinin yanına gittiğini dünşünüyordur. O da hemen kalkar, üstünü giyinir. Tesettürüne bürünür. Hz. Peygamberin peşine takılır. Bakî mezarlığına kadar O nu takib eder. Râsulullah ın orada üç defa ellerini kaldırarak dua ettiğini görür. Hz.Peygamber geri dönünce, o da döner, süratle yürümeye başlar, ondan önce eve girip yatağa yatar. Fakat hızlı hızlı nefes alması, Hz.Peygamberi meraklandırır. Neden bu durumda olduğunu sorunca Hz. Aişe, "Birşey yok" der. Hz. Peygamber "Ya söylersin, yahut herşeyden haberdar olan Allah bana bildirir" deyince olanı itiraf eder. Rasulullah, "Allah ve Rasûlü nün seni aldatacağını mı sandın" der ve açıklar; yatağa girdikten sonra Cebrail (a.s.) gelmiştir, fakat Hz. Aişe soyunmuş olduğu için içeri girmemiştir. O nun duymayacağı bir tarzda konuşmuşlar, Cebrail in (s.a.) O ndan Baki de yatanlara mağfiret dilemesini istediğini, bu sebeple kendisini rahatsız etmemeye dikkat ederek yavaşça kalkıp gittiğini söyler. Gelen Cebrail (a.s) bile olsa, Hz. Peygamber eşinin istirahati ve uykusuna zarar vermemek için telâşla dışarı çıkmıyor, dikkatli ve yavaş hareket ediyordur.

Bir önceki kadim dinde olan ruhbanlığa geçit vermemek için, evliliği tavsiye eden Peygamberimiz, coğrafyanın geleneği gereği birkaç hanımla evlenmişlerdi. Mü minlerin anneleri olan bu hanımlar ise, dinde ayıp olmayacağı gerçeği ile, Rasulullah tan gördüklerini insanlara aktarmışlardı. Meymûne Vâlidemiz, bir gün Abdullah b. Abbas ı saçı başı dağınık görünce, nedenini sorar. O da hanımı hayızlı olduğu için başına gerekli şekilde bakamadığını söyler. Hz. Meymûne hayretle "oğlum, biz hayızlı iken, Peygamber yanımıza gelir, bize yaslanarak Kur ân okurdu" demiştir. O günün yahudisi, hayızlı eşini, evine bile sokmayarak, ev dışında bir yerde ikamete mecbur ederken, Hz. Peygamberin eşinin dizine yaslanarak Kur ân okuması, kadın hakları hususunda getirdiği saygın tutumlardan bir başka göstergedir.

Kadın haklarına, çocuk haklarına kattığı değerler ne kadar anlatılsa da azdır. Bugün hâlâ Müslümanlar, Peygamberimizin büyük ahlâk kurallarına, insani duyarlılığına nezaket ve inceliğine ulaşamamışlardır. Sevindirici olan, O nun hayatını okuma, anlama merakının gittikçe genişlemesidir.